"Medya Özgürlüğü ve Bağımsız Gazetecilik İzleme ve Haber Ağı"- BİA 2010 Temmuz-Ağustos-Eylül Medya Gözlem Raporu (*)

BİA 2010 Temmuz-Ağustos-Eylül Medya Gözlem Raporu- Tam Metin

517 kişinin adının geçtiği raporda ifade özgürlüğüne yönelik ihlaller "saldırı ve tehdit", "gözaltı ve tutuklamalar", "dava ve girişimler", "düzenleme ve hak aramalar", "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi", "Sansüre tepkiler" ve "RTÜK uygulamaları" başlıkları yer alıyor.

Erol Önderoğlu

Toplam 517 kişinin adının geçtiği 41 sayfalık rapor, ifade özgürlüğüne yönelik ihlalleri "saldırı ve tehdit", "gözaltı ve tutuklamalar", "dava ve girişimler", "düzenleme ve hak aramalar", "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi", "Sansüre tepkiler" ve "RTÜK uygulamaları" başlıklarıyla sunuyor.

Öldürülen gazeteciler

Hayırsevener Cinayeti’ne sekiz ay sonra dava: Balıkesir'in Bandırma İlçesi'nde Güney Marmara'da Yaşam gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Cihan Hayırsevener'in 18 aralık 2009 öldürüldü, dava sekiz ay sonra İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde açıldı.

Hayırsevener yolsuzluk karşıtı yazıları nedeniyle tehditler alıyordu. Cinayetle ilgili Serkan Erakkuş (29) tutuklandı, şüpheliler Tolga Ö. ve Ali T. serbest bırakıldı. Güney Marmara'da Yaşam gazetesinin de bağlı olduğu Marmara Grubu ile İlkhaber Grubu arasında bir süredir gerginlik yaşanıyordu. Tartışma konularından biri bölgede yapılması planlanan termik santralle ilgiliydi. Duruşma 15 Ekim'de. Tetikçi zanlısı Erakkuş, İlk Haber gazetesi yayın koordinatörü Engin Arıcan, gazete sahibi aileden İhsan Kuruoğlu, İlbey Kuruoğlu, Osman Kuruoğlu, Bandırma Belediyesi başkan yardımcısı Talip Yıldız'ın da aralarında bulunduğu 12 kişi sanıklar arasında.

İnsanlığa karşı suçlarında zamanaşımına son: 19 Temmuz’da Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Genel Başkanı Ahmet Abakay, ABD'de çıkan “İhanet Zamanı” kitabının yazarı olan eski CIA ajanı Reza Kahili’nin, Hürriyet’e yaptığı açıklamaların araştırılmasını istedi. Kahili, açıklamalarında Devrim Muhafızları'nın 1990’larda Türkiye’deki faaliyetlerini anlatıyordu; Uğur Mumcu’nun katliyle ilgili soruyu ise Uğur Mumcu’nun adını duyduğunu şeklinde yanıtlamıştı.

Abakay, 1990'lı yıllarda Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı gibi cinayetlerde “İran parmağının olduğu” yönünde değerlendirmeler çerçevesinde  araştırma yapılmasını talep ediyor.

Hukukçu Bahriye Üçok ve gazeteciler Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı’nın öldürülmesi dahil birçok saldırıdan sorumlu tutulan ''Tevhid-Selam Kudüs Örgütü''ne yönelik dava Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde sürüyor.

Cumhuriyet savcısı, sanık Ekrem Baytap'ın müebbet ağır, Abdulhamit Çelik, Fatih Aydın, Yusuf Karakuş ve Mehmet Aydın'ın altı yıl üçer aydan 12 yıl altışar aya kadar, Recep Aydın'ın,  yedi yıl altı aydan 15 yıla, Mehmet Ali Tekin ve Hasan Kılıç'ın 12 yıl altışar aydan 18 yıl dokuzar aya kadar hapisle cezalandırılmasını istemişti. Toplumsal Bellek Platformu aydınlara yönelik suikastları da kapsayan cinayetlerin soruşturulması ve kovuşturulmasında zamanaşımının kaldırılması ve bunun yasayla güvence altına alınması için mücadele ediyor.

Dink davası  devlete uzanamıyor: 12 Temmuz’da Hrant Dink cinayeti davasının 14. duruşmasında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, "Dink'e yönelik 'ses getirecek bir eylem düzenleneceği' yazılı rapor bana ulaştırılmadan arşive kaldırılmasaydı bu olay olmayacaktı" diyen Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanı Sabri Uzun'un dinlenmesini bir kez daha reddetti.

Mahkeme, öldürülmeden önce Dink’i İstanbul Valiliği'nde, Agos gazetesi önünde ve duruşma salonlarında hedef haline getirdikleri iddiasıyla beş kişiye soruşturma açılması yönündeki talebiyse, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın takdirine bıraktı.

Bu kişiler, Hrant Dink'i "uyaran" eski İstanbul Valisi muavini Ergun Güngör ve eski MİT İstanbul yetkilisi Özer Yılmaz Agos gazetesi önünde "Hrant Dink, bundan böyle Türk milletinin hedefisin" diyen Ülkü Ocakları eski başkanı Levent Temiz Danıştay saldırısından gözaltına alındığında "Yakalanmasaydık, İstanbul'da Ermenileri öldürecektik" diyen Erhan Timuroğlu ve eylemler ve şikayet dilekçeleri yoluyla gazeteciyi hedef haline getiren avukat Kemal Kerinçsiz idi.

Yılmaz, Timuroğlu ve Kerinçsiz "Ergenekon Davası" sanıkları arasında yer alıyorlar. Mahkeme, Ogün Samast cinayet sonrası Trabzon'a giderken otobüste yanında ve arkasında oturan Erhan Sevil ve Mehmet Ali Temelocak'ın dinlemesini de reddetti. Ergenekon şemasında da adları geçtiği belirtilen ve Trabzon’da çalıştıkları iddia edilen polisler Murat Tekin ve Necati Ekinci’nin ifadeleri Ağır Ceza Mahkemesi'ne talimat yazılarak istenecek. Duruşmada, ifade vermeye gelmeyen tanıklar Mesut Kadri ve Cemal Yıldırım'ın zorla getirilmesine, Sinan Raşitoğlu ve Şahabettin Şahin'in dinlenmesi için yazı yazılmasına karar verildi. Haber elemanı olduğu İstanbul İl Jandarma Komutanlığı'nda yalanlanan Erhan Özen'in dinlenmesi için Amasya Ağır Ceza Mahkemesi'nden yanıt bekleniyor.

Tanık Emsale Çakmakçı'nın dinlemekten vazgeçen mahkeme, Ergün Çağatay'ın dinlenmesi için yazılı talimatını yenileyecek. İstanbul Barosu'ndan da Tuncel'e avukat tayin etmesi de talep edilecek.

Agos gazetesi kurucusu ve yayın yönetmeni Dink 19 Ocak 2007'de İstanbul Şişli'deki gazete bürosunun önünde öldürüldü. 10 Mayıs'ta Ersin Yolcu ve Ahmet İskender'in tahliye edilmesiyle sadece Ogün Samast, Erhan Tuncel ve Yasin Hayal tutuklu olarak yargılanıyor. Yargılamaya 25 Ekim'de.devam edilecek.  

Saldırı  ve tehdit 

TAYAD üyelerine taşlı saldırı: Cezaevlerindeki tecridin kaldırılması için 18 Eylül'de İstanbul'dan Ankara'ya yürüyüşe geçen Tutuklu Hükümlü Aileleri Yardımlaşma Derneği (TAYAD) üyelerinden 30'u gözaltına alındı. TAYAD üyeleri 29 Eylül’de Gazi Mahallesi'nden geçerken ülkücü oldukları söylenen grubun taşlı saldırısına uğradı. Grup kendilerini görüntüleyen İhlas Haber Ajansı (İHA) kameramanı M.V'ye saldırdı. İHA muhabiri B.C'ye de saldıran gruba polis müdahale etti. Ankara polisi, olay sonrası grubun yürüyüşe devam etmesine izin vermedi. Polisin sert müdahalesiyle 30 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi. 

Kaymakamı  eleştirince tehdit edildi: Çine Uğur (Aydın) gazetesi yayın yönetmeni Yılmaz Sağlık kaymakam Celalettin Cantürk’ü eleştiren "Çine'de Kaymakam'ın Görevi Nedir?" başlıklı yazısı gazeteye ait www.haberugur.com’da yayımlanınca tehditler aldığını savundu. Polis gazeteciyi suç duyurusundan sekiz gün sonra dinledi. Yazıda "at gözlüğü takmak, olumsuzlukların idare edicisi olmak, yasa dışılığa sessiz kalmak, kumar oynanmasına sessiz kalmak" gibi ifadeler "tahkir ve tezyif edici" bulunarak yargıya yansıdı. 

BDP’li Akın Birdal’a Bursa’da saldırı: Üniversite öğrencisi Bilgihan Şimşek, Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Diyarbakır milletvekili Akın Birdal’a12 Eylül Anayasa referandumu öncesi Bursa'da mitingde konuşurken saldırdı. BDP’liler de Şimşek'e saldırdı. Polis saldırganı biber gazı sıkarak kurtardı, önce İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne, sonra da hastaneye götürdü. Milletvekili Sabahat Tuncel, saldırının provokasyon olduğunu söyledi. 

Eşini dövmekle suçlanıyor, gazeteci tehdit etti: Tekirdağ'ın Şarköy ilçesinde haftalık Şarköyün Sesi gazetesini çıkaran Yakup Önal belediye meclisi toplantısında Cumhuriyet Halk Partili (CHP) meclis üyesi ve Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Ali Bayraktar'ın tehdit ve hakaretine maruz kaldığını savundu. Gazete "Eşini Döven CHP'li Belediye Meclis Üyesi Mahkum oldu" başlıklı haberle Bayraktar'ın eşini dövmekten aldığı mahkumiyet kararı gündeme getirmişti.

Orhan Miroğlu’na telefonlu tehdit: Taraf gazetesi yazarı ve siyasetçi Orhan Miroğlu,  "Ölümden Kalıma -Diyarbakır Cezaevinden Mektuplar" kitabının tanıtımı için bulunduğu İstanbul'dan Ankara'ya döndüğünde otobüs terminali'nde telefonla "Her an ölebilirsin!" tehdidi aldı.

Miroğlu, 6 Eylül’de, Taraf’taki köşesinde zaman zaman tehdit içerikli e-postalar geldiğini ama ilk kez ölüm tehdidi aldığını yazdı.

