ABD'de Demokratların 3 Kasım ara seçimlerinde Kongre'nin iki kanadını da kazanmasının arkasında, aylar boyunca işyerlerinde ve mahallelerde sürdürülen geniş bir toplumsal seferberlik vardı. Seçim sonrasında ortaya çıkan veriler ve işçilerin tanıklıkları, bu örgütlenmenin ölçeğini ve gündelik yaşamla ilişkisini gözler önüne seriyor.
Brennan Center for Justice'in araştırmasına göre, ekim ortasına kadar en büyük 40 bağışçı seçim kampanyaları için tam 2,4 milyar dolar harcadı. Bu tutar, 2026 yılı bütçesinde Türkiye İçişleri Bakanlığı merkez teşkilatı için ayrılan yaklaşık 119,5 milyar TL'lik ödenekle aynı büyüklükte. Bağışlar iki büyük partiye yönelse de büyük bağışçıların akıttıkları bu servetin aslan payı Cumhuriyetçilerin kampanyasına gitti.
Bu para gücünün karşısına sendikalar, çalışanlar ve mahalle örgütleri milyonlarca insanla doğrudan ilişki kurarak dikildi.
AFL-CIO Başkanı Liz Shuler, seçimlerin ertesi günü ortaya çıkan tabloyu şöyle özetledi:
“Bu mavi dalgayı sendikalar yarattı. Bu seçimde milyarderlerin parası vardı ama emekçilerin gücü vardı.”
AFL-CIO, ABD'nin en büyük sendikal konfederasyonu. Sanayi, hizmetler ve kamu sektörlerindeki 65 sendikada toplanan yaklaşık 15 milyon işçiyi temsil ediyor. Demokrat Parti'nin ilerici kanadıyla yakın ilişkiler kuran konfederasyon, toplu pazarlık ve ücret mücadelesini göçmen hakları, toplumsal eşitlik ve demokratik özgürlükler savunusuyla birleştiren, geniş koalisyonlara dayalı reformcu sendikacılık doğrultusunda faaliyet yürütüyor.
“Sonunda oy vermekle geçim sıkıntım arasındaki bağı kurdum”
UNITE HERE'nin seçim kampanyasına katılan işçilerden Arizona Eyalet Üniversitesi yemekhanesi çalışanı Ellen Stant, 3 Kasım seçimleri öncesinde sendikasına verdiği demeçte, kampanya boyunca işinden izin alarak mahallelerde seçmenlerle nasıl yüz yüze görüştüğünü anlatıyordu:
“Ben pek siyasetle ilgilenen biri değilim. Ekonomik durumumla oy vermek arasında daha önce hiç bağlantı kurmamıştım.
“Her zaman Demokratlara oy vermiş de değildim. Ama neredeyse evsizler barınağına düşmenin eşiğine geldiğimin farkına varınca, ihtiyacımız olan şeyin büyük şirketleri değil, benim gibi çalışan insanları temsil eden kişiler olduğunu anladım.”
Stant'ın çalıştığı Worker Power örgütlenmesi, Arizona'da seçim öncesinde 235 bin kapı çaldı, 39 bin seçmenle konuştu; çabalarını özellikle seçime katılım oranı düşük kadınlara, yoksul hanelere ve farklı etnik topluluklara yöneltti.
“Sosyal yardım verdiğimiz insanlar kadar yoksuluz”
Ohio'nun Lorain bölgesinde şubattan beri grevde olan sosyal hizmetler çalışanı Gina Jones, seçim öncesinde The Guardian'a yaptığı açıklamada artık aldığı ücretle yaşayamaz hale geldiğini anlatıyordu:
“Artık geçinmeye yetecek kadar ücret ödemiyorlar. O eskidendi.”
Jones'un çalıştığı kurum, bölgenin en yoksul ailelerine yardım ulaştırıyor. Ne var ki kurumun kimi çalışanları da bu yardımlar olmaksızın yaşayamayacak kadar düşük ücretler alıyor. Dahası, ailesinin bugünkü düzeyde sağlık hizmeti almaya devam edebilmesi için Jones'un ödemesi gereken sigorta primi aylık 35 dolardan 600 dolara çıkmak üzere.
