Sosyalistlere yönelik Şubat ayındaki operasyonda gözaltına alındıktan sonra tutuklanan Etkin Haber Ajansı (ETHA) editörü Pınar Gayıp bugün ilk kez hakim karşısına çıktı.
İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi, Gayıp’ın yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrolle tahliyesine karar verdi.
Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde görülen duruşma yaklaşık yarım saat gecikmeli olarak saat 10.52’de başladı. Duruşmayı Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı ve Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca ile çok sayıda gazeteci takip etti. Salonun dolduğu görüldü.
Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nden duruşmaya getirilen Gayıp burada iddianameye karşı savunma yaptı. Savcının hakkındaki suçlamaları gazetecilik faaliyetlerinden oluşturduğunu söyledi.
"Gazetecilik yapmak ateşten gömlek"
“Haber takibi için birbirimizle yaptığımız telefon konuşmalarının, çay paralarının terör örgütü üyeliğine gerekçe yapıldığı bu günlerde benimle dayanışanlara teşekkür ediyorum” sözleriyle savunmasına başlayan Gayıp, “Biz devrimci, sosyalist ve muhalif gazeteciler için bugün gazetecilik yapmak ateşten gömlek” ifadelerini kullandı.
Musa Anter, Metin Göktepe, Hrant Dink ve Kadri Bağdu da anan Gayıp, savaş bölgelerinde gazetecilik yaparken öldürülen gazetecilerden söz etti.
Mahkeme başkanının iddianamedeki suçlamalara geçmesini istemesi üzerine Gayıp, “Ben gazetecilik savunması yapıyorum, bölmemenizi rica edeceğim” dedi.
“Bizden susmamız bekleniyor”
Gazetecilik anlayışını yaptığı haberler üzerinden anlatan Gayıp, “Bizden susmamız bekleniyor, ben de susmadığım için yargılanıyorum” dedi.
Emekçilerin geçim sıkıntısını, işçilerin çalışma koşullarını ve toprağını savunan köylülerin mücadelesini haberleştirdiğini belirten Gayıp, şöyle devam etti:
“Bize ‘Bunları haberleştirmeyin’ diyorlar. Direnen işçinin hakkını savunan sendikacıları boş verin, sarı sendikanın haberini yapın diyorlar. Toprağına sahip çıkan köylüleri boş verin diyorlar.”
Gazeteciler Alican Uludağ, İsmail Arı ve Yıldız Tar’ın da yargı süreçlerine dikkat çeken Gayıp, gazeteciliğin suçlama konusu haline getirildiğini söyledi.
Gayıp, “Ben yedi buçuk aydır bu haberleri yaptığım için tutukluyum” diyerek gözaltı ve tutuklama sürecini anlattı.
İfadesi alınmadan mahkemeye sevk edildiğini, savcıyı görmeden tutuklandığını söyleyen Gayıp, tutukluluk incelemelerinde aylar boyunca neyle suçlandığını anlamaya çalıştığını belirtti.
“İddianame 5,5 ay sonra elime ulaştı”
Gayıp, iddianamenin tutuklanmasından yaklaşık beş buçuk ay sonra kendisine ulaştığını belirterek dosyada yer alan tanık anlatımlarına değindi.
“İddianamede itirafçıların beyanları var ama hepsi benim gazeteciliğimi ihbar etmiş” diyen Gayıp, ETHA’da yaklaşık 10 yıldır çalıştığını vurguladı:
“10 yıldır ETHA’da çalışıyorum. 10 yıldır defalarca ETHA’da çalıştığımı kanıtlamaya çalışıyorum. Tüm resmi belgelerde imzam var. Bu tür suçlamalar için itirafçıya gerek yok.”
Gazeteciliğin kamu adına yürütülen bir faaliyet olduğunu söyleyen Gayıp, “Gazetecilik kamu adına yapılan bir şeydir, halk adına yapılan bir şeydir. Bundan sonra da bana yön veren bu olacak” dedi.
ETHA’nın gözaltına alınış biçimine itiraz etmesinin kendisine yönelik örgüt üyeliği suçlamasına delil yapılamayacağını da ifade eden Gayıp, Cumartesi Anneleri’nden Emine Ocak’ın cenazesine ilişkin suçlamaya da değindi.
“Ben o eyleme katılmadım, takip ettim. Gazeteci olarak orada bulunmasam, evet, katılan biri olarak da orada olabilirdim” dedi.
Tanıklar örgüt üyeliğiyle suçlayıp "gazetecilik yapıyordu" dedi
Duruşmada tanıklar da dinlendi.
Tanık Arda Ata Özdoğan, Gayıp’ı ETHA çalışanı olarak bildiğini söyledi. "Buradaki haberler MLKP tarafından belirlenir." iddiasını ortaya atan Özdoğan Gayıp’ı en son 2024’te ESP’nin bir anma etkinliğinde gördüğünü söyledi. Mahkeme başkanının sorusu üzerine de, “Gazetecilik yapıyordu, fotoğraf çekiyordu” dedi.
Mahkeme başkanının Gayıp’ın slogan attığını ya da taş attığını görüp görmediğini sorması üzerine tanık, “Hayır, görmedim” yanıtını verdi.
Tanık Mustafa Tezel ise Gayıp’ı tanımadığını söyledi. “Hayatımda ilk defa görüyorum” diyen Tezel, mahkeme başkanının kendisine önceki beyanını okumasının ardından “Beyan benim değil” dedi.
Duruşmada dinlenen bir gizli tanık da Gayıp’ı 2015-2017 yılları arasından hatırladığını belirterek, “O dönemde ETHA’da gazetecilik yapıyordu. ESP’nin eylem ve etkinliklerinde görüyordum. Gazetecilik faaliyeti yürütüyordu” ifadelerini kullandı.
Tanık anlatımlarının ardından söz alan Gayıp, “Tanıklar da benim gazeteci olduğumu söylediler” dedi.
Savcı tutukluluğun devamını istedi, mahkeme tahliye kararı verdi
Duruşma savcısı, Gayıp’ın tutukluluk halinin devamını talep etti.
Gayıp’ın avukatı Emine Özhasar ise müvekkilinin çalıştığı kurumları ve yaptığı haberleri anlatarak tanıkların da Gayıp’ın gazeteci olduğunu doğruladığını söyledi.
Dosyada Gayıp’ın herhangi bir örgütün hiyerarşisi içinde kimden talimat aldığına ilişkin tek bir tanık anlatımı bulunmadığını belirten Özhasar, suçlamanın somut delillere dayanmadığını savundu.
“Bir örgütün hiyerarşisi içinde kimden talimat aldığını söyleyen tek bir tanık yok. Hangi örgütün hangi hiyerarşisi içinde olduğu sabit değil, isnat açık değil” diyen Özhasar, “Delilden kişiye değil, kişiden delile gidiliyor” ifadelerini kullandı ve Gayıp’ın tahliyesini talep etti.
Mahkeme heyeti, yaklaşık sekiz aydır tutuklu bulunan Pınar Gayıp’ın yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbiriyle tahliyesine karar verdi.
Davanın bir sonraki duruşması 7 Aralık saat 10.15’te görülecek.

ETHA muhabirlerine “örgüt üyeliği” iddianamesi: Haber takibi suçlama konusu
(HA)