Muhabire e-postalı tehdit: Günlük Evrensel gazetesi muhabiri Özgür Topsakal, "Sorunun Çözümü" başlıklı yazısı nedeniyle “Hrant Dink'in öldürüldükten sonra çekilmiş fotoğrafıyla "Koca reise bebek katili demenin ne demek olduğunun hesabını Alperenci gençlik kesinlikle soracaktır. Vatan hainlerinin bu memlekette kaçacak delikleri yoktur" yazılı bir e- posta aldı. Gazeteci Elbistan Savcılığı'na suç duyurusunda bulundu.

Gazeteciye "son uyarı”: Çukurova Gazeteciler Cemiyeti (ÇGC) Yönetim Kurulu üyesi ve yerel Kent gazetesi yazarı Özcan Aladağ, 9 Ağustos’ta parkta iki gencin saldırısına uğradı. Saldırganlardan birinin Aladağ'ı darp etmeden önce "Bu sana son uyarımız bir daha yazmayacaksın" dediği, güvenlik görevlilerinin saldırıyı sadece izlediği iddia ediliyor. Aladağ, saldırganlardan şikayetçi oldu, Adli Tıp Kurumu'ndan da darp raporu aldı. Çukurova Gazeteciler Cemiyeti saldırganların yakalanmasını talep etti. Aladağ’ın Adanahabermerkezi.com sitesi ve Adana Ulus gazetesine yazdığı "Cüzi Huzur hakkı mı alacaksınız?" başlıklı yazısında, iki milyon nüfuslu Adana halkına "yüksek rakamlı su içirilmesini" eleştiriyordu. Ancak saldırının bu yazıyla ilgili olup olmadığını bilinmiyor. 

Kaza  görüntüleyen Tekin’e saldırı: Bursa'nın Osmangazi İlçesi'ndeki bir trafik kazasını görüntülemek isteyen İhlas Haber Ajansı (İHA) istihbarat muhabiri Edip Tekin’e kaza yapan kişiler saldırdı, gazetecinin kamerası kırıldı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) saldırıyı kınadı.

Polis gazetecinin parmağını kırdı:  Hedef Gazetesi ve Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Vahap İş, Nusaybin'de haber izlerken darp edilerek gözaltına alınması nedeniyle Nusaybin Savcılığı'na sorumlu polisler hakkında suç duyurusunda bulundu. Gazeteci, gözaltında bir polisin kamerasını elinden alırken parmağını kırdığını ve hakaretlere uğradığını, görüntülere el konduğunu, ses kayıt cihazının geri verilmediğini söylüyor. İş'e 10 gün iş göremez raporu verildi. Gazeteci, çatışmada öldürülen PKK'lilerin cenazelerine işkence yapıldığı iddialarıyla ilgili protesto eylemlerini görüntülemek istiyordu.

DHA muhabirine darp: Doğan Haber Ajansı (DHA) muhabiri Cevdet Şen’e Öğretmenevi’nde F.K.’nin (18) başına sert bir cisimle vurarak kaçtığı iddia edildi. Yaralı olarak Kınık Sağlık Ocağı'na götürülen Cevdet Şen ilk müdahaleden sonra Bergama Devlet Hastanesi'ne sevk edildi. Gazeteci "Arka arkaya başıma üç sopa darbesi yedim ne olduğunu anlayamadım kimseyle bir sorunum da yoktu" dedi. Zanlı gözaltına alındı. Saldırının bir eczaneye düzenlenen saldırı haberi nedeniyle yapıldığı düşünülüyor.

DİHA muhabirlerine ağır saldırı: DİHA muhabirleri İsmail Eskin ile Çağdaş Kaplan, İstanbul Küçükçekmece'de haber izlerken saldırıya uğradı, hastaneye kaldırıldı. Gazeteciler saldırıyı bir sivil polisin yönlendirdiğini iddia ediyor. Olay BDP İl Örgütü'nün operasyon ve çatışmalarda öldürülen PKK'lilere yapıldığı iddia edilen işkenceleri protesto için Küçükçekmece’de düzenlenen yürüyüşte yaşandı. Yürüyüşte bir grubun molotofkokteyli kullanmasıyla bir işyerini alevler aldı; bu esnada sivil polis olduğu iddia edilen kişi olayı izleyen iki haberciyi göstererek, "Eylemi bunlar organize etti" diyerek hedef gösterdi. Saldırıda Kaplan'ın yanan işyerinin içine atılmak istendiği, engel olmaya çalışan Eskin'in de demir çubuklu saldırıya uğradığı, muhabirlerin elindeki fotoğraf makinesinin de gasp edildiği öne sürüldü. Kafasında iki kırık ve bir kolunda çatlak olan Eskin ile vücudunun çeşitli yerlerinden darp edilen Kaplan kendi imkanlarıyla saldırgan grubun elinden kurtuldu; daha sonra da Taksim İlkyardım Hastanesi'nde tedavi gördüler.  

Haberciye polis şiddeti: DHA muhabiri ve haftalık Midyat Habur gazetesinin yazı işleri müdürü Mehmet Halis İş’e BDP'lilerin gözaltına alınan dört kişinin serbest bırakılması için yaptıkları oturma eyleminin fotoğrafını çekerken bir sivil polisin fiziki müdahalede bulunduğu iddia edildi. Yerel gazetenin İnternet sitesinde yer verilen görüntülerden, sivil bir kişinin gazetecilere sert bir şekilde yaklaşarak, "niye çekiyorsun?" diyerek çıkıştığı görülüyor. Süryanileri, Mıhellemileri, Seyitleri, Arapları ve Kürtleri temsil eden 22 sivil toplum kuruluşu ve Midyat Sivil Toplum Meclisi ile çok sayıda yurttaş ortak bir basın açıklamasıyla müdahaleyi kınadı. 

Haber müdürüne aracında saldırı: Karabük'te yayın yapan Bizim Radyo Televizyonu'nun (BR TV) haber müdürü Şükrü Gökkaya aracında saldırıya uğradı, sağlık durumu iyi. Kardemir'deki işten çıkarılan Türk Metal İş Sendikası üyesi bir işçinin görevden dönen Gökkaya'ya yumruk attığı ifade ediliyor. Zanlı gözaltına alındı. ÇGD Şube başkanı Mustafa Yanık ve Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Atilla Karaarslan olayı kınadı.

“Malum gazete”den “malum general”e tepki: Taraf gazetesi, kendisini "malum gazete" olarak tanımlayan Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'a "Malum General" sürmanşetiyle karşılık verdi; Başbuğ'u hukuku ihlal etmekle suçladı. Taraf, "İrticayla mücadele eylem planı" ile ilgili belgeleri polisin sızdırmasıyla ilgili suçlamasında Başbuğ'a kanıtı olup olmadığını sordu. Gazete, Uğur Dündar'ın Star TV’de 5 Temmuz’da yayınlanan Arena programında Başbuğ’un, BDP'li milletvekillerini kastederek sarf ettiği "Ya milletvekilliğinden ayrıl ya da dağa git" sözlerini "Hangi yetkiyle konuşuyor!" diye eleştirmişti. 

Gözaltı  ve Tutuklamalar 

BDP’li Demirel ve beş  çocuğa gözaltı: Anadilinde eğitim hakkı için başlatılan okul boykotu kampanyasıyla ilgili Ağrı'nın Tutak İlçesi'nde broşür dağıtan BDP İlçe Başkanı Ayhan Demirel ile beş çocuk gözaltına alındı. Demirel ile üç çocuk serbest bırakıldı, iki çocuk ise yaşları küçük olduğu için Çocuk Mahkemesi Savcılığı'na Erzurum’a gönderildi. Boykot Kürt Dili Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Hareketi'nin (Tevgera Ziman û Perwerdehiya Kurdî - TZPKurdî) çağrısıyla okulların açıldığı ilk gün başladı. 

ABD’li gazeteciye sınırdışı: ABD yurttaşı gazeteci Jake Hess 11 Ağustos’ta Diyarbakır Terörle Mücadele Şubesine bağlı polislerce "KCK İddianamesi"nde adı geçtiği ve "PKK'ye yardım yaptığı" iddiasıyla Diyarbakır'da gözaltına alındı, sınır dışı edildi. Hess'in davası 18 Ekim'de başlayacak. Hess’in Inter Press Service (IPS) Ajansına çalıştığı, bölgede orman yakılması, köy boşaltılması, TSK'nin Kuzey Irak'ta bazı Kürt yerleşimleri bombalamasıyla ilgili haberleriyle PKK propagandasını yaptığı iddia edildi. 

TMY’den mahkum gazeteci tutuklandı: Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 21 yıl üç ay hapse mahkum ettiği Azadiya Welat gazetesi eski imtiyaz sahibi ve yazı işleri müdürü Ozan Kılınç’ın tutuklandığı 22 Temmuz’da öğrenildi. Diyarbakır’ın Kayapınar İlçesi'ndeki evinde gözaltına alınan Kılınç tutuklanarak, Diyarbakır D Tipi Cezaevi'ne gönderildi. 9 Şubat'ta mahkeme, gazete yayınıyla TMY’na muhalefet ettiğine hükmetti, Kılınç'ı "örgüt üyesi olmasa dahi örgüt adına suç işlemek”ten cezalandırdı. Gazetenin 2009 Haziran ayında çıkan 12 sayısında yayınlanan haberler nedeniyle yargılanan Kılınç'a toplam 21 yıl 3 ay hapis cezası verildi. 

Süregiden basın ve gazeteci tutukluluk ve hükümlülükleri 

Yayıncı  ve gazeteci Adanır’a tahliye yok: 30 Eylül’de Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi, yayımlanan haber, yazı ve fotoğraflar nedeniyle tutuklu yargıladığı Aram Yayınları sahibi ve Kürtçe çıkan Hawar gazetesi yazı işleri müdürü Bedri Adanır'ı tahliye etmeyi reddetti. Savcı Adem Özcan, "PKK örgütüne üye olmak" ve "örgüt propagandası yapmak" iddiasıyla yargılanan Adanır'ın 50 yıl hapisle cezalandırılmasını istiyor. Şırnak Silopi'deki Habur Sınır Kapısı'ndan giriş yaparken 5 Ocak'ta gözaltına alınan Adanır Diyarbakır D Tipi Cezaevi'nde. Yayıncı hapisteki PKK lideri Abdullah Öcalan'ın denetimden geçen AİHM savunmalarını bir kitapta toplamış, bandrol alamadan yakalanmıştı. Adanır için TMY’nin 7/2 maddesinden yedi kez, "örgüt üyesi olmasa da suçları örgüt adına işlediği" iddiasıyla da TCK’nın 314/3 ve 220/6 ile TMY'nin ceza artırımı öngören 5. maddesi uyarınca cezalandırılma isteniyor. 

