Eski CNN sunucusu Don Lemon, editoryal bağımsızlık anlaşmazlığı dolayısıyla uzun yıllar çalıştığı CNN’den ayrılmış ve YouTube’da bağımsız habercilik yapmaya başlamıştı.
Lemon, ABD'nin Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Teşkilatı ICE'nin Trump'ın emriyle başlattığı göçmen avına karşı on binlerce kişilik gösterilerin dalgalar halinde sürdüğü Minnesota’da bir protestoyu kamerayla takip ettiği sırada 18 Ocak’ta federal yetkililerce gözaltına alındı.
Protesto St. Paul'deki Cities Kilisesi’nin ICE ile iş birliği yapmakla suçlanan başrahibine karşıydı. Lemon olay yerinde olduğu için başkalarıyla birlikte gözaltına alınmıştı. Ancak savcılığın Lemon ve diğer gözaltına alınanlara yönelttiği suçlamalar yerel “Sulh Ceza Yargıcı” tarafından makul gerekçe bulunmadığı gerekçesiyle kabul edilmedi ve gazeteci serbest bırakıldı.
Adalet Bakanı devrede
Yargıcın kararına karşı Savcılık üst merci olan federal büyük jüriye (grand jury)’ye giderek yeni bir iddianame çıkarttı.
Adalet Bakanı Pam Bondi de, Lemon ve üç başka kişiyi “Cities Church protestosu ile bağlantılı” olarak tutuklama talimatını federal ajanlara kendisinin verdiğini açıkladı. Lemon bu talimat üzerine 29 Ocak’ta federal yetkililerce başka bir haberi izlemeye geldiği Los Angeles’ta göz altına alındı.
Ancak ikinci kez hâkim karşısına çıkartılan Lemon Los Angeles'taki yargıç tarafından da herhangi bir kefalet ve idari tedbir koşulu olmadan serbest bırakıldı. Ancak gazeteciye yüklenen federal suçlamalar devam ediyor. Lemon 9 Şubat'ta mahkemeye çıkacak
Olay, Amerika’da basın özgürlüğü ve gazetecilik faaliyetleri ile federal medeni haklar arasındaki sınırları yeniden tartışma konusu yaptı.
Federal “Medeni Haklar" ve "İbadet Özgürlüğü"nü ihlal iddiaları
Federal savcılar, Lemon’a ve üç başka kişiye başkalarının anayasal haklarına müdahale ve
İbadet özgürlüğünü engellem suçlaması yöneltiyor. Suçlamalar, 18 Ocak’ta Cities Kilisesi’nde düzenlenen ICE karşıtı protestoda kilisede ayinin kesintiye uğraması iddiasıyla bağlantılı.
Trump yönetimi ve Adalet Bakanlığı, protestocuların kilisede ibadeti kesintiye uğratırken Lemon’ın protestocularla “koordinasyon içinde hareket ettiğini” iddia ediyor.
Don Lemon:“Gazeteciyim; gazetecilik suç değildir"
Lemon, Los Angeles’ta mahkemeye çıkarılırken ve ardından basın mensuplarıyla konuşurken savunmasını net bir şekilde dile getirdi: “Beni susturamazlar”
Lemon, 30 yıldır gazetecilik yaptığını belirterek şunları söyledi:
"Tüm meslek hayatımı haberleri takip ederek geçirdim. Şimdi durmayacağım. Özgür ve bağımsız medyanın gerçeği aydınlatması ve iktidardakileri hesap vermeye zorlamasının bundan daha önemli bir zamanı yok."
Lemon’ın avukatı Abbe Lowell da aynı doğrultuda konuştu:
"Don 30 yıldır gazeteci ve çalışması anayasal olarak koruma altında … her zaman yaptığındanbaşka bir şey yapmıyordu… Anayasanın Birinci Değişikliğe yönelik bu eşi benzeri görülmemiş saldırı … kabul edilemez."
Mahkeme kararları: Serbest bırakılma kararı ve dava süreci
Lemon’ı Los Angeles’ta kefaletsiz serbest bırakan federal yargıç, davanın 9 Şubat’ta Minneapolis’te görüleceğini belirtti.
