Erzincan İliç’te Anagold Madencilik A.Ş’ye ait Çöpler Altın Madeni'nde 13 Şubat 2024’te yığın liç alanının çökmesi sonucu toprak altında kalan 9 işçi hayatını kaybetti, 10 milyon metreküp siyanürlü toprak kaydı.
Faciadan 102 gün sonra hazır olan bilirkişi raporu Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) ‘olumlu kararı’ veren yetkililerin asli kusurlu olduğunu tespit etti. Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı, bu bilirkişi raporunu yetersiz bularak yeni bir heyet oluşturulmasına karar verdi.
22 Kasım 2024’te İliç Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulan ve ÇED raporlarını da kapsayan yeni bilirkişi raporunda; 9 kişinin yaşamını yitirdiği olayın ÇED raporuyla ilişkilendirilemeyeceği, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkililerinin ise kusursuz olduğu belirtildi. Savcılık, Aralık 2024’te ÇED raporunda onay veya imzası bulunan yetkililer hakkında “kovuşturmaya yer olmadığına” karar verdi.
Kamu görevlileri hakkında verilen “kovuşturmaya yer olmadığı” kararı o dönem kamuoyunda tepki çekti. Ailelerin avukatlarının itirazlarına rağmen kamu görevlileri yargılanmadı. Karar Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşındı.

Dünden bugüne İliç faciası: 106 günde neler yaşandı?

CHP’Lİ DENİZ YAVUZYILMAZ ANLATTI
İliç Faciasında Bilirkişi Operasyonu: Murat Kurum'un sorumluluğu nasıl buharlaştırıldı?
Facianın üstünden iki yıl geçti. Sorumlular hala etkin bir yargılama içerisinde değil. Yargılamalar sürüyor.Davaya ilişkin bianet'e konuşan Sosyal Haklar Derneği üyesi ve aile avukatlarından Akçay Taşçı, davanın yalnızca bir iş cinayeti değil aynı zamanda bir doğa katliamı olduğunu söyledi.
Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın bir sonraki duruşması 17 Şubat’ta görülecek.
“Hakim tarafsızlık ilkesini ihlal etti”

Taşçı, bir önceki duruşmada reddi hakim talebinde bulunduklarını ve talebin üst mahkeme tarafından reddedildiğini söyledi.
Taşçı, bu talebin gerekçelerinden birinin mahkeme başkanının tarafsızlık ilkesini ihlal etmesi olduğunu söyledi. Taşçı, “Mahkeme başkanının (Yavuz Özcan) İliç AKP İlçe Başkanıyla birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) AKP Erzincan Milletvekili’ni (Süleyman Karaman) ziyaret ettiğini gördük. Bir de fotoğraf paylaşmışlar” dedi.
“Mahkemenin kararları şirket lehine oldu”
Taşçı, aynı zamanda aile avukatlarının mahkemeye sunduğu her talebin heyet tarafından reddedildiğini söyledi.
Taşçı, “Anagold Madencilik Türkiye Müdürü başta olmak üzere dosyanın sanık ve tanıklarının çok önemli bir kısmını, talimat yoluyla dinledi mahkeme. Getirilmelerini talep etmiş olmamıza rağmen hiçbir şekilde önümüze getirip soru sorma hakkımızı kullanmamıza izin vermedi” dedi.
Şirket yazışmaları konusunda da bir arama yapılması ve el koyma talebinde bulunduklarını belirten Taşçı, bunun da mahkeme tarafından reddedildiğini söyledi.
Taşçı, “Mahkeme, aile lehine hiçbir karar vermemişken bir de üstüne tutuklu olan iki sanığı tahliye etti. Bizzat dinlenmesini istediğimiz sanıklardan Türkiye müdürünün yurt dışına çıkış yasağını kaldırdı. Yani yargılama boyunca bütün kararları sekmesizin şirket ve sanıklar lehine oldu” dedi.
İhmaller silsilesi sonucu işçi ve doğa katliamı
Taşçı’nın aktardığına göre dava dosyasında yer alan şirket içi yazışmalara göre faciadan yalnızca üç gün önce dahi, normalde 22. katta kalması gereken yığın alanının 33. kata kadar yükseldiği tespit edildi ancak söz konusu alana yığın yapılmaya ve cevher dökülmeye devam edildi. Taşçı, “Elimizde şirket yönetiminin dahil olduğu kararlar olmasına rağmen yönetimden yalnızca bir kişi tutuklu. O kişi de aslında şirket tarafından gözden çıkarıldığı için tutuklu diyebiliriz, onun üzerine yıkmaya çalışıyorlar karar mekanizmalarını" dedi.
Ayrıca Taşçı, facia sonrası ciddi bir sızıntının suya ve toprağa karıştığını ifade eden Taşçı, hem yargılamada hem de kamuoyunda çevresel boyutun oldukça sınırlı kaldığını belirtti.
Dava dosyasında yer alan “çevreyi kirletmek” suçlamasının ise son derece sınırlı bir yaptırıma tabi olduğunu şu sözlerle vurguladı: “Dava dosyasındaki yargılamalarda ‘çevreyi kirletmek’ var ama cezası çok basit, hatta ön ödeme kapsamında bir kısım para yatırılarak bile ortadan kaldırılabilecek bir ceza.”
Davaya ilgi az
Kamuoyu desteğinin zayıf olduğunu belirten Taşçı, “Kamuoyu desteği olmadığında bu tür dosyalarda herhangi bir sonuç alınamadığını biliyoruz. Bu da ailelerde elbette ki bir moral bozukluğu yaratıyor. Şikayetini devam ettiren bildiğim kadarıyla dört aile var. Avukat meslektaşlarımızla birlikte duruşmalara katılıyorlar“ dedi.
Davada sadece üç tutuklu yargılanan sanık var.
Taşçı, davanın geleceği hakkında ise “Yargılamanın açıkçası çok büyük oranda gerek kamusal denetim gerekse şirket yönetimi açısından çok göstermelik bir üç kişiye ya da beş kişiye birkaç yıllık cezalar verilerek kapatılması ihtimalini yüksek görüyoruz.” dedi.
Kadıköy’de basın açıklaması
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK) çağrısıyla 14 Şubat’ta İstanbul Kadıköy’de basın açıklaması gerçekleştirilecek. Saat 13.00’te Süreyya Operası önünde toplanılmasının ardından Boğa Heykeli’nde basın açıklaması okunacak.
(BHT/EMK)