Çakar, Kurşun, Kılınç, Güler hapiste: Mart ortasında ifade vermek için gittiği Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı'nca tutuklanan Rengê Hevîya Jinê kadın dergisinin sorumlu yazı işleri müdürü Gurbet Çakar, "basın yoluyla PKK propagandası yapmak" ve "PKK'ye üye olmak" iddiasıyla tutuklu yargılanıyor. Çakar Diyarbakır Cezaevinde; yargılanmasına, Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 7 Ekim’de devam edilecek.

166 yıl hapse mahkum edilen Azadiya Welat gazetesi eski yazı işleri müdürleri Vedat Kurşun üç ayrı davadan 174 yıla hapse mahkum oldu. Gerekçeli karar “Örgüte üye olmamakla beraber örgüt adına suç işleme” ile “Örgüt propagandası”na dayandırılıyor.

Devrimci Demokrasi gazetesi sahibi ve sorumlu yazı işleri müdürü Erdal Güler, PKK ve Maoist Komünist Partisi (MKP) gibi örgütler hakkında övücü yayınlar yaptığı iddiasıyla üç yıldır Kandıra 1 Nolu F Tipi Cezaevi’nde, 2014’te tahliye olması bekleniyor. Güler, yetkilisi de olduğu Özgür Düşün dergisinin Mart-Nisan 2005 sayısında yer alan "Mahir Çayan ve yoldaşlarını saygıyla anıyoruz" mesajından dolayı "suç ve suçluyu övmek" ile suçlanıyor. Bir başka dava da, İbrahim Kaypakkaya'nın anıldığı "Halk için Devrimci Demokrasi" gazetesinin 1-16 Mayıs 2006 tarihli sayı için açılmıştı. 

Telefon konuşmalarını  yayınlamaktan hapiste: Ulusal Kanal'ın İstihbarat Şefi Ufuk Akkaya 2004’te Başbakan Erdoğan ile eski Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat arasında geçen telefon konuşmalarını yayımladığı gerekçesiyle yargılandığı davadan tahliye oldu. Akkaya "İrticayla Mücadele Eylem Planı" iddiasıyla ilgili davayı gören İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanıyordu. Aydınlık dergisi genel yayın yönetmeni Deniz Yıldırım’ı, 9 Kasım 2009'dan beri aynı nedenle cezaevinde. 

Balbay ve Özkan 19 aydır hapiste: İkinci Ergenekon Davası’nın 27 Eylül’deki 82. duruşmasında Cumhuriyet gazetesi eski Ankara temsilcisi Mustafa Balbay "Gazetecinin tutukluluğunun sansür olduğunu düşünüyorum. Kalemlerin susmasının silahların susmasından daha önemli olduğu gibi kabul edilemez bir durum söz konusu,” dedi.

Özkan da duruşmada "İçeride ve dışarıda konuşma hakkının sınırlandırılmasına yönelik uygulamalar infiale yol açar,” dedi. İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) yönetim kurulu ve üyeleri Balbay ve Özkan’a destek için 10 Ağustos’taki duruşmayı izlediler. 6 Mart 2009’dan beri tutuklu olan Mustafa Balbay ile  gazeteci Tuncay Özkan ve emekli orgeneraller Hurşit Tolon ile Şener Eruygur’un da sanıkları arasında yer aldığı da davada 36’sı tutuklu toplam 108 kişi yargılanıyor.

Suzan Zengin 15 aydır cezaevinde: İstanbul 10. Ağır ceza Mahkemesi, tutuklu İşçi Köylü gazetesi çalışanı ve çevirmen Suzan Zengin’i “örgüt üyeliği” ile yargılamaya 26 Ağustos’ta başladı. Mahkeme, 28 Ağustos 2009′da gözaltına alınan ve ardından tutuklanan Zengin’i “delilleri karartılma ihtimali” olduğu gerekçesiyle tahliye etmedi. Zengin, altı ay daha cezaevinde kalacak. İkinci duruşma 15 Şubat 2011′de. Türkiye Yayıncılar Birliği (TYB) Yayınlama Özgürlüğü Komitesi Başkanı Ragıp Zarakolu ilk duruşma öncesi Zengin'in tahliye edilmesi gerektiğini söyledi. İHD İstanbul Şubesi'nde Zengin ile 12 Eylül döneminde yurtdışına çıkmak zorunda kalan, 18 yıl sonra Türkiye'ye döndüğünde hava alanında tutuklanan yazar Doğan Akhanlı'nın da serbest bırakılması için bir basın toplantısı düzenlendi. 

Karavil, Akyüz ve Birsin “KCK”dan hapiste: 10 Aralık 2009'dan beri tutuklu bulunan Adana Radyo Dünya yayın yönetmeni Kenan Karavil Kürdistan Topluluklar Birliği'nin (KCK) kent yapılanmasına yönelik dava kapsamında yargılanacak. Kürkçüler F Tipi Cezaevinde tutulan Karavil, "Örgüt adına suç işlemek" ve "örgüt propagandası yapmak" suçlamasıyla 8 ile 22,5 yıl arasında hapis istemiyle Adana 8, Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıkacak. 22 Ekim’de başlayacak olan davada 22'si tutuklu 47 kişi yargılanacak. Adana 8, Ağır Ceza Mahkemesi'ne sunulan iddianame 25 Haziran'da "Delillerin yetersiz oluşu" ve "tutuklu sanıkların suçlarının somut olarak gösterilmediği" gerekçesiyle Adana Cumhuriyet Savcılığı'na iade edilmişti.

Azadiya Welat Adana temsilcisi Seyithan Akyüz de Adana Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi'nde dört gün gözaltında tutulduktan sonra Karavil’le birlikte tutuklanmıştı. Gün TV eski genel yayın koordinatörü Ahmet Birsin de KCK kent yapılanmasına yönelik operasyonla gözaltına alınıp tutuklandığından beri Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nde. 18 Ekim’de başlayacak davayla ilgili Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, hazırladığı 7 bin 578 sayfalık iddianamesinde, 103'ü tutuklu 151 sanık hakkında ''devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma', ''örgüt üyesi ve yöneticisi olmak'', ''örgüte yardım etmek'' suçlarından 15 yıl ila ağırlaştırılmış müebbet arasında hapis cezaları istiyor. 

Yargıtay onadı, hapiste kalacaklar: Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin DİHA muhabirleri Behdin Tunç ve Faysal Tunç hakkında “PKK örgütüne yardım ve yataklık” iddiasıyla verdiği altışar yıl üçer aylık hapis cezaları onandı. Yargıtay 9. Dairesi kararı gereği hapiste (Diyarbakır D Tipi Cezaevi) kalmaya devam edecek olan iki muhabir 5 Nisan 2007’de tutuklanmıştı. 8 Ocak 2008'de Şırnak'ın Cizre İlçesi'nde gözaltına alınan Ajansın Şırnak muhabiri Haydar Haykır ise halen Batman H Tipi Cezaevi'nde. 

Erdoğan, Çiçek ve Şenoğlu dört yıldır tutuklu: Özgür Radyo yayın yönetmeni Füsun Erdoğan, Atılım gazetesi yayın yönetmeni İbrahim Çiçek ve yayın koordinatörü Sedat Şenoğlu'nun da aralarından bulunduğu 23 kişinin Marksist Leninist Komünist Partisi (MLKP) örgütüne üye olmakla yargılandığı dava 10 Aralık İnsan Hakları Günü'ne bırakıldı. 16'sı tutuklu 24 sanığın yargılandıkları davaya İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 29 Temmuz'da devam edildi. Avukat Mihriban Kırdök dosyanın polis senaryosundan ibaret olduğunu ileri sürerek sanıkların tahliyesini talep etti. Erdoğan, Çiçek ve Şenoğlu, 8 Eylül 2006'dan beri tutuklu bulunuyorlar.  

Mahkeme yüzü görmesi bir yıl sürdü; tahliye oldu: Birgün gazetesi ve Show TV Rize temsilcisi, eski İHD Rize şube yöneticisi Gençağa Karafazlı çete üyesi olmak suçlamasıyla 13 buçuk ay hakim yüzü görmeden cezaevinde kaldıktan sonra 16 sanıkla birlikte çıkarıldığı ilk duruşmada 3 Ağustos’ta tahliye edildi. Gazeteci, 16 Haziran 2009'da gözaltına alınarak Rize Kalkandere Cezaevi'ne gönderilmişti. Karafazlı, TCK’nın 220/2 maddesinden yargılanıyor.

Cenazeye katılmaya dava: BEKSAV Yönetim Kurulu Başkanı Hacı Orman ve 26 kişi hakkında Atılım gazetesi ve Sanat ve Hayat Dergisi'nin yayın komisyon başkanı Kutsiye Bozoklar'ın cenaze törenine katılmaktan açılan davaya Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Duruşma sanıkların esas hakkındaki savunmalarını yapması için 17 Şubat 2011’e bırakıldı.

Parasız eğitim isteme suçu: Gençlik Federasyonu üyeleri Ferhat Tüzer ve Berna Yılmaz, Abdi İpekçi Spor Salonu'nda 14 Mart’ta düzenlenen "Roman Çalıştayı"nda, Başbakan Erdoğan'ın konuşma yaptığı sırada "Parasız eğitim istiyoruz, alacağız" pankartı açmaktan tutuklu yargılanıyorlar. Yargılama “Devrimci Halk Kurtuluş Partisi Cephesi (DHKP/C) örgütü üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” iddiasına dayandırılıyor. 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ikinci duruşmasına 14 Aralık’ta devam edilecek.

Utku Aykar’ın da tutuksuz yargılandığı davanın iddianamesinde, şüphelilerden Berna Yılmaz'ın da 10'u aşkın eylemle beraber NATO ve Dünya Bankası'nı protesto ve TEKEL işçilerinin başlattığı greve destek yürüyüşlerine katıldığı iddia ediliyor.  

Barış Açıkel için tahliye umudu: İşçi Köylü gazetesi sahibi ve yazı işleri müdürü Barış Açıkel, “örgüt üyeliği”nden aldığı dört yıl sekiz aylık hapis cezasını tamamlandı, ancak basın dosyaları kesinleşmeye başladığı için Kandıra 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nden tahliye olamıyor. Avukatı Gül Altay, İstanbul Ağır Ceza Mahkemeleri’nin iki basın dosyasından verilen para cezalarında yanlış hesap yapıldığını tespit ettiklerini, İnfaz Savcılığı’na başvurduklarından dosyanın yanlışlıkla Yargıtay Savcılığı’na gönderildiğinin bildirildiğini, dosyanın İstanbul’a geri gönderilmesini beklediklerini söyledi. Çoğunlukla “örgüt propagandası yapmak”tan ceza verilen Açıkel, 2004’ten beri cezaevinde.

