TBMM’de kurulan komisyonun hazırladığı ortak rapor, yapılan görüşmelerin ardından oy çokluğuyla kabul edildi. Açılışın ardından söz alan siyasi partiler rapora ilişkin değerlendirmelerini dile getirdi.

Ortak rapor oy çokluğuyla kabul edildi: "Nihayet değil, başlangıç; yeni anayasa ihtiyacı açık"
Komisyondaki oturum, Numan Kurtulmuş’un konuşmasıyla başladı. Nihai rapor, komisyonda yapılan oylamada 47 evet, 2 hayır ve 1 çekimser oyla kabul edildi. DEM parti rapora şerh koyarak kabul oyu verirken, TİP ve EMEP dışındaki tüm partiler de kabul oyu verdi. Komisyonda CHP’li Türkan Elçi, çekimser oy kullandı.
Elçi: Faili meçhuller yok
Elçi, gerekçesinde "Raporda faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması adına bir şey yok. Ben bu rapora onay veremem. Görüşümü Özgür Özel’le de paylaştım. O da beni anlayışla karşıladı" ifadelerini kullandı.
Açılışın ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Bozkurt, raporun somut önerilere ayrılan 6’ncı ve 7’nci bölümlerini okudu. Daha sonra siyasi parti gruplarına 10’ar dakikalık söz verildi.

İki partiden ret oyu
Ret oyu kullanan Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, rapor taslağını “mevcut haliyle” onaylamalarının mümkün olmadığını söyledi. Bayhan, partilerinin komisyona katılımını hatırlatarak, “İşçilerin, emekçilerin çıkarlarını savunan bir parti olarak komisyonda yer aldığımızı en başından beri vurguladık” dedi.
Taslağın özellikle ilk bölümlerinin komisyon çalışmalarının ortaya çıkardığı birikimi yansıtmadığını savunan Bayhan, “Rapor, esas olarak saray rejiminin ideolojik-politik hattını ve AKP-MHP yaklaşımını yansıtıyor” ifadelerini kullandı. Bölümler arasında tutarsızlıklar bulunduğunu, silah bırakma ve yasal düzenlemeler arasındaki ilişkinin “çelişkili” kurulduğunu belirtti.
EMEP: ‘Kürt sorunu’nun adı yok
"Raporda Kürt sorunu ifadesi bir kez bile geçmiyor. Problem deniyor, mesele deniyor ama sorunun adı yok" diyen Bayhan, "Bırakalım ana dilinde eğitimi, ana dili hakkı bile kavram olarak geçmiyor" sözleriyle temel haklara atıf yapılmamasını eleştirdi. Faili meçhuller, gözaltında kayıplar ve yargısız infazlara değinilmemesini de “önemli eksiklik” olarak niteledi.
Bayhan, raporun barışa dair güven artırıcı nitelik taşımadığını belirterek "Silah bırakanlar ve bu sorunun çözümünü savunduğu için cezaevinde olan yurttaşlar eve dönüş konusunda güven duymalı" önerisini yaptı. AİHM ve AYM kararlarına uyum ifadelerini olumlu bulsa da, "Umut hakkının zikredilmesinden kaçınılması tamamen politik bir tercihtir" dedi.
Kayyım başlığındaki düzenlemelerin “sınırlı da olsa olumlu” olduğunu belirtti ancak vesayet sorununa köklü çözüm çağrısı yaptı.
TİP: ‘Oldu bitti’ operasyonu
Rapora dair ikinci ret oyu kullanan TİP milletvekili Ahmet Şık temel sorunun adının dahi anılmadığını vurguladı. Şık, raporun hazırlanış sürecini de eleştirerek taslağın son anda sunulmasını “dayatmacılık içeren bir ‘oldu bitti’ operasyonu” olarak niteledi. Komisyonun katılımcılığı zayıflatan kurgusu ve metne sinen güvenlikçi yaklaşım nedeniyle kamusal meşruiyet ve toplumsal rıza üretemediğini ifade etti. Kullanılan dil ve üslubun çözüm zemini oluşturmaktan uzak olduğunu belirtti.
Raporun, Kürt meselesini “terör” kavramına indirgediğini dile getiren Şık, metni “bir çözüm programı değil; siyasi sorumluluktan kaçış belgesi” sözleriyle tanımladı. Somut demokratik ve yapısal çözüm önerilerinin yer almadığını, metnin temennilerle sınırlı kaldığını söyledi. “Sorunun adını koymaya cesaret edemeyen bir metnin çözüm üretmesi mümkün olmaz” dedi.
Hukuk vurgusu yapan Şık, AYM ve AİHM kararlarının uygulanmamasını hatırlatarak özellikle Can Atalay hakkında verilen kararın gereğinin yerine getirilmesini istedi.
CHP: Lafta ve rafta kalmamalı
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, rapora ilişkin değerlendirmesinde, çalışmanın partiler arasında ortak akıl ve uzlaşıyla hazırlanmış olmasının önemli ve değerli olduğunu belirtti. Emir, CHP’nin kendi raporuna bağlılığını koruduğunu vurgularken, özellikle barış, demokrasi ve hukuk standartlarının yükseltilmesine dönük ortak bir metnin ortaya çıkmasını olumlu karşıladıklarını ifade etti.
Buna karşın Emir, raporun ilk beş bölümünde kullanılan dili eleştirerek, bu kısımların belirli bir siyasi ve sosyolojik bakış açısını yansıttığını ve CHP’yi tam olarak kapsamadığını söyledi. Altıncı ve yedinci bölümlerde yer alan yasal düzenleme ve demokratikleşme önerilerinin ise toplumda önemli bir beklenti yarattığını kaydeden Emir, bu nedenle dil tartışmalarının raporun bütünü açısından büyütülmemesi gerektiğini dile getirdi.
Komisyonun çalışma sürecinde Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulmadığını savunan Emir, demokrasi ve hukuk devleti alanında ilerleme sağlanamadığını ifade etti. Raporun “lafta ve rafta kalmaması” gerektiğini vurgulayan Emir, metindeki çerçeveye uygun yasal ve idari adımların ivedilikle atılması çağrısında bulundu. Emir ayrıca, komisyonun Cumhuriyet’in demokratik, laik ve üniter yapısını tartışmaya açmayan yaklaşımını değerli bulduklarını sözlerine ekledi.
MHP: İnfaz sistemi yamalı bohça
MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, komisyonun kuruluş felsefesi, temel anayasa ilkeleri ve üniter devlet yapısını dönüştürme gibi bir yetkisi olmadığını vurguladı. Türkiye’nin üniter yapısı, toprak bütünlüğü, resmi dil statüsü ve laik cumhuriyet ilkesinin tartışma dışı ortak değerler olduğunu söyledi.
Yıldız, infaz sistemine ilişkin eleştirilerde bulundu: "Öncelikle ezelden beri söylediğimiz gibi bizim infaz sistemimiz gerçekten yamalı bohçaya dönmüştür. Bu infaz sistemimizin düzeltilmesi lazım. Burada eşitliğin sağlanması gerekir. Komisyonumuzun da ilk tavsiyeleri arasında infaz düzenlemesi gelmektedir."
Anayasa’nın 90’ıncı maddesine işaret eden Yıldız, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyumun hukuk devleti gereği olduğunu vurguladı.

