Ankara’nın Tuzluçayır Yuva ve Külahlı Köyleri Derneği, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne yaklaşırken anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. İlmek Müzik Topluluğu, “Emeğin ve Mücadelenin Ezgileriyle 8 Mart’ı Karşılıyoruz” şiarıyla akustik bir konser düzenledi. Etkinlik, sadece bir müzik dinletisi olmanın ötesinde, kadın dayanışmasını ve toplumsal farkındalığı ön plana çıkaran bir deneyim olarak dikkat çekti.
Konser, Sennur Sezer’in “Mart Güneşi” adlı şiirinin okunmasıyla başladı. Kısa bir açılış konuşmasının ardından topluluk, ezgilerini izleyicilerle buluşturdu. “Konfeksiyoncular”, “Soroude Barabari (Eşitlik Şarkısı)”, “Çitlerin Olmadığı”, “Buğday Tanesi”, “Taleel Jabal”, “Bırak Gam Kederi” ve “Lori Lori” gibi eserler, hem müzikseverleri hem de kadın hakları mücadelesine duyarlı katılımcıları derinden etkiledi.
Topluluk, pandemi döneminde ortaya çıkan sosyal izolasyon ve ev içi emek yükünün artması gibi zorluklar sırasında bir dayanışma ihtiyacından doğdu. Sonrasını onlardan dinliyoruz.
"Dayanışma için kurulduk"
Topluluğun kurucularından Sibel, oluşum sürecini şöyle anlattı: “Müzik Topluluğumuz, pandemide herkesin eve çağrıldığı ve ‘sosyal mesafe’ denilerek insanların birbirinden uzaklaştırıldığı bir dönemde oluştu. Kadınların eve kapandığı, ev içi emek yükünün ve bakım emeğinin katlanarak arttığı o günlerde; kadınlarla hem dertleşmek hem de mücadeleyi birlikte örmek için bu adımı attık. İlmek Kadın Dayanışması’nın bir parçası olan bu grup, aslında kadınlara dokunmak ve yapacağımız şeyleri birlikte gerçekleştirmek için kurduğumuz bir dayanışmadır.”
"Artık bir şeylere karşı çıkabildiğimi hissediyorum"
Grubun en eski üyelerinden Seher, toplulukla tanışma hikâyesini paylaşarak, müzikle birlikte gelen özgüveni vurguladı:
“Ben aslında kızımın bağlama öğrenmesi vesilesiyle toplulukla tanıştım. Bir gün ofiste beraber bir türkü söyledik ve Sibel bana ‘Bir kadın korosu kuralım mı, katılır mısın?’ diye sordu; o gün bugündür devam ediyoruz. Burada kendimi mutlu hissediyorum. Türkü söylemeyi seviyorum. Burada hepimizin arasında güçlü bir bağ oluştu. Çok yoğun çalışmama rağmen, burada mutlu hissettiğim için çalışmalara katılıyorum. Bu topluluk bana özgüven kattı, bir şeyleri başaracağıma dair beni daha güçlü hissettirdi. Artık bir şeylere karşı çıkabildiğimi hissediyorum.”
"Müzikle etkileyebiliriz"

Bir diğer üye Selver ise topluluğun kendisi için bir aile ortamı sunduğunu belirtti: "Ben burayı evim gibi görüyorum. Yıllardır halk müziğiyle uğraşmama rağmen, buradaki usta arkadaşlarımın arasında hala büyük bir heyecan duyuyorum. Toplumun yaşanmışlıklarını anlatan türkülerimizi ve marşlarımızı söylemek beni çok mutlu hissettiriyor. Böyle bir aile ortamında çalışmak benim için apayrı bir durum.”
Topluluk felsefesine dair açıklama yapan Zarife, müziği bir mücadele aracı olarak tanımladı: “2020’den bu yana, yaklaşık 6 yıldır bu yolu ‘ilmek ilmek öreceğiz’ diyerek yürüyoruz. Bizim derdimiz sadece şarkı söyleyip kendimizi oyalamak değil; biz hem kadın mücadelesine hem de sınıf mücadelesine inanıyoruz. Sistemin kadını eve hapsetmesine ve erkeğin kölesi haline getirmesine karşı müzikle direniyoruz. Çünkü bazen sözle etkileyemediğiniz insanları müzikle etkileyebilirsiniz; müzik bizim için en güçlü mücadele araçlarından biridir. Kadınların kendi farkına varmaları ve örgütlü bir mücadele içinde yan yana durmaları için emek sarf ediyoruz.”
Grubun yeni üyelerinden Yavuz ise dayanışmanın bir parçası olmanın verdiği gururu anlattı:
“Gruba yeni katıldım ve ilk performansımdan sonra büyük bir gurur hissediyorum. Bir arada bir şey başarmış olmanın, bu çalışmayı emekçilere, kadınlara ve ezilenlerin olduğu yerlere taşıyabilmenin mutluluğu içerisindeyim. Bu dayanışmanın bir ilmeği olmak benim için çok değerli.”
Topluluk, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde herkesi alanlara çağırarak müziğin ve dayanışmanın gücünü bir kez daha hatırlattı: “8 Mart’ta hep birlikte alanlarda olacağız. Emeğin, mücadelenin ve dayanışmanın ezgileriyle kadınların sesini yükselteceğiz.”
KADINLAR ANLATIYOR: MÜCADELE, SİYASET, DAYANIŞMA
Türkoğlu: Devletin demokratikleşmesi kadın mücadelesinin tanınmasından geçer
10 il, 14 depo, tek mücadele: Migros Direnişini Neslihan Acar anlatıyor
Asu Kaya: Eşitlik bir lütuf değil, Anayasal haktır
(BS/EMK)