Tutuklanan gazeteciler 

Yazar Akhanlı’ya “silahlı soygun” suçlaması: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 21 yıl önce bir örgüt adına silahlı soyguna karıştığı iddiasıyla Erdoğan Akhanlı'nın müebbet hapisle yargılanması için iddianame düzenledi. Akhanlı yurt dışında yaşıyordu, 10 Ağustos'ta Türkiye'ye giriş yaparken yakalandı. Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Ayar 25 Ağustos 2010 tarihli iddianamede, Tekirdağ 2 No'lu F tipi cezaevinde bulunan Akhanlı'nın eski TCK’nın 146/1 maddesi uyarınca cezalandırılmasını istiyor. Akhanlı, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanacak.

Vicdani retçi  İnan Süver’in eziyeti bitmedi: Ege Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi, 5 Ağustos’ta gözaltına alınıp Şirinyer Askeri Cezaevi’ne gönderilen vicdani retçi İnan Süver'i yargılamaya 8 Kasım’da devam edecek. Evli ve üç çocuk babası olan Süver, 2003’te yakalanmıştı.

Basın ve İfade Özgürlüğü Davaları

 

 Zarakolu ve Güler’e KCK kitabından dava: 30 Eylül’de İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde Belge Yayınları yetkilisi Ragıp Zarakolu ve "Ölümden Zor Kararlar" kitabından hapse mahkum edilen yazar Mehmet Güler "KCK Dosyası/ Küresel Devlet ve Devletsiz Kürtler" başlıklı kitap nedeniyle yargılandı. İstanbul Cumhuriyet Savcısı Hakan Karaali, Zarakolu ve Güler  için "PKK açıklamalarına yer vermek" ve "PKK propagandası yapmak" iddiasıyla yedişer buçuk yıl hapis istedi. Mahkeme, rahatsızlığı nedeniyle duruşmaya katılamayan yayıncı Zarakolu'nun zorla getirilmesi için müzekkere yazılması kararı aldı. Kitap üzerindeki yasağın da nihai kararla birlikte değerlendirilecek. Yargılamaya 2 Aralık'ta devam edilecek. 

Ferhat Tunç'un 15 yıl hapsi isteniyor: Sanatçı Ferhat Tunç hakkında Siirt'in Eruh Belediyesince 15 Ağustos 2009'da düzenlenen Festival'deki konuşması nedeniyle TCK’nın 220/6 maddesi ve TMY’nin 7/2 maddesi gereğince "Örgüt üyesi olmamakla örgüt adına suç işlemek" ve “terör örgütünün propagandasını yapmak" iddiasıyla 15 yıl hapis cezası isteniyor. 30 Eylül’de Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, Tunç'un konuşmasının ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirten sanık avukatları beraat talep etti. Sanık avukatları, İskandinav ülkeleri PEN Yazarlar Grubu'nun Tunç'un yargılanmasıyla ilgili Başbakan Erdoğan’a gönderdikleri mektubun bir kopyasını da mahkemeye sundu. "Ferhat Tunç'la Dayanışma İnisiyatifi" adıyla bir araya gelen bin 363 aydın ise davanın düşürülmesini talep etmişti. Yargılamaya 4 Kasım’da devam edilecek. 

BDP’li Demirtaş’a 10 ay hapis: Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, İHD Diyarbakır şube başkanı olduğu dönemde İmralı'da tutuklu bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan'ın cezaevi koşullarıyla ilgili açıklamasında "örgüt propagandası" yapmaktan 10 hapse mahkum oldu. 28 Eylül’de Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada hükmün açıklanması ertelendi, Demirtaş'ın beş yıl boyunca denetimli serbestliğe tabi tutulmasına karar verildi. Demirtaş daha önce yerel mahkemede "suçu ve suçluyu övmek"ten bir yıl üç ay hapse mahkum oldu, Yargıtay kararı "örgüt propagandası"yla yargılanmasını istemiyle bozdu. 

Gazeteci Özer’e “propaganda” davası: Güney dergisi sorumlu müdürü Aziz Özer, Mehmet Söğüt'in "İnanılmaz Bir Direnişin 3 Günlük Hikayesi" ve Meray Ülgen'in "Hakim" öykülerinde "PKK örgütü propagandası yapıldığı" iddiasıyla yargılanacağı 27 Eylül’de öğrenildi. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı, derginin Ocak-Şubat-Mart dönemine ait 51. sayıda yer verilen içerikler nedeniyle her iki yazar ve Özer hakkında soruşturma yürüttü. Ancak dosya yetkisizlik kararıyla önce Büyükçekmece Başsavcılığı'na oradan da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildi. Soruşturma sonunda İstanbul Cumhuriyet savcısı Hakan Karaali, 11 Mayıs'ta Özer hakkında Terörle Mücadele Yasası'nın (TMY) 7/2 maddesi uyarınca dava açtı. Özer, dergideki yazılar nedeniyle yedi buçuk yıl hapis istemiyle yargılanacak. Dava 7 Ekim'de başlayacak.

Taraf’a bir günde de 44 dava: Taraf gazetesi çalışanları, 24 Eylül günü, Kadıköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde toplam 44 dava kapsamında yargılandılar. "Gizliliği ihlal" ve "yazılı iletiyle hakaret"ten hakkında yeni açılan dört ayrı davada savunma yapan Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan "Savcı, ya yazdıklarımı okumuyor, ya da önyargılı okuyor" dedi. Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı Yasemin Çongar, “gizliliği ihlal”, sorumlu müdür Adnan Demir, “adli yargılamayı etkilemeye teşebbüs”, “özel hayata ilişkin görüntü ve sesleri ifşa etmek”, “gizliliği ihlal”, “suçu ve suçluyu övmek”, “düzeltmenin yayımlanmaması”, “Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret” iddiasıyla yargılanıyor. Gazeteci Neşe Düzel, “Suç ve suçluyu övmek”, Markar Eseyan, “gizliliğin ihlali”, Yıldıray Oğur “Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret”, Şahin Bayar, “gizliliğin ihlali”, Tuncer Köseoğlu, “gizliliğin ihlali” ve “yargıyı etkileme”, Melih Altınok, Mehmet Baransu, Burhan Ekinci, Fikret Karagöz ve Bünyamin Demirkan “gizliliğin ihlal”, Rasim Ozan Kütahyalı, “hakaret”, Emre Uslu, “adli yargılamayı etkilemeye teşebbüs”, Bahar Kılıçgedik, “gizliliğin ihlali”, “adli yargılamayı etkilemeye teşebbüs”, “hakaret sesli yazılı veya görüntülü bir iletiyle hakaret”, Adnan Keskin, “hakaret”, “sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle hakaret”, Nevzat Çiçek, “hakaret”, “sesli yazılı veya görüntülü bir iletiyle hakaret” ve Sibel Hürtaş, “adli yargılamayı etkilemeye teşebbüs”, “gizliliğin ihlali” ve “yargıyı etkileme” iddialarla yargılanıyorlar. 

Altı  gazeteye yüzlerce “Ergenekon” davası: “Ergenekon" ve "Balyoz" soruşturmalarından tutuklananlarla ilgili tahliye kararlarını haberleştiren Zaman gazetesi muhabiri Büşra Erdal, Ankara muhabiri Metin Arslan ve Sorumlu yazı işleri müdürü Hayri Beşer, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 22 Eylül’de yargılanmaya başladı. Tahliye kararlarıyla gündeme gelen İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi hâkimleri Yılmaz Alp ve Tuncay Aslan'ın şikâyetiyle gazeteciler TMY’nin "terörle mücadelede görev alan kişileri terör örgütlerine hedef göstermek" fiilini düzenleyen 6/1 maddesi uyarınca ve bir buçuk yıldan dört buçuk yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyorlar. Yargılamaya, 2 Nisan 2010'da Büşra Erdal imzasıyla gazetenin birinci sayfasında yayımlanan "HSYK kriziyle atananlar devrede, Balyoz örtbas ediliyor" ve 3 Nisan 2010 tarihli ve Metin Arslan imzalı "Toplu tahliyelerin temeli 'korsan' kararname ile atıldı" başlıkları dayanak oluşturdu. Yargılama 2 Şubat 2011'de devam edecek.

Zaman gazetesi, Adalet Bakanlığı'nın Kasım 2009'da 4 bin 139 olarak açıkladığı soruşturma sayısının son 6 ayda 5 bini geçtiğini, Zaman, Taraf, Bugün, Yeni Şafak, Star ve Vakit gazetelerine açılan soruşturma sayısının ise 3 bin 500'ün üzerinde olduğunu yazdı. Gazete, bunlardan davaya dönüşenlerin sayısınınsa 2 bin olduğunu savundu. Medya Derneği, Erdal’a 60'dan fazla dava açıldığını,  bunun haber alma hürriyeti ve basın özgürlüğü adına endişe verici olduğunu bildirdi. 

Tuğluk’a 12 konuşmadan dava: Kapatılan DTP’nin siyasi yasaklı eski eşbaşkanı Aysel Tuğluk 12 ayrı konuşma nedeniyle Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “PKK örgütü propagandası yapmak” iddiasıyla yargılanıyor. Yargılamaya 16 Aralık’ta devam edilecek.

KCK davasında tutuklu yargılanan Batman Belediye Başkanı Nejdet Atalay yerel seçim kampanyasında 17 Şubat 2009’da Kürtçe konuştuğu için de beş ay hapis istemiyle yargılanıyor. Avukatı Mustafa Yıldız, müvekkilinin Seçim Yasası’ndaki değişiklikle Kürtçe konuşmak suç olmaktan çıktığı için ceza verilemeyeceğini söyledi. Kurtalan Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki yargılamaya 2 Kasım’da devam edilecek. 

Albayın fotoğrafı: Başbakan yardımcısı Bülent Arınç'a yönelik suikast iddialarıyla ilgili soruşturmada Albay E.Y.B.'nin savcılıkta ifade verirken fotoğrafını çeken HaberTürk gazetesi muhabiri Cemal Doğan ile Hürriyet gazetesi foto-muhabiri Nurettin Kurt’un İstanbul Özel yetkili 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandıkları davadan beraat ettikleri 23 Eylül’de öğrenildi. Fotoğrafların 30 Aralık 2009'da gazetelerde yayımlanması üzerine gazeteciler hakkında, soruşturma savcısı Mustafa Bilgili'nin şikayetiyle dava açılmıştı. İki gazetecinin TMY’nin 6. maddesi uyarınca ve "Kamu görevlilerini terör örgütlerine hedef gösterdikleri" iddiasıyla bir yıldan üç yıla kadar hapisleri isteniyordu. Mahkeme kararında, iki habercinin olayda tamamen gazetecilik görevi ve haber amaçlı davrandıkları belirtildi.  

