Ceylan Önkol, bugün yaşasaydı 29 yaşında olacaktı.
Diyarbakır’ın Lice ilçesinin kırsalındaki Xombaz (Hanbaz) mezrasında hayvan otlatırken meydana gelen patlamada yaşamını yitirdiğinde 12 yaşındaydı. Tarih 28 Eylül 2009’du.
Aradan geçen 17 yılda Önkol’un ölümüne ilişkin soruşturmada kimse yargılanmadı. Lice Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2014’te verdiği “daimi arama” kararı devam ediyor.
“17 yıl geçti, tek bir fail dahi yargılanmadı”
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Önkol’un ölümünün 17. yılında yaptığı açıklamada adalet ve hakikat çağrısında bulundu:
"12 yaşındaydı Ceylan Önkol… Bu toprakların adalet hafızasında kapanmayan bir yaranın adı oldu. 17 yıl geçti. Tek bir fail dahi yargılanmadı, adalet sağlanmadı."
Hatimoğulları, devam eden Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne de işaret ederek şöyle dedi:
Bugün barışın imkânlarını büyütürken bu yaralar sarılmak, Ceylan’ın ve yaşamı elinden alınan çocukların hesabı sorulmak zorunda. Çünkü gerçek bir barış, geçmişin acılarını örterek değil; hakikatle yüzleşerek ve adaleti sağlayarak mümkün.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da Ceylan Önkol’un dosyasını cezasızlığın örneklerinden biri olarak nitelendirdi.
Bakırhan, “12 yaşındaki Ceylan Önkol’un hayatı, karakoldan atılan bir havan mermisiyle yarım kaldı” dedi ve aradan geçen sürede sorumluların ortaya çıkarılmadığını belirtti.
Aradan 17 yıl geçti. Bugüne kadar hakikat ortaya çıkarılmadı, sorumlular hesap vermedi. Ceylan’ın dosyası, cezasızlığın ve hakikatin üzerinin örtülmesinin acı örneklerinden biri olarak hafızamızda.
Bakırhan, “Ceylan için adalet, yalnızca geçmişe değil, geleceğe dair bir sorumluluktur” diyerek, “Ceylan Önkol’u unutmadık. Sorumlular hesap verene kadar adalet talebimizden vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
Ölümüne ilişkin farklı tespitler
Önkol’un ölümüne neyin yol açtığı, soruşturmanın başından bu yana dosyanın tartışmalı noktalarından biri oldu.
Ailenin avukatları ve hak örgütleri, patlamanın yakındaki askeri birlikten ateşlenen mühimmattan kaynaklandığını savundu. Jandarma ve emniyet tarafından hazırlanan raporlarda ise Ceylan’ın elindeki tahra olarak bilinen eğri budama bıçağıyla yerdeki mühimmata vurmasının patlamaya yol açmış olabileceği öne sürüldü.
Dosyaya ilişkin çalışmada yer alan bilgilere göre patlayan mühimmatın 40 milimetrelik bombaatar mühimmatı olduğu tespit edildi ancak menşei belirlenemedi.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de daha sonra askeri mühimmatın doğrudan ateşlendiğini gösterecek yeterli somut kanıt bulunmadığı değerlendirmesini yaptı.
Savcı olay yerine üç gün sonra gitti
Soruşturmanın yürütülme biçimi de yıllar boyunca ailenin avukatları ve hak örgütlerinin eleştirilerine konu oldu.
Savcılık, “can güvenliği olmadığı” gerekçesiyle olay yerine üç gün sonra gitti. Bu süreçte anne Saliha Önkol ve aile üyeleri olay yerindeki delilleri kendi imkanlarıyla topladı.
Dosya avukatları, soruşturmanın etkin ve tarafsız yürütülmediğini, soruşturmanın genişletilmesi taleplerinin karşılanmadığını ve şüphelilerin tespit edilmediğini belirterek Mayıs 2012’de AİHM’ye başvurdu.
AİHM, 17 Ocak 2017’de verdiği kararda yaşam hakkı ve etkin soruşturma yükümlülüğü bakımından ihlal olmadığı sonucuna vardı.

