Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nin (CŞMD) düzenlediği disiplinlerarası çalıştayda, dijital şiddetle mücadele için kalıcı bir iş birliği ağı kurulması ve teknoloji destekli cinsel şiddetin bağımsız suç tipleri olarak tanımlanması çağrısı yapıldı.
CŞMD, 25 Ekim’de çevrim içi olarak “Dijital Teknolojiler ve Cinsel Şiddetin Dönüşen Biçimleri: Disiplinlerarası Çalıştay” düzenledi.
Hukukçular, hak savunucuları, yapay zeka etiği uzmanları, kadın yazılımcılar, oyuncular, yayıncılar, içerik moderatörleri, psikologlar ve gazetecilerin katıldığı çalıştayda yaklaşık 40 kişi bir araya geldi.
Katılımcılar, yapay zeka ile üretilen sahte görüntülerden çevrim içi radikalleşmeye, oyun içi tacizden dijital güvenliğe kadar teknoloji destekli cinsel şiddetin farklı biçimlerini ele aldı. Tartışmalarda, dijital şiddetin yayılma hızı ile bu şiddetle mücadele eden mekanizmaların kapasitesi arasındaki farkın büyüdüğüne dikkat çekildi. Bu açığın kapatılması için farklı disiplinlerden kişi ve kurumların birlikte çalışması gerektiği vurgulandı.
Yapay zeka ve platformların sorumluluğu

Dört tematik masa etrafında yürütülen çalıştayda, yapay zeka ile üretilen sahte görüntüler ve kişilerin onayı olmadan görsellerinin paylaşılması ele alındı. Katılımcılar, tıklanma ve duygusal tepkiyi öne çıkaran platform tasarımlarının etik sorumluluğunu tartıştı.
Teknoloji şirketlerinin tek başına sorumlu tutulamayacağını belirten katılımcılar; sivil toplum, akademi, dijital platformlar ve politika yapıcılar arasında iş birliği kurulmasını önerdi.
Erkek düşmanı değil, kadın düşmanı çevrim içi toplulukların örgütlenmesi de tartışılan başlıklar arasındaydı. “Erkosfer ve Çevrim İçi Radikalleşme” masasında, kadın düşmanı toplulukların yalnızca ideolojik söylemlerle değil, abonelik sistemleri, ürün satışları ve etkileşim ekonomisi üzerinden de büyüdüğüne dikkat çekildi.
Platformların içerik denetimindeki çelişkilere de işaret edildi. Kadın düşmanlığı ve nefret söylemi üreten hesaplar varlığını sürdürürken feminist içerik üreten hesapların kapatılabildiği belirtildi.
Katılımcılar, dijital ortamda kadınları suçlayan yaklaşımın yeni biçimler aldığını şu sözlerle özetledi: “Neden onu giydin?” sorusunun yerini artık “Neden hesabın açık?” sorusu alıyor.
Oyun platformlarında taciz ve dijital güvenlik

“Gaming, E-spor ve Platform Kültürü” masasında oyun içi tacizin çevrim dışındaki sonuçları ele alındı. Israrlı takip, kişisel bilgilerin ifşası ve kişilerin ev adreslerine istenmeyen teslimatlar gönderilmesi bu sonuçlar arasında sıralandı. Kadınlar için ayrı e-spor kategorilerinin gerekçeleri de eleştirel biçimde tartışıldı.
Bu alanda farkındalık kampanyası düzenlenmesi, yayıncılar için gönüllü bir “temiz yayın rozeti” geliştirilmesi ve başvuru yollarını anlatan bir e-kitapçık hazırlanması önerildi.
“Dijital Güvenlik, Esenlik ve Dayanıklılık” masasında ise güvenliğin yalnızca kişilerin kendi başlarına üstlenmesi gereken bir sorumluluk olmadığı vurgulandı. Onay ve özerkliğin teknoloji tasarımının merkezine yerleştirilmesi gerektiği belirtilirken konum takibi gibi riskli özelliklerin varsayılan olarak kapalı olmasını öngören “tasarım aşamasında güvenlik” ilkesi öne çıktı.
Katılımcılar, teknik terimlerin Türkçeleştirilmesi ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatılması gerektiğine de dikkat çekti.
“Dijital şiddet bağımsız suç tipi olarak tanımlanmalı”
Çalıştayın öne çıkan hukuki tespitlerinden biri, dijital şiddetin mevcut suç kategorileri içinde değerlendirilmesinin bu şiddetin kendine özgü niteliğini görünmez kılabildiği oldu.
Katılımcılar, teknoloji destekli cinsel şiddet biçimlerinin açıkça tanımlanmasını ve uygun durumlarda bağımsız suç tipleri olarak düzenlenmesini önerdi. Bu kapsamda ceza hukukçularının katkısıyla bir bilgi notu hazırlanması fikri de gündeme geldi.
Çalıştayda ayrıca dijital şiddet vakalarının belgelenmesini ve savcılığa başvuru süreçlerini kolaylaştıracak araçlar geliştirilmesi, iyi uygulamaları bir araya getiren erişilebilir bir bilgi ve deneyim havuzu oluşturulması ve gerçek vakalar üzerinden çözüm üretecek bir “tekno-klinik” modeli kurulması önerildi.
“Teknoloji meydanlarını boş bırakmıyoruz”
Kapanış oturumunda, farklı disiplinlerden uzmanların bir araya gelmeye devam etmesinin önemi vurgulandı. Yazılımcılar, toplumsal cinsiyet ve insan hakları alanında çalışanlar, terapistler ve felsefeciler arasında ortak çalışma alanları oluşturulması gerektiği belirtildi.
Teknolojiyi yalnızca tehdit ve korku üzerinden ele alan bir dil yerine umut ve çözüm odaklı iletişim kurulması da tartışıldı. Katılımcılardan biri bu ihtiyacı, “Teknolojinin korku dilini nasıl hack’leyebiliriz?” sorusuyla ifade etti.
Bu doğrultuda iyi örneklerin toplanması, yaygınlaştırılması ve herkesin erişimine açılması önerildi. Dijital eşitsizliklerin gözetilmesi, yapay zeka ve teknoloji okuryazarlığının artırılması da öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.
CŞMD, çalıştayın ardından yaptığı değerlendirmede, dijital şiddetin saniyeler içinde milyonlara ulaşabildiğini, buna karşılık mücadele araçlarının geliştirilmesinin aylar alabildiğini belirtti. Bu hız farkının tek bir kurumun ya da disiplinin çabasıyla kapatılamayacağını vurgulayan dernek, farklı uzmanlık alanlarının bir araya gelmesinin önemine dikkat çekti.
Dernek, teknolojinin yalnızca bir tehdit alanı değil, aynı zamanda dayanışmanın ve karşı anlatıların kurulabileceği kamusal bir alan olduğunu belirterek, “Teknoloji meydanlarını boş bırakmıyoruz” dedi.
Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği hakkında
2014 yılında kurulan CŞMD, cinsel şiddetin önlenmesi, cinsel şiddete maruz bırakılanların haklarına erişimi ve toplumsal farkındalığın artırılması amacıyla savunuculuk, araştırma ve atölye çalışmaları yürütüyor.
(EMK)