Kaymakamı  eleştirdiği için yargılanacak: Aydın'ın Çine Asliye Hukuk Mahkemesi, "Çine'de Kaymakam'ın Görevi Nedir?" başlıklı köşe yazısı nedeniyle Çine Uğur gazetesi yayın yönetmeni Yılmaz Sağlık'ı 10 bin TL manevi tazminat talebiyle yargılamaya 14 Aralık’ta başlayacak. Celalettin Cantürk'ün açtığı tazminat davasına, "Dağlar perişan, Çaylar perişan, Çine kaymakamı ne iş yapar?" başlığı ile "at gözlüğü takmak, olumsuzlukların idare edicisi olmak, yasa dışılığa sessiz kalmak, kumar oynanmasına sessiz kalmak" gibi ifadeler gerekçe gösterildi. Şikayet dilekçesi 27 Eylül'de mahkemeye sunuldu. 

Birand’ın programına katılan 10 kişi sanık: Kapatılan DTP'nin Diyarbakır milletvekili Aysel Tuğluk, Abdullah Öcalan'ın avukatları ve gazeteci Mehmet Ali Birand "PKK propagandası yapmak" iddiasıyla İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılamada avukat Mahmut Şakar hakkındaki yakalama kararının yerine getirilmesi bekleniyor. İstanbul 9., 11. ve 14. Ağır Ceza Mahkemeleri'nde görülen ancak 9. Ağır Cezada birleşen bu dosyada Tuğluk bir yıl altı ay hapis ve avukatlıktan yasaklama cezası almış, Yargıtay cezayı bozmuştu. Tuğluk'la birlikte, şimdi DTP milletvekili olan Ayla Ata Akat ve Kanal D yapımcısı Mehmet Ali Birand da sanık olarak gözüküyor. Tuğluk, Ata, Şakar, İrfan Dündar, Doğan Erbaş, Hatice Korkut ve diğer 10 kişi, Yeniden Özgür Gündem gazetesinin Mart 2003-Şubat 2004 döneminde çıkan "Hükümete Mektup", "Öcalan' dan Barış Çağrısı", "Ortadoğu'yu Savunacağım" haberleri, Özgür Politika'da çıkan "Oyunu Bozalım ", 2000 yılında Milliyet'te çıkan "İmralı' dan Zirveye Tehdit Gibi Mesaj", Yeni Binyıl'da yer alan "Bazı Trajediler Gelişebilir", Hürriyet'teki "Ötmeye Devam" haberi ve Gözcü, Akit, Türkiye, Kanal D Ana Haber ve Nasname İnternet sitesinde çıkan haberlerden sanık olmuşlardı. Sanıklar, "Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettikleri" (TCK 220/7) ve "silahlı örgüte üye oldukları" (TCK 314/ 2) iddialarıyla yargılanıyorlar. 220/7 maddesi üç yıla kadar, 314/ 2. maddesi 10 yıla kadar hapis cezası öngörüyor. Yargılamaya 1 Şubat 2011'de devam edilecek. 

Savcı Durukan için ceza istedi: Milliyet gazetesi muhabiri Namık Durukan ve yazı işleri müdürü Hasan Çakkalkurt'un yargılandığı davada beş ay aradan sonra ikinci savcı da mahkumiyet talep etti. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 21 Eylül’deki duruşmada savcı Bilal Bayraktar 20 Nisan'da meslektaşı savcı Savaş Kırbaş'ın mahkumiyet yönündeki mütalaasına uygun görüş bildirdi. Beşinci duruşması görülen davada Durukan ve Çakkalkurt "örgüt propagandası" iddiasıyla Terörle Mücadele Kanunu'nun 7/2. maddesiyle suçlanıyor. Durukan ve Çatalkurt, PKK yöneticilerinden Duran Kalkan'ın Fırat Haber Ajansı'na (ANF) yaptığı açıklamayı "Genel Af Çıksa da Silah Bırakmayız" başlığıyla haberleştirdikleri ve yayımladıkları için 30 Temmuz 2009'dan beri yargılanıyorlar.

Gazete avukatı Nurcan Çalışkan savunma için süre istedi. Hakim Zafer Başkurt da davayı 23 Kasım'a bıraktı. 

AKP’li Fırat yerel gazeteciden tazminat istiyor: Adıyaman’da yayımlanan Gerger Fırat gazetesi sahibi Hacı Boğatekin Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Adana milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat’ın açtığı bir davadan 10 bin TL tazminat istemiyle yargılanıyor. 20 Eylül 2009'da yer verilen "Aman Miro Aman Piro" başlıklı aynı yazısının Fırat’ın kişilik haklarına saldırı oluşturduğu iddia ediliyor. Gerger Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki davaya 14 Aralık’ta devam edilecek. 

“Korkuları” yazan Miroğlu yargılanacak: Taraf gazetesi yazarı Orhan Miroğlu, 2 Aralık 2009’da yayımlanan "Ay Büyürken Uyuyamam" başlıklı yazısı nedeniyle Kadıköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak. Yazar, Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar Kürtlerin çeşitli baskılara ve asimilasyona uğradıklarını ifade ettiği yazısından 12 Kasım’da hakim karşısına çıkıyor.  

“Ergenekon” haberinden Pelek’in hapsi isteniyor: Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi, eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral İbrahim Fırtına'nın "Ergenekon Soruşturması" çerçevesinde savcılıkta verdiği ifadeyi haberleştiren Akşam gazetesinin eski editörü Semra Pelek ve gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü Mustafa Dolu’yu yargılamaya 1 Kasım’da devam edecek. Üç yıllık "Ergenekon Soruşturması" ile ilgili gelişmeleri kamuoyuna aktaran gazetecilerin TCK’nın "soruşturmanın gizliliğini ihlal" başlıklı 285. maddesi ve "adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs" başlıklı 288. maddesinden yargılanacakları öğrenildi. Gazeteciler, 9 Haziran’da yargılanmaya başlamışlardı. 

Deniz Gezmiş’i anmak hapislik: Emek Partisi (EMEP) Aydın İl Başkanı Abdurruhman Saran yerel seçim çalışması, Newroz kutlaması ve 6 Mayıs'taki Deniz Gezmiş anmasına katıldığı gerekçesiyle "suç ve suçluyu övmek"ten yargılanıyor. Saran, "Kitleyi terör örgütü adına galeyana getirdiği, "Öcalan'ı övdüğü" iddiasıyla açılan iki dava çerçevesinde 6 Ekim ve 1 Kasım günlerinde Aydın 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nde yargılanacak. Siyasetçi, Aydın 1, Asliye Ceza Mahkemesi'nde de afiş asmaktan 298 Sayılı Seçim Yasası'na muhalefet ettikleri gerekçesiyle altı ay hapse mahkum edilmişti. Dosya Yargıtay'da. 

Pınar Sağ  Kaypakkaya'yı “övmek”ten sanık: Tunceli'de Nazimiye Cumhuriyet Başsavcılığı, Düzgün Baba Festivali için sahneye çıktığında "Artık dağlarımızda çatışmalar olmasın, barış gelsin, kimse ölmesin" dediği için sanatçı Pınar Sağ hakkında "suçu ve suçlu övmek" iddiasıyla dava açtığı 16 Eylül’de öğrenildi. Geçen yıl katıldığı etkinlikte yaptığı konuşmadan dolayı Pınar Sağ, TCK’nın 215. maddesi uyarınca iki yıla kadar hapis istemiyle yargılanacak.

Nazimiye Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya katılan Pınar Sağ, 29 Mart yerel seçim kampanyasında bağımsız belediye başkan adayı Murat Kur'un mitingindeki konserde konuşma yaptığı için de aynı gerekçeyle yargılanıyor. TİKKO'nun kurucusu İbrahim Kaypakkaya'yı övdüğü gerekçesiyle Tunceli Sulh Ceza Mahkemesi'nde yargılanan Sağ Mayısta Şişli Adliyesi'nde talimatla ifade vermişti. 

Rişvanoğlu’na hem ceza hem tazminat davası: Hukukçu Şiar Rişvanoğlu, 3 Mayıs'ta Roj TV'deki konuşması nedeniyle 6 Eylül'de Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkarıldı. Rişvanoğlu’nun programda "Kürdistan'daki bütün siyasi cinayetlerin, komploların, Botaş kuyularındaki katliamların, kitlesel katliamları, tecavüzlerin tamamını gizli bir biçimde soruşturacak bir komisyon istemek gerekiyor" dediği öne sürülüyor. ÇHD Adana şubesi eski başkanı, Gerçek gazetesi ve Devrimci Marksizm dergileri sorumlu yazı işleri müdürü Rişvanoğlu, Habur'dan gelen grubu "Barış Grubu" diye, PKK'yi "Kürt özgürlük mücadelesi yapan demokrasi güçleri" olarak ve Öcalan'ı da "Kürtlerin lideri" gibi yansıttığı gerekçesiyle "PKK'nin veya amacının propagandasını yapmak” ile suçlanıyor. Rişvanoğlu için üç kez TCK’nın 220.’yi ihlalden 13 yıl 6 ay hapisle cezalandırılması talep edildi. Dava 28 Ekim'de devam edecek.

İçişleri Bakanlığı da Rişvanoğlu aleyhine basın açıklaması yoluyla “onur ve haysiyetlerini zedelediği" gerekçesiyle 10 bin TL'lik de tazminat davası açtı. Hukukçu, Adana'da şüpheli şekilde ölen Azadiya Welat gazetesi dağıtımcısı Metin Alataş ile ilgili ortak basın açıklamasını okumaktan da Adana 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde yargılanıyor. Dava, tarafların delillerini sunması için 12 Nisan 2011'e bırakıldı. 

Dink kitabı  ağır cezalıkmış: Vatan gazetesi muhabiri Göktaş, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki 15 Eylül duruşmasında, "Hrant Dink Cinayeti: Medya, Yargı, Devlet" adlı kitabında “gizli belge yayımlaması” nedeniyle “devletin güvenliğine karşı" olmakla suçlandı. Göktaş, avukatı Filiz Aydın'ın görevsizlik kararına karşı yaptığı itiraz sonuçsuz kalırsa özel yetkili ağır ceza mahkemesinde yargılanacak. Yargılamaya 25 Ekim'de devam edilecek. 

Zana “Kürtlerin üç önderi”  sözünden yargılanıyor: Kapatılan Demokrasi Partisi (DEP) milletvekili Leyla Zana Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden yargılanıyor. Zana 21 Mart 2007’de Newroz konuşmalarında Celal Talabani, Mesut Barzani ve Abdullah Öcalan için “Kürtlerin üç önderi” dediği için suçlanıyor. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin "terör örgütü propagandası yapmak"tan verilen iki yıllık hapis cezasını Zana lehine bozmuştu. Mahkeme, Yargıtay kararına uydu. Dosya, yeniden esas hakkında mütalaa hazırlanması için Cumhuriyet savcısına teslim edildi. Davaya 12 Ekim'de devam edilecek. 

