ARTICLE 19, İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Uluslararası Af Örgütü ve İfade Özgürlüğü Derneği’nin (İFÖD) de aralarında bulunduğu 21 insan hakları ve ifade özgürlüğü kuruluşu, Türkiye’de eylül ve ekim aylarında yoğunlaşan internet sansürüne ilişkin ortak açıklama yayımladı.
Kuruluşlar, bağımsız medya kuruluşlarının, gazetecilerin, akademisyenlerin, kadın ve LGBTİ+ hakları savunucularının sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engellerinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini belirtti.
Sosyal medya şirketlerinin Türkiye makamlarının kararlarını uygulayarak sansüre katkıda bulunduğunu söyledi.

bianet’in X hesabına ikinci sansür
Açıklamada imzası bulunan örgütler:
ARTICLE 19, Human Rights Watch (İnsan Hakları İzleme Örgütü), İfade Özgürlüğü Derneği (İFÖD), Uluslararası Af Örgütü, Association of European Journalists (AEJ), Balkan Araştırmacı Gazetecilik Ağı (BIRN), Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), Foreign Media Association (FMA) Turkey, IFEX, Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), Norveç Helsinki Komitesi (NHC), Osservatorio Balcani Caucaso Transeuropa (OBCT), PEN Amerika, PEN Danimarka, PEN International, PEN Norveç, Punto24 Bağımsız Gazetecilik Derneği,South East Europe Media Organisation (SEEMO), Turkey Litigation Support Project (TLSP - Türkiye İnsan Hakları Davalarına Destek Projesi)
Bir ayda 1270 hesaba sansür
İFÖD’ün verilerine göre yalnızca Eylül 2026'da mahkemeler, X platformunda toplam 35 milyon takipçisi bulunan en az 1270 hesaba erişim engeli getirilmesine karar verdi. X, bu kararların yüzde 90'ından uygulayarak hesapları Türkiye'den görünmez kıldı.
Son iki ayda erişim engeli getirilen ve platformun Türkiye’den görünmez kıldığı hesaplar arasında çok sayıda gazeteci ve akademisyenin yanı sıra Kısa Dalga, soL Haber ve Mezopotamya Ajansı gibi haber kuruluşları, Uluslararası Af Örgütü ve Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) gibi STK’ler ile Kaos GL ve Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu gibi LGBTİ+ ve kadın hak örgütleri de bulunuyor.
Öyle ki İFÖD'ün, derneğin kurucularından akademisyen Yaman Akdeniz ve Türkiye'deki internet sansürünü belgeleyen EngelliWeb'in X hesapları da erişime engellendi.
Ayrıca son iki ayda yargı makamları bianet, T24 ve Evrensel’in X hesaplarına da sansür getirdi. Ancak X bu hesapları henüz Türkiye’den erişilmez kılmadı.
Erişim engellerinin çoğu X hesaplarına yönelik olsa da Meta da aynı operasyon kapsamında Kısa Dalga, Kaos GL ve Sivil Alan Araştırmaları Derneği’nin de aralarında bulunduğu çeşitli medya ve sivil toplum kuruluşlarının Instagram ve Facebook hesaplarını Türkiye’den görünmez kıldı.
Engelleme kararlarının önemli bir bölümü LGBTİ+ hakları savunucularına yönelik operasyonlarla bağlantılı. Ya da fon soruşturmasını haber yapan kuruluşlar.
Mahkemeler, söz konusu sayfaları "Türk aile düzeninin bozulmasına ve Türk aile yapısını zayıflatmaya yönelik" olduğunu ve çocukların cinsel yönelim ile cinsiyet kimliği gelişimini olumsuz etkileyebileceğini ileri sürüyor. Somut gerekçe sunmadan "milli güvenlik ve kamu düzeni" kararlarıyla engelliyor.

T24'ün erişim engeline yaptığı itiraz reddedildi
“İnternet Kanunu uzun süredir kötüye kullanılıyor”
Açıklamayı yapan insan hakları ve ifade özgürlüğü örgütleri erişim engellerinin dayandırıldığı İnternet Kanunu’nun 8/A maddesine atıf yaparak şunları söyledi:
“Yürürlüğe girdiği 2015 yılından bu yana internet sansürünün bir aracı olarak kullanılan 8/A maddesi, milli güvenliği veya kamu düzenini tehdit ettiği ya da maddede sayılan diğer gerekçeler bakımından risk oluşturduğu değerlendirilen çevrimiçi içeriklerin, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yürütmenin kararıyla kaldırılmasına veya bunlara erişimin engellenmesine izin veriyor. Bu kararlar, bunları incelemekle görevli sulh ceza hakimliğinin onayına tabi.