DEM Parti’den komisyon raporuna şerh: Terör kavramı uzlaşıya zarar veriyor
DEM Parti şerh düştü
DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, ortak rapor taslağına yönelik şerhlerini açıklarken, partilerinin hazırlık sürecinde uzlaşı zeminini zorladığını ve yapıcı bir rol üstlendiğini vurguladı. Taslağın özellikle yasal düzenleme ve demokratikleşme başlıklarında yol gösterici olabileceğini belirten Çiçek, bundan sonra da “sürecin gerektirdiği demokratik ve yapıcı yaklaşımdan taviz vermeyeceklerini” ifade etti.
Çiçek, raporda kullanılan bazı kavramlara ise açık itiraz yöneltti. “Terörsüz Türkiye süreci”, “terör örgütü” ve benzeri ifadelerin uzlaşı ruhuna uygun olmadığını savunan Çiçek, mevcut süreci Abdullah Öcalan’ın çağrısına atıfla “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” olarak tanımladıklarını söyledi. Kürt meselesinin “terör” kavramıyla anılamayacağını dile getiren Çiçek, sorunun çok boyutlu bir hak ve özgürlükler meselesi olduğunun altını çizdi.
Hak ve özgürlükler başlığında özellikle anadili hakkına dikkat çeken Çiçek, kısıtlayıcı düzenleme ve uygulamaların kaldırılması gerektiğini belirtti. Ortak rapor dilinin kapsayıcı olması gerektiğini vurgulayan Çiçek, “Barış, sadece sonuç değil; yöntemin ve dilin kendisidir aynı zamanda” diyerek kullanılan dilin sürecin başarısı açısından belirleyici olduğuna işaret etti.
Yeni Yol Grubu: Nedenler de ele alınmalı
Yeni Yol Grubu Grup Başkanvekili Bülent Kaya, Kürt meselesinin çözümünde “kritik bir eşiğe” gelindiğini belirtti. Kaya, sürecin yalnızca sonuçlara değil nedenlere de odaklanması gerektiğini vurgulayarak, raporda yer alan demokratikleşme ve hukuk devleti eksenli önerilerin süratle yasalaştırılması çağrısında bulundu. Kaya, “Ortak mutabakatla belirlenen başlıklarda eylem planlarının hayata geçirilmesi tüm partilerin ortak sorumluluğudur” dedi.
(AB)