54 belediye başkanına TMY davası: Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, eski DTP’li 54 belediye başkanını ortak basın açıklamasında “Silahlı Kürt muhalefeti” sözünü kullandıkları gerekçesiyle “Örgüt propagandası yapmak”tan yargılamaya 14 Kasım’da devam edecek. Dava, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi ve hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkarılan Hakkari eski Belediye Başkanı Metin Tekçe'nin “yakalanmasının beklenmesi” için ertelendi. Başkanlar, Öcalan’ın zehirlendiği iddiasıyla ilgili 4 Mart 2007’de ortak açıklama yapmışlardı. 

Alınak’a ceza usulden bozuldu: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, Kars ilinin sorunlarını Başbakan Erdoğan'a gönderdiği Kürtçe dilekçeyle dile getiren siyasetçi Mahmut Alınak'ın altı aylık hapis cezasını oybirliğiyle esastan bozdu. Daire, Kars 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nden CMK’da 5728 Sayılı Yasayla getirilen "hükmün açıklanmasının geri bırakılması" değişikliğin değerlendirilmesini istiyor. Karar, 15 Haziran'da alındı ancak tebliğ edildiği 16 Eylül’de öğrenildi. Alınak, "Kürtçe dilekçelerden açılan üç davada bir buçuk yıl hapis cezası verildi. Bizi bozuldu, ikisi Yargıtay’da. Halen hakkımda verilen 8,5 yıl hapis cezası da Yargıtay'da” diyor. 

Yüksek mahkeme Dilipak’a ceza istedi: Vakit gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’le ilgili bir yazısında “kişilik haklarına saldırıda bulunduğu” iddiasıyla yargılandı, beraat etti. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nda iki oy farkla, Dilipak’ın cezalandırılması kararı çıkınca dosya yeniden Bağcılar 2 Asliye Ceza Mahkemesi’nde.

  “Ergenekon” haberlerinden Saymaz’a sekiz dava: Radikal gazetesi muhabiri İsmail Saymaz hakkında, 8 Haziran'da çıkan "Ergenekon'da aşk oyunu"-" Ergenekon savcısı hakimi de dinledi" başlıklı haber nedeniyle dava açıldı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Köksal Şengün'ün de şikayetiyle gazetecinin Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılanması için iddianame düzenlendiği 8 Eylül’de öğrenildi. Gazeteci, Şengün ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başkanvekili Kadir Özbek'in teknik takibe takıldığını gündeme getirmişti. Gazeteci, "hakaret", "soruşturmanın gizliliğini ihlal" ve "adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs" iddialarıyla ve TCK’nın 125, 285 ve 288. maddeleri uyarınca yargılanacak.  Saymaz hakkında “Ergenekon Soruşturması ve davasındaki gelişmeler”le ilgili haberleri nedeniyle açılan önceki yedi davayla birlikte 70 yıl hapis isteniyor. İlk duruşma 28 Ocak 2011'de. Özel yetkileri kaldırıldıktan sonra basın savcısı olarak atanan Erzurum Savcısı Osman Şanal da Saymaz hakkında “Postmodern Cihad" kitabında "Postmodern yanlısı" gösterdiği iddiasıyla 7 bin TL'lik manevi tazminat davası açtı. Bu davaya da Ankara 11. Sulh Hukuk Mahkemesi’nde 13 Aralık’ta başlanacak. 

56 belediye başkanına “Roj TV” cezası onandı: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 54'ü DTP’li 56 belediye başkanının Roj TV'nin kapatılmamasını savunmaktan cezalarının onandığı 8 Eylül’de öğrenildi. 15 Nisan 2008'de Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, başkanları “Roj TV kapatılmasın” talebiyle Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen'e gönderdikleri mektupla "Suçu ve suçluyu övdükleri" iddiasıyla yargılamış, 54'ünü üçer ay hapis cezası vermişti. Mahkeme, TCK’nın 215. maddesi uyarınca verdiği cezayı iki ay 15 güne indirmiş, sonra da bin 875 YTL paraya çevirmişti. Biri DTP'li ikisi SHP'li üç belediye başkanı ise beraat etmişti. Son olarak Danimarka Başsavcısı Jörgen Steen Sörensen, bu ülkede faaliyet gösteren ROJ TV ve Mesopotamia Broadcast şirketi hakkında "PKK eylemlerini desteklediği" iddiasıyla dava açtı. 

Baransu’ya 10 yıl hapis talebi: İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Aktütün saldırıyla ilgili "gizli" belgeleri yayınlamaktan Taraf gazetesi muhabiri Mehmet Baransu'yu 10 yıla kadar hapis istemiyle yargılamaya 6 Ekim’de devam edecek. Duruşma savcısı Mustafa Çavuşoğlu Baransu'nun TCK’nın 329/1 maddesinden cezalandırılmasını talep etti. Mahkeme başkanı, duruşmada, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı'nın gönderdiği yazıyı dosyaya konulduğunu açıkladı.

Gazeteci Balcıoğlu kazandı: Gaziantep Sabah gazetesi yayın yönetmeni Nurgün Balcıoğlu emekli hakim Zekeriya Dilsizoğlu'nun "Her 10 bin cinayet davasının dokuz bininde kadın parmağı var" sözünü eleştirmekten beraat etti. Balcıoğlu yerel mahkemede 20 bin TL manevi tazminat ödemeye mahkum olmuştu. 

Memuru eleştiren Özbey’e ikinci dava: Muş’ta yayımlanan Haber 49 gazetesi sahibi Emrullah Özbey engellilere yönelik sınavın sahte imzayla iptal edildiği yönündeki haberine verilen cezayı eleştirdiği için Muş 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde iki yıl hapis istemiyle yargılanıyor.

Gazeteci 17 Ocak 2005'de çıkan "İmza Skandalı" haberinden dolayı daha önce tazminata mahkum oldu. Gazeteci Danıştay’ın sınavın iptal edilmesi işlemiyle ilgili durdurma kararı vermesinin kendi haklılığını gösterdiğini bir başka yazıda iddia ettiği için eski İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Sadettin Yıldırım bir kez daha şikayetçi oldu. Özbey’in TCK’nın 125. maddeden yargılandığı davaya 23 Aralık’ta görülecek. Gazeteci, tazminat cezası Yargıtay’da onanmadan bürosunda tazminatın ödenmesi için baskı yaptığı iddiasıyla da Yıldırım'dan şikayetçi oldu. Dava devam ediyor. 

Balbay, Özkan, Olcayto’ya “örgüt üyeliği” suçlaması: Emekli Orgeneraller Hurşit Tolon ve Şener Eruygur'un da sanık olduğu İkinci Ergenekon Davası'nın 78. duruşmasında mahkeme heyetine yüksek sesle konuşan Türk Metal İş Sendikası eski Başkanı Mustafa Özbek salondan çıkarıldı. 36'sı tutuklu 108 sanıklı davada gazeteciler Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan da, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ni "geciken adalet" konusunda eleştirdiler. Aydınlık dergisi yazarı Emcet Olcayto da "Ergenekon örgütüne üye olmak” iddiasıyla tutuklu yargılanıyor. 3 Eylül’deki duruşmada Balbay, "Barolar Birliği'nin 'Tutuklama Raporu' tutuklama suçu işlenmekte olduğunu gösteriyor," dedi. Özkan da, " Neden ısrarla ve siyasetin arkasına saklanarak bu davayı yürütüyorsunuz? Sizi kim görevlendirdi" şeklinde konuştu. 

“Ergenekon” kitabından Mavioğlu ve Şık’a jet dava: Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı, gazeteciler Ertuğrul Mavioğlu ve Ahmet Şık hakkında İthaki Yayınları'ndan iki cilt halinde çıkan “Kontrgerilla ve Ergenekon'u Anlama Kılavuzu” ve “Ergenekon'da Kim Kimdir?” kitaplarından dava açtı. Dava, gazetecilerin İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 30 Temmuz 2008'de verdiği yayın yasağına aykırı hareket ettikleri gerekçesiyle açıldı. Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı, toplam bin 128 sayfalık kitapların yayınlandığı 14 Nisan günü Mavioğlu ve Şık hakkında "soruşturmanın gizliliğini ihlal" şüphesiyle soruşturma başlatmıştı. Gazeteciler, 8 Ekim'de Kadıköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılanacaklar. 

Gezmiş  ve Çayan’ı anan Halkevleri yargılanıyor: Samsun'da Halkevleri’ne yönelik operasyon kapsamında 1 Haziran'da gözaltına alındıktan sonra tutuklanan ve aralarında Halkevleri Samsun Şube Başkanı Halil Mert'in de bulunduğu altı kişiye dava açıldığı 2 Eylül’de öğrenildi. Sanıkların 10 yıla kadar hapsi talep ediliyor. İddianamede 12 Mart darbesini protesto eyleminde Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının fotoğraflarını taşımak; 6 Mayıs'ta Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını anmak; 1 Mayıs'ta Mahir Çayan fotoğraflı flama taşımak, 12 Eylül darbesinin yıldönümünde Mahir Çayan siluetli bayrak taşımak; Ali Sabancı'ya yumurta atılması, Süleyman Demirel ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün protesto edilmesi, Adana'da tutuklanan Halkevleri üyelerine para yardımı ve mektup kampanyası başlatılması suça gerekçe yapıldı.

“Kandil” röportajına dava yıl sonuna kaldı: KCK Yürütme Konseyi başkanı Murat Karayılan'la röportaj yaptıkları için Günlük gazetesi yetkilileri Filiz Koçali ve Ramazan Pekgöz hakkında TMY’den açılan davaya 23 Kasımda devam edilecek. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 2 Eylül’de devam eden yargılamada gazetecilerin avukatı Özcan Kılıç savunma yaptı. Duruşma savcısı Hüseyin Ayar gazetecilerin TMY'nin 7/2 maddesi uyarınca yedişer buçuk yılla cezalandırılmaları yönünde mütalaa verdi. Davadan gazete sahibi Ziya Çiçekçi de yargılanıyor. Gazetenin 7, 8 ve 9 Ağustos 2009 tarihlerinde çıkan "Hasan Cemal'in istediğini yaptık", "Yaşar Kemal'e harfiyen katılıyorum" ve "Devlet bir adım atsın biz iki adım atarız" başlıklı röportaj kesitlerinde "örgüt propagandası yapıldığı" yapıldığı iddia ediliyor. Açıklamaların örgüt yetkilisinden kaynaklanması da suça gerekçe olarak gösteriliyor.   