Bu maddeye dayanılarak getirilen başlıca erişim engelleri arasında, 2017’de Wikipedia’ya getirilen ve iki buçuk yıl süren erişim engeli ile 2023’te Ekşi Sözlük’e getirilen ve bir yıl süren erişim engeli yer alıyor.
Her iki siteye erişim, Anayasa Mahkemesi’nin sitelerin tamamına erişimin engellenmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine karar vermesinin ardından yeniden sağlandı. Güvencelerin ve bağımsız denetimin yetersiz kaldığı, etkilenenlerin hak arama imkânlarının ise sınırlı olduğu bir ortamda, 8/A maddesi 2025’ten itibaren çok daha yoğun kullanılmaya başladı. Anayasa Mahkemesi, 2023’ten beri 8/A maddesi kapsamındaki kısıtlamalara ilişkin yeni bir karar vermedi.”
Siber Güvenlik Başkanlığı'na yetki devrine eleştiri
Kuruluşlar, açıklamada internet üzerindeki denetimi artıran yeni düzenlemelere de dikkat çekti.
31 Temmuz'da çıkarılan 7590 sayılı Kanun ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun (BTK) bazı erişim engelleme yetkileri Siber Güvenlik Başkanlığı'na devredilmişti.
Kuruluşlar, doğrudan Cumhurbaşkanlığı'na bağlı olan başkanlığa verilen yetkilerin yürütmenin bilgi üzerindeki kontrolünü güçlendirdiğini savundu:
“Baskının hafifleyeceğine dair hiçbir işaret yok. Aksine hükümet, internet sansürünü hızlandırmak ve merkezîleştirmek için yeni önlemler alıyor.
BTK’nin kullandığı yetkilerin Siber Güvenlik Başkanlığı’na devredilmesi endişe verici. Doğrudan Cumhurbaşkanlığı’na bağlı olan Siber Güvenlik Başkanlığı, yürütmenin bilgi üzerindeki kontrolünü pekiştiriyor ve Türkiye’deki sansür rejiminin karargahı işlevini görüyor.”
X ve Meta'ya çağrı: Keyfi erişim engellerine direnin
“Sosyal medya platformlarının tutumu, Türkiye’de internet sansürünün uygulanmasında temel bir rol oynuyor.” diyen açıklamaya imza atan kuruluşlar X ve Meta'nın Türkiye'deki erişim engeli kararları karşısındaki tutumu da eleştirildi.
Kuruluşlara göre birçok kullanıcı, hesabının Türkiye'den görünmez kılındığına ilişkin bildirim almasına rağmen erişim engelinin dayanağı olan mahkeme kararına ulaşamadı.
Bu durumu kullanıcıların kararlara itiraz etmesini ve hukuki haklarını kullanmasını zorlaştırdı.
21 kuruluş, sosyal medya platformlarından şu adımları atmalarını istedi:
- Somut gerekçe ve yeterli kanıt içermeyen erişim engeli taleplerine uymamak.
- İfade özgürlüğünü ihlal eden kararlara karşı hukuki yollara başvurmak.
- Hesapların tamamını engellemek yerine, gerekli ve orantılı olduğu durumlarda yalnızca belirli içeriklerle sınırlı tedbirler uygulamak.
- Erişim engeli kararlarını hesap sahipleriyle paylaşmak ve kullanıcıların itiraz hakkını kullanmasını sağlamak.
- Uygulanan erişim engellerine ilişkin şeffaflık raporları yayımlamak.
- Türkiye'deki sivil toplum kuruluşlarıyla düzenli diyalog kurmak.
- Eylül ve Ekim 2026'da getirilen erişim engellerini yeniden incelemek ve yeterli hukuki gerekçeye dayanmayan kısıtlamaları kaldırmak.
"İfade ve basın özgürlüğünü ihlal eden kararlar kaldırılmalı"
Kuruluşlar, Türkiye makamlarına da erişim engellerine son verme çağrısı yaptı.
Çevrimiçi içeriklere getirilen kısıtlamaların uluslararası insan hakları hukuku ve Türkiye'nin ifade özgürlüğüne ilişkin yükümlülükleriyle uyumlu olması gerektiği belirten kuruluşlar, Türkiye makamlarından ifade özgürlüğünü, medya özgürlüğünü ve bilgiye erişim hakkını ihlal eden yeni kısıtlamaları durdurmalarını istedi.
(EMK/HA)