Lemon’un tutuklanması, medya özgürlüğü savunucuları ve sivil hak örgütlerince basın özgürlüğü hakkının ve birinci anayasa değişikliği’nin ihlali olarak nitelendi. İnsan hakları savunucusu Al Sharpton gibi kişiler, federal hükümeti Anayasa'nın Birinci Değişikliği’ne saldırmakla suçladı. ("ABD Anayasası’nın Birinci Değişikliği" ABD'de Anayasa Hukuku söyleminde devletin düşünceyi, haberi ve itirazı suç saymasını yasaklayan temel güvenceyi, Anayasa'daki yeriyle açıklayan bir klişe.)
Ayrıca medya çevreleri, savunma cephesinde Lemon’ın basın mensubu olarak yaptığı haber takibinin anayasal olarak korunmuş bir faaliyet olduğunu vurguladı.
Don Lemon’ın gözaltına alınması ve federal suçlamalarla karşılaşması, ABD’de basın özgürlüğü ve federal sivil haklar yasaları arasındaki gerilimi Adalet Bakanlığı elinde bağımsız gazeteciliğe karşı silah haline getirilmesini yeniden gündeme taşıdı.
Gerilimin kaynağı
Kilisedeki protesto sıradan bir dinî tören olan ayinle değil, bu ayini yöneten kişinin ABD’nin göçmen politikalarıyla bağlantılı bir kişi olmasıyla ilgiliydi.
Göstericiler, Hristiyanlık, ibadet özgürlüğü, ya da kilise cemaatini değil kilisenin başındaki kişinin devletin baskı gücünün uzantısı olmasıydı
Minnesota’daki ayin Cities Kilisesi adlı Evanjelik kilisede yapılıyordu. Kilisenin başpastörü aynı zamanda ICE (Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Teşkilatı) ile aktif işbirliği yapmış, göçmen karşıtı uygulamaları açıkça savunmuş bir kişiydi.
Başpastör, sadece Minnesota'da bir ayda iki kişinin hayatına mal olan ICE operasyonlarını “ahlaki ve kutsal bir görev” olarak tanımlamış, göçmenlerin sınır dışı edilmesini dinen caiz diyerek savunmuştu.
Protestocular yasa dışı baskıların dinî bir kürsüden aklanmasını eleştiriyordu. Protestocular, ICE baskınlarının aileleri parçaladığını, Kilisenin bu politikalara ahlaki örtü sağladığını, ibadet mekânının, devlet şiddetinin vaaz kürsüsüne dönüşemeyeceğini savunuyordu.
Bu nedenle eylemi kilise binasında, ayin sırasında, görünür ve rahatsız edici biçimde yapmışlardı.
ABD hukukunda ibadet özgürlüğü anayasal koruma altında olduğu gibi ifade ve protesto hakkı da aynı şekilde anayasal koruma altında
Sorun şu noktada kilitlendi: Protesto “ibadeti engelleme” suçunu mu içeriyor, yoksa kamusal gücün kötüye kullanılmasıyla “nmıyla” iç içe geçmiş bir kurumu teşhir mi ediyor?
Savcılık ilkini, savunma ikincisini savundu.
Don Lemon neden oradaydı?
Don Lemon esasen bu tartışmanın dışındaydı ve protestoya katıldığı iddiasını reddetti. Olayı gazeteci olarak takip ettiğini söyledi. Kamera, mikrofon ve canlı bağlantı ile sahadaydı. Bu nedenle göz altına alınması, "gazeteci protestonun olduğu yerde ne yapar, haber mi protesto mu" sorusunu merkeze taşıdı.
Hak haberciliği açısından her ikisi de haberin merkezinde yer alıyor: Dinsel bir mekanın baskının odağı kılınması halinde protesto meşru mudur sorusu da, bir habercinin böyle bir gerilimi takip etmesi hak değil midir sorusu da, açıkça yanıtlanmayı hak ediyor.
Rahatsız edici protestoların da, bu protestoların takip edilmesinin de hak olduğunda kuşku yok, ama ABD'de de Türkiye'de de bu hakkı kullanmak devletler tarafından kolaylaştırılmıyor. Devletler ne protestoyu seviyor, ne de kutsal örtülerin protesto edilmesinin haberleştirilmesini.
(AEK)