Michigan'da United Auto Workers (UAW) sendikası üyesi 27 yaşındaki otomotiv işçisi Bailee Porter da Demokrat senatör adayı Abdul El-Sayed için kapı kapı dolaşıyordu. Porter'ın gündeminde de hayat pahalılığı vardı:
“Yiyecek, benzin... Elektrik faturalarını hiç açmayayım!”
Missouri'nin St. Louis kentinden sağlık bakım çalışanı Shunda Whitfield'ın sorunu daha da yakıcıydı:
“Bazen ilaçlarımla eve götüreceğim ekmek arasında seçim yapmak zorunda kalıyorum.”
Sendika gönüllüleri 16 milyon seçmene ulaştı
AFL-CIO'nun seçim sonrası verilerine göre on binlerce sendika gönüllüsü 35 eyalette 16 milyondan fazla sendikalı seçmene ulaştı. Konfederasyonun aktardığı çıkış anketlerine göre sendikalı hanelerde Demokratlar, Cumhuriyetçilerin 21 puan önüne geçmişti.
AFL-CIO, seçim sonuçlarını özetlediği bilançoda 639 sendika üyesinin 3 Kasım'da Kongre, eyalet ve yerel yönetim meclisleri dahil çeşitli görevlere seçildiğini açıkladı.
Otel, restoran, havaalanı ve yemek hizmetleri çalışanlarının sendikası UNITE HERE ise 14 eyalette 1,6 milyon kapı çaldı.
Ohiolu 72 yaşındaki emekli çelik işçisi Dave Janiszewski de kampanyada görevliydi. United Steelworkers'ın sırmalı lacivert ceketiyle Columbus çevresinde kapıları çalıyordu.
NPR'ın izlediği seçim çalışmasında kendisini şöyle tanıtıyordu:
“Ben Dave. Emekli çelik işçisiyim. Sendikalıyım.”
Janiszewski, Demokrat senatör adayı Sherrod Brown'ı neden desteklediğini soran genç bir seçmene şöyle yanıt veriyordu:
“Onunla şahsen tanıştım, 2012'den beri tanıyorum. Hep çalışanların yanında oldu.”
Ancak Ohio'daki tüm sendikalar Demokrat adayları desteklemedi. Bazı inşaat sendikaları Cumhuriyetçi Jon Husted için çalıştı.
“Savaşa milyarlar harcayabiliyorsak sağlığa da harcayabiliriz”
Michigan'da UAW Local 600'ün emekliler örgütünün başkanı Reggie Osborne, Washington Post'a seçimin kendisi için temel olarak ne ifade ettiğini şöyle açıkladı:
“Herkesin sağlık hizmetine ihtiyacı var. Savaşa milyarlar harcayabiliyorsak herkese sağlık hizmeti sağlayabiliriz.”
Georgia'da seçmenlerin kapısını çalan 67 yaşındaki Betsey Brogan'ın önceliği ise oy hakkının korunmasıydı:
“Oy hakkı eşitliği konusunda çok kaygılıyım. Eyalet eyalet bu hakları geri alıyorlar.”
UNITE HERE'nin kapı kapı seçim çalışmasında üyelerin seçmenlerden en sık duydukları yakınmalar arasında kira, gıda ve akaryakıt fiyatlarının yanı sıra göçmenlerin sınır dışı edilmesi de vardı.
Hizmet Çalışanları Sendikası SEIU'nun Başkanı April Verrett, seçim sonrasında yaptığı açıklamada zaferin kimin zaferi olduğunu şöyle dile getirdi:
“Bu zafer kira ile ilaç parası arasında seçim yapmak zorunda kalan ailelere, ücreti geçimine yetmeyen işçilere ve sevdiklerini korumak için çırpınan göçmen ailelere ait.”
Verrett, yeni Kongre çoğunluğuna da şöyle seslendi:
“Sizi oraya biz çıkardık. Şimdi bize verdiğiniz sözleri tutma zamanı.”