Radyocu Karavil’e KCK davası: Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın KCK’nın “kent yapılanması”yla ilgili tutuklanan 47 kişi hakkında dava açtığı 2 Eylül’de öğrenildi. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi aralarında Radyo Dünya eski yayın yönetmeni Kenan Karavil’in de bulunduğu 35'i tutuklu 47 kişi hakkında sunulan iddianameyi 25 Haziran'da delillerin yetersizliği ve suçların somut olarak gösterilmediği gerekçesiyle savcılığa iade etmişti. Başsavcılık da iddianameyi 17 Temmuz'da yeniden sunmuştu. Yargılama 22 Ekim'de başlıyor.  

Akkaya telefon görüşmelerini yayımlamaktan sanık: İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi "İrticayla Mücadele Eylem Planı" iddiasıyla ilgili davada tutuklu sanıklardan Ulusal Kanal İstihbarat Şefi Ufuk Akkaya'yı tahliye etti. Akkaya, Başbakan Erdoğan’ın eski Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la 2004’te yaptığı, yasadışı kaydedilen telefon konuşmalarına yayımladıkları iddiasıyla 9 Kasım 2009'da haftalık Aydınlık dergisi genel yayın yönetmeni Deniz Yıldırım ile birlikte tutuklanmıştı. Mahkeme, 31 Ağustos akşamı "suç vasfının değişme ihtimali" ve "dosyadaki mevcut delil durumu"nu dikkate alarak Silivri Akkaya'yı Silivri cezaevinden tahliye etti; yurt dışına çıkış yasağı koydu. Yıldırım 9 Kasım 2009’dan beri tutuklu bulunuyor.  

Baydemir’in küfrüne 301 davası: Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir hakkında, Aralık 2009’da 11 ilde yapılan KCK operasyonlarıyla ilgi küfürlü konuşması nedeniyle dava açıldığı 18 Ağustos’ta öğrenildi. Baydemir hakkında TCK’nın 301. maddesinden, "Türklüğe hakaret" iddiasıyla üç yıl hapis istendi. İddianamede üçü Samsun, biri Edirne, biri İstanbul, biri Balıkesir'de ikamet eden altı ve Tekirdağ Kapalı Cezaevi'nde tutuklu bulunan bir kişi olmak üzere toplam yedi kişinin şikayetçi olduğu belirtildi. Şikayetçiler iddianamede "müşteki" sıfatıyla yer aldı. BDP'li Baydemir konuşmasında kendilerini "şahin" ve "güvercin" diye ayıranlara "… has..tir diyoruz" demişti.

Adli Tıbbı eleştiren yanıyor: Adli Tıp 3. İhtisas Dairesi Başkanı Prof. Nur Birgen'i eleştiren TİHV genel başkanı Şebnem Korur Fincancı ve sözlerini haberleştiren Gerçek Gündem sitesi genel yayın yönetmeni Barış Yarkadaş’ın yargılanmasına 30 Eylül’de Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Fincancı, Adli Tıp Kurumu’nun geçmişte siyasi etkilere açık olduğu ve işkence uygulamasını gizlemeye dönük raporlar verdiğine dair iddiaları dile getirdiği için 2 yıl 8 ay hapis istemiyle yargılanıyor. Fincancı aynı nedenle, ikinci davada da www.taraf.com sitesi sorumlu müdürü Adnan Demir ile birlikte Kadıköy 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılanıyor.Duruşma 13 Ekim'de.  

“Kürt halk önderi” sözleri yargılatıyor: Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi, “Kürt halk önderi” ve ‘Kürt özgürlük hareketi’ ifadesini kullanan Tevn Yayınevi sahibi ve Azadiya Welat gazetesi eski yetkilisi Mehdi Tanrıkulu’yu “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla yargılıyor. Tanrıkulu, Savcılıkta Kürtçe ifade vermek istedi ancak talebi kabul edilmedi.  Duruşmada da Kürtçe savunma yapmak isteyen Tanrıkulu “Kürtçe savunma yapmak için direndiği” gerekçesiyle 4 Nisan’da bir ay süreyle tutuklanmıştı. Yargılamaya 28 Ekim’de devam edilecek. 

Nedim Şener’e bir beraat yetmeyecek: Gazeteci Nedim Şener "Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları" kitabında "kamu görevlilerini terör örgütlerine hedef” gösterdiği iddiasıyla yargılanıyor.  İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki yargılamada Şener’in iki buçuk yıla kadar hapsi isteniyor. Gazeteci hakkında, Dink cinayeti sonrasında adları gündeme gelen emniyet görevlileri Ramazan Akyürek, Ali Fuat Yılmazer, Muhittin Zenit ve Faruk Sarı şikayetçi olmuştu. Duruşma 12 Ekim’de.

Gazeteci, “açıklanması yasaklanan gizli belgeleri temin etmek ve açıklamak” gerekçesiyle yürütülen kovuşturmadan beraat etmişti.

Demirer 301 reformundan muaf tutuldu: Yazar Temel Demirer "Hrant Dink Ermeni olduğu için Soykırımı tanıdığı için katledildi" dediği için dört yıldır TCK’nın 301. maddesinden yargılanıyor. Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi, yeni görevlendirilen hakimin dosyayı incelemesi için davaya 27 Ekim'de devam edilecek. Demirer "ben devletime katil dedirtmem" diyerek eski Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in verdiği bakanlık onayını da idare mahkemesinde iptal ettirmeye çalışıyor. 

Türk’ün yedi konuşmadan hapsi isteniyor: Kapatılan DTP eşbaşkanı Ahmet Türk 2006-2009 döneminde Diyarbakır, Batman, Siirt, Mardin ve Roj TV'de yaptığı yedi ayrı konuşma nedeniyle Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanıyor. Türk'ün ifade verdiği dava 2 Aralık'a bırakıldı. 

Günlük gazetesinin davaları: Günlük ve Açılım gazeteleri imtiyaz sahibi ve sorumlu yazı işleri Ziya Çiçekçi 2009’da yayımlanan haber, yazı ve fotoğraflar yoluyla “PKK örgütünün propagandası yaptığı” ve “PKK açıklamalarına yer verdiği” iddialarıyla toplam sekiz yıl yedi ay hapis ve 16 bin 600 TL para cezasına mahkum edildi. Karar Yargıtay’a taşındı. Günlük gazetesine, 1 Haziran 2009’daki "Görkemli Final" başlıklı haberin Öcalan fotoğrafına odaklanarak "Bu halk rüyanı gerçekleştirecek" ifadesiyle ilgili dava açılmıştı. 2 Haziran 2009’da çıkan Hüseyin Ali imzalı "Operasyonlara Dur Denmeli" ve "PKK; PeKeKe mi, PeKaKa mı?" başlıklı yazılarda “örgüt propagandası” yapıldığı iddiasıyla da açılan davada genel yayın yönetmeni Filiz Koçali beraat etti: Çiçekçi bir yıl altı ay hapse mahkum edildi. Avukat Özcan Kılıç gazetenin yayının bir ay durdurulması kararını AİHM’e taşıdı.

İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi, 10 Nisan 2009’da çıkan Delil Karakoçan'ın "Durduğum yerden baktığımda Obama" başlıklı yazısından dolayı Çiçekçi'yi iki yıl altı ay hapse mahkum etti. Gazete editörü Yüksel Genç Nelson Mandela'nın avukatı Essa Moosa ile yaptığı röportaj ve yazar Veysi Sarısözen "Seçim sonuçlarından biri" başlıklı yazısı nedeniyle açılan davada beraat ettiler.

Emekli Tuğgeneral Korkmaz Tağma Bitlis'in Tatvan İlçesi'ne bağlı Düzcealan (Çorsin) Köyü'nde Necmi Çaçan adındaki köylünün işkenceyle öldürülmesinden kendisini sorumlu tuttuğu için Günlük gazetesi hakkında “hakaret” davası açtı.

15-16 Haziran 2010 tarihlerinde yayımlanan haberlerden gazete yetkilileri Beyoğlu 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanmalarına 17 Şubat 2011’de devam edilecek. Çiçekçi, Veysi Sarısözen, Filiz Koçali, Yüksel Genç ve haber müdürü Ramazan Pekgöz hakkında açılan davalar sürüyor. 

34 DTP’li dava: DTP’nin kapatılmasıyla siyasi yasaklı hale gelen ve aralarında Taraf yazarı Orhan Miroğlu, eski DEP'li Leyla Zana ve Selim Sadak'ın bulunduğu da 34 kişi, "PKK  propagandası" iddiasıyla 25 Kasım’da yargılanmaya başlanacak. 13 Temmuz tarihli iddianamede 34 şüpheli hakkında, 2820 Siyasi Partiler Kanunu'nun 117. maddesi gereğince altı ay ile 20 yıl arasında hapis cezası istendi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı yargılamaya konu olan eylemlerle ilgili olarak 34 kişinin Anayasa Mahkemesi’nce siyaset yasağı getirilmesi kararına da dayanak yapıldığını hatırlattı; dolayısıyla aynı eylemden ikinci kez yargılanma söz konusu. Miroğlu, DTP Genel Başkan Yardımcısıyken 25 Mart 2007 tarihli konuşmasından dolayı 'örgüt propagandası' iddiasıyla Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde iki yıl bir ay hapse mahkum etmişti. Dosya Yargıtay'da. 

Bir köşe yazısına altı  yıl hapis, 440 bin TL istendi: Afyonkarahisar Emirdağ gazetesi sorumlu müdürü Mustafa Koyuncu için altı yıl hapis ve 440 bin TL tazminat istemiyle yargılanıyor. Gazetecinin 12 Mart 2007'de “AB'ye Böyle mi Girmeliydik? Görevlerini Kötüye Kullanıyorlar” yazısıyla Emniyet Müdürlüğü'nde fuhuş, dayak ve hakaret iddialarını gündeme getirmesi yargılamaya dayanak oluşturuyor. Koyuncu hem Emirdağ Asliye Ceza hem de Asliye Hukuk mahkemelerinde yargılanıyor. Gazetecinin avukatı iletişim uzmanı olmayan birinin bilirkişi raporu yazmasına itiraz edince Ankara Üniversitesi iletişim ve hukuk Fakülteleri öğretim üyelerinden bilirkişi raporu istedi. Ceza davasına 30 Aralık’ta devam edilecek. Koyuncu, "yayın yoluyla hakaret" iddiasıyla 13 Mart'ta tutuklanmış, tekzip yayımlaması şartıyla bir hafta sonra tahliye edilmişti. 

Ertosun’dan Tanay ve Kürkçü’ye dava: Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyesi ve eski Ceza ve Tevkif evleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) yetkilisi Taylan Tanay ve bianet sitesi koordinatörü Ertuğrul Kürkçü hakkında tazminat davası açtı. Ertosun, 31 Temmuz 2009’da bianet'te çıkan "Ali Suat Ertosun'un Yeri HSYK Koltuğu Değil Sanık Sandalyesidir" başlıklı yazısında kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu iddia ederek Tanay ve Kürkçü'den 15 bin TL manevi tazminat talep ediyor. Avukatının 2 Ağustos'ta Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi'ne sunduğu şikayet dilekçesinde, yazının yayından kaldırılması, verilecek kararın sitede yayımlanması ve belirtilen tazminat tutarının tahsili talep ediliyor. Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi, Tanay ve Kürkçü'yü tazminat istemiyle yargılamaya 2 Kasım'da başlayacak. 