Ceylan Önkol'un fotoğrafı "sakıncalı" bulundu
Dosyaya “daimi arama” kararı
Lice Cumhuriyet Başsavcılığı, 30 Nisan 2014’te dosyadaki delil ve raporların faillerin belirlenmesi için yeterli olmadığı gerekçesiyle “daimi arama kararı” verdi.
Kararla birlikte soruşturma hukuken açık kaldı ancak ölümden sorumlu olduğu gerekçesiyle bugüne kadar herhangi bir kişi hakkında dava açılmadı.
Önkol ailesi ayrıca İçişleri Bakanlığı aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açtı.
Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi önce aileye 28 bin 208 lira tazminat ödenmesine hükmetti. Danıştay, 16 Mayıs 2019’da kararı bozarak dosyanın “kusursuz sorumluluk” veya “hizmet kusuru” ilkeleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine karar verdi.
Mahkeme, 8 Mart 2021’de bu kez aileye toplam 283 bin lira maddi ve manevi tazminat ödenmesine hükmetti. Kararda idare yüzde 90, Ceylan Önkol ise yüzde 10 kusurlu bulundu.
Hem aile avukatları hem de bakanlık kararı temyiz etti. Dosya, beş yıldır Danıştay’da sonuçlanmayı bekliyor.
Elçi: Etkin soruşturma yürütülmedi
İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi Yönetim Kurulu üyesi ve çocuk hakları alanında çalışan avukat Berfin Elçi, Mezopotamya Ajansı’na yaptığı değerlendirmede soruşturmanın etkin biçimde yürütülmediğini söyledi.
Elçi; savcının ilk üç gün olay yerine gitmemesini, otopsinin jandarmaya ait bir yerde yapılmasını ve olayda jandarmanın şüpheli konumunda olduğunu düşündükleri halde delillerin yine jandarma tarafından toplanmasını eleştirdi.
“Jandarma bu olayda şüpheli konumundayken, delillerin jandarma eliyle toplanması, olay yeri incelemesinin jandarmayla birlikte yapılması yine bize etkili bir soruşturma yürütülmediğini gösteriyor” dedi.

Danıştay: Ceylan Önkol’un Ölümünde "Hizmet Kusuru Var"
“Sivil alanda mühimmat bulunması da değerlendirilmeli”
Elçi, AİHM’nin kararını da eleştirdi.
AİHM’nin mühimmatın doğrudan ateşlendiğine ilişkin yeterli kanıt bulunmadığı değerlendirmesini hatırlatan Elçi, bunun yaşam hakkı açısından yapılması gereken değerlendirmeyi ortadan kaldırmadığını söyledi.
Ceylan’ın yerdeki bir mühimmatın patlaması sonucu yaşamını yitirmiş olması ihtimalinde dahi devletin sorumluluğunun araştırılması gerektiğini belirten Elçi, “Sivil bir alanda böyle bir patlayıcı maddenin olması, başlı başına bir hak ihlali” dedi.
Elçi, devletin sivil alanları askeri mühimmattan arındırma yükümlülüğü bulunduğunu savundu.
Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’na çağrı
Elçi’nin 17. yıldaki çağrılarından biri de Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’na yönelik oldu.
Daire başkanlığının şimdiye kadar ağırlıklı olarak adli vakaları ele aldığını belirten Elçi, politik nitelikteki faili meçhul ölümlerin ve gözaltında kayıpların da kurumun çalışma alanına alınması gerektiğini söyledi.
Ceylan Önkol soruşturmasının halen daimi arama kapsamında olduğunu hatırlatan Elçi, mevcut işleyişi şöyle anlattı:
“Şu an daimi arama kararı mevcut. Bu karar, yılda bir iki kez kolluğa bir müzekkere yazılarak ve gelen ‘sorumlular tespit edilmedi’ yazısından sonra rafa kaldırılması demek.”
Ceylan Önkol’un ölümünün üzerinden 17 yıl geçti. Dosyada bugüne kadar herhangi bir kişi yargılanmadı; ailenin sorumluların ortaya çıkarılması ve adalet talebi ise sürüyor.
(NÖ)