Mamdani: “Siyaset bazılarına mahsus bir hobi olmamalı”
New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani'nin 2025 seçim kampanyası da küçük bağışların ve gönüllü emeğin büyük bir siyasal güce dönüşmesinin en çarpıcı örneklerinden biriydi.
Mamdani'nin kampanyasına 104 bini aşkın gönüllü katılmış, 3 milyonu aşkın kapı çalınmıştı. Kampanyanın saha sorumlusu Tascha Van Auken, o seçim gecesi bu çalışmanın insani yönünü şöyle anlatmıştı:
“Her sayı bir cesaret eylemi. Kapı çalmak kolay değil. Bir yabancıya kendi hayatınızdan ve hayal ettiğiniz bir dünyadan söz ediyorsunuz.”
Mamdani, 4 Kasım'da ABD seçimlerinin ardından yaptığı açıklamada Demokratlara şu çağrıda bulundu:
“Demokratlar olarak iktidarı kazanmamız yetmez. Bu gücü Amerikalıların cüzdanlarında hissedeceği değişimi sağlamak için kullanmalıyız.”
New York Belediye Başkanı sözlerini şöyle sürdürdü:
“Uzun zamandır siyaset, yalnızca bazılarına mahsus bir hobi gibi görünüyor. Biz siyasetin çalışan insanların hayatına onur getirmesini istiyoruz.”
Mamdani, Demokrat Parti'nin sol kanadının seçim sonrasında geri çekilmesinin gerekip gerekmediği sorusuna ise çok kısa yanıt verdi:
“Gaza basmaya devam.”
“İşçiler örgütlenmezse bu çoğunluk dağılır”
Seçimlerde sendikaların desteklediği adayların başarılarının yanı sıra bazı eyaletlerde doğrudan halkoyuyla yeni sendikal haklar da kazanıldı.
Vermont'ta sendika kurma ve toplu pazarlık hakkı eyalet anayasasında güvenceye alındı. Maryland'de kamu çalışanlarının toplu sözleşme kazanımlarının bütçeden karşılanmasını öngören anayasa değişikliği kabul edildi. Massachusetts'te, Türkiye'deki CMK avukatlarına benzer biçimde maddi gücü olmayan sanıkların savunmasını üstlenen kamu avukatları ve birlikte çalıştıkları personel, referandumla sendikalaşma ve toplu sözleşme hakkı kazandı.
Ancak Trump'ın başkanlık ve veto yetkileri sürüyor. Yeni Kongre'nin işçi hakları ve demokratik özgürlükler alanında hangi adımları atacağı ve çatışmanın nasıl seyredeceği henüz belli değil.
UNITE HERE Başkanı Gwen Mills, 4 Kasım'da yaptığı açıklamada seçimlerde işçilerin siyasal ilişkilerini nasıl değiştirdiklerini anlattı:
“Birkaç ay önce bu zafer imkânsız görünüyordu. İnsanlar öfkeliydi ama kapılarda sürekli sistemin bozulduğunu düşündüklerini duyuyorduk. Arkadaşlar, aileler ve iş arkadaşları arasında milyonlarca konuşma yapmak gerekti. Öfke ve güvensizlik böylece seçimlerde büyük bir değişime dönüştü.”
Mills, seçimde bir araya gelen farklı toplumsal kesimlerin geleceği konusunda da uyardı:
“İşyeri, birbirinden farklı insanların hâlâ her gün karşılaştığı son yerlerden biri. Sendikalı işyerleri, farklı insanların ihtiyaçları için birlikte mücadele ettiği az sayıdaki yerler arasında.”
Mills, bu koşullar altında seçim sonrasının temel görevini şöyle özetledi:
“Bu yeni birlikteliğin uğruna mücadele edeceği bir şey olmalı. İşçi sınıfının öncülük ettiği bu çeşitlilik içindeki koalisyonu ancak örgütlersek bir arada tutabiliriz.”
(AEK)