EMEP’li ve DTP’liye “propaganda”dan hapis: İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi, Emek Partisi (EMEP) İzmir İl başkanı Cabbar Demirci ve kapatılan DTP Parti Meclis üyesi Pervin Oduncu’yu, "PKK propagandası” iddiasıyla 10 ay hapse mahkum etti. DTP İzmir İl Başkanı ve yöneticilerinin yanı sıra çok sayıda partili, TBMM'ye içinde "Sayın Öcalan" ifadesinin de geçtiği mektuplar göndermek istemesi üzerine gözaltına alınmıştı. Demirci ve Oduncu, basın açıklamana söz konusu gözaltı uygulamasına tepki göstermek için katılmışlardı. Mahkeme, cezaya, "PKK haktır halk burada" sloganı attığı iddiasını dayanak oluşturdu. Karar Yargıtay’a taşınıyor.

Birgün’e “Kandil” röportajından dava bitmedi: İnsan hakları savunucusu Hakan Tahmaz ve röportaja yer veren Birgün gazetesi yetkilileri İbrahim Çeşmecioğlu, Kandil Dağı'nda PKK örgüt yöneticileriyle röportaj yapma ve yayımlama nedeniyle İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde üç yıl hapis istemiyle yargılanıyorlar. 9 Ağustos 2008'de yayımlanan "Tek Taraflı Ateşkes Sorunu Büyütüyor" röportajı nedeniyle TMY'nin 6/2. maddesi uyarınca ve "PKK/KONGRAGEL açıklamalarını yayımladıkları" iddiasıyla yargılanan Tahmaz ve sorumlu müdür Çeşmecioğlu'nun davası 2 Aralık’ta sürecek. Gazetenin sahibi Yılmaz hakkındaki dava ise düşmüştü. 

Dergi müdürü  Eker’e TMY davaları: Renge Heviya Jine (Kadının Umudunun Rengi) dergisi eski yazı işleri müdürü Berivan Eker derginin Haziran -Temmuz sayılarında "Örgüt propagandası” yapıldığı ve "Örgüt adına suç işlendiği” iddialarıyla yargılanıyor. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi, Öcalan'ın "Kürt halk önderi", "Önderlik", "Önder Apo" olarak nitelendirilmesi, örgütten "Önderlik hareketi" olarak bahsedilmesi, örgütünün talimatıyla kendisini ateşe veren Zekiye Alkan'ın kahramanlaştırılması, PKK'li olduğu iddia edilen Nazan Bayram'dan övgüyle söz edilmesi gibi gerekçelerle Eker’in hapsini istiyor.  

Melih Aşık beraat etti: Milliyet gazetesi köşe yazarı Melih Aşık, 24 Temmuz 2008 tarihli köşesindeki "Kırmızı telefon" başlıklı yazıda Sivil Havacılık Genel Müdürü Ali Uluduru'ya hakaret ettiği iddiasıyla yargılandı. Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin yazarı ve gazetenin sorumlu müdürü Hasan Çakkalkurt’u beraat ettirdiği 30 Temmuz’da öğrenildi. Aşık, yazının "Binali n'etti?" bölümünde Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ı, Uluduru'nun, "şirketine uçuş izni" için kendisinden 800 bin dolar istediği yönünde Tarhan Towers Havayolu Genel Müdürü Ali Tarhan'ın şikayetine kayıtsız kalmakla eleştiriyordu. 

Fehmi Kılıç’a cezanın gerekçeli kararı çıktı:  Devrimci Hareket dergisi sorumlu müdürü Fehmi Kılıç hakkında "terör örgütü propagandası yapıldığı” iddiasıyla verilen bir yıl üç ay hapis cezasının gerekçeli kararı 25 Temmuz’da kamuoyuna yansıdı. 1 Temmuz'da İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin "Behçet Dinlerer devrimci yoldur", "Ali Başpınar'ın ardından" ve "Veysel Güney'i yaşatıyoruz" yazıları nedeniyle verdiği mahkumiyet kararına, İçişleri Bakanlığı'nın Devrimci Yol ile ilgili değerlendirme raporu dayanak oluşturdu. Raporda, "Devrimci Yol’un aşamalardan geçtikten sonra en son 'Devrimci Hareket' adı altında birleştiği ve eylemlerinde 'Devrimci Yol' terör örgütünün devamı olduklarını belirtmek amacıyla Dev-Yol imzasını kullandıkları" belirtiliyor. 

Beşikçi ve Şimşek yargılanmaya başladı: Sosyolog İsmail Beşikçi ve Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi yayın organı "Çağımızda Hukuk ve Toplum" dergisinin sorumlu müdürü Zeycan Balcı Şimşek’in "PKK propagandası” iddiasıyla yargılanmalarına 28 Temmuz’da başlandı, 12 Kasım’da devam edilecek. Beşiktaş'taki adliye önünde Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi üyeleri "İsmail Beşikçi vicdanımızdır, vicdanımızın susturulmasına izin vermeyeceğiz" yazılı pankart açtılar. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi Beşikçi ve Şimşek’i "Ulusların kendi geleceğini tayin hakkı ve Kürtler" başlıklı yazı nedeniyle yedi buçuk yıl hapis istemiyle yargılıyor. Beşikçi sorgusunda, Kürt sorununun savcıların işi olmadığı, savcılar dışında herkes konuşabileceğini; Zeycan da, yazıda temel amacın açılım sürecine katkı olduğunu, yazı yayımlandığında çatışma ortamı bulunmadığını, "Ne zaman konjonktür değişti; dava açıldığını söyledi.

Ertosun Kozağaçlı’dan 25 bin TL istiyor: HSYK üyesi Ali Suat Ertosun'un ÇHD Başkanı Selçuk Kozağaçlı hakkında, kişilik haklarına saldırıda bulunduğu iddiasıyla açtığı 25 bin TL tutarındaki tazminat davası Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 28 Temmuz’da başladı. Kozağaçlı "Hayata Dönüş" operasyonunun dokuzuncu yılında "Ceza ve Tevkif evleri Genel Müdürü, Hakim Ali Suat Ertosun'a madalya takanlar hapishane katliamında soyunduğu kanlı rolü esas almışlardır... Ali Suat Ertosun için en doğru terfi sanık sandalyesidir" dediği için yargılanıyor. . Dava 4 Ekim'de sürecek.  

Agos davasını ancak Bakanlık durdurabildi: Adalet Bakanlığı Agos gazetesi imtiyaz sahibi Sarkis Seropyan ve sorumlu yazı işleri müdürü Arat Dink'in daha fazla yargılanmasına izin vermedi. Yargılama Hrant Dink’in 19 Ocak 2007’de öldürülmeden önce 14 Temmuz 2006'da Reuters Ajansı'na verdiği röportajda 1915’te yaşanan olayları "Elbette bu bir soykırımdır diyorum. Çünkü sonuç kendini zaten tanımlıyor ve adını koyuyor,” sözleri nedeniyle başlamıştı.

Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi, 11 Ekim 2007’de Dink ve Seropyan'ı bu sözlere gazetede yer verilmesinde sorumlulukları bulunduğu gerekçesiyle birer yıl hapse mahkum etti; sabıkaları olmadığı için de cezaları erteledi. Yargılamanın Yargıtay aşamasında Adalet Bakanlığı iznin devreye girmesi ise Mayıs 2008’de 301 dosyalarında Adalet Bakanlığı izni düzenlemesiyle oldu.

285. ve 288. maddeler başa bela: Zaman gazetesi hakkında 553 dava, Star gazetesi hakkında 300 dava, Yeni Şafak gazetesi hakkında 95 dava, Vakit gazetesi hakkında da 200 davanın sürdüğü ifade ediliyor. 

Adalet Bakanlığı'nın Kasım 2009'da 4 bin 139 olarak açıkladığı soruşturma sayısının Temmuz sonu itibariyle 5 bini geçtiği öğrenildi. Konuyu gündeme getiren Zaman, Taraf, Bugün, Yeni Şafak, Star ve Vakit gibi 6 gazeteye açılan soruşturma sayısı 3 bin 500'ü geçtiği, bunlardan yaklaşık 2 bininin davaya dönüştüğü gündeme geldi. Kesinleşmiş 50 ay hapis cezası bulunan ve hakkında 40 dava açılan Star gazetesi yazarı Şamil Tayyar'ın köşe yazılarına ara verdiğini açıklamıştı.

Mızır Kurulu’ndan bilirkişi raporu: İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Sel Yayınları "Cinsel kitaplar" dizindeki üç kitabın müstehcen olmadığına bilirkişi raporuyla ikna olamıyor. Galatasaray Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Senemoğlu, Yrd. Doç. Dr. Atilla Demircioğlu ile Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden Doç. Dr. Ali Kemal Yıldız'dan oluşturulan bilirkişi heyeti 25 Mayıs’ta mahkemeye gönderilen raporda, Ben Mila'nın Perinin Sarkacı, Guillaume Apollinaire'in Genç Bir Don Juan'ın Maceraları, Fransız P.V.'nin yayına hazırladığı Görgülü ve Bilgili Bir Burjuva Kadınının Mektupları kitaplarının ''edebi'' nitelik taşıdığına oybirliğiyle karar verdi.

Ancak mahkeme, 21 Temmuz’daki duruşmada, Başbakanlık Çocukları Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu'ndan görüş beklenmesine karar verdi. Üç kitapta müstehcenlik yapıldığı iddiasıyla yayıncı İrfan Sancı’nın dokuz yıl, çevirmen İsmail Yerguz’un da altı yıl hapsi isteniyor. Avrupa Konseyi Edebiyat Çevirmenleri Birliği (CEATL) Muzır Kurulu’na danışılmasına tepki göstermişti. Davaya 2 Kasım'da devam edilecek. 

Yazar Ergündoğan 10 bin TL ödeyecek: 17 Temmuz’da İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesi, Birgün gazetesi yazarı Yalçın Ergündoğan'ı Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı ve Kadiri Tarikati şeyhi Haydar Baş'ın kişilik haklarına yayın yoluyla saldırıda bulunduğu iddiasıyla 10 bin TL manevi tazminata mahkum etti; "Müritleri Haydar Baş'a baş kaldırdı" yazısının çıktığı 26 Nisan 2005’ten itibaren işleyen faizin de ödenmesine hükmetti.

Bu, Ergündoğan aynı  yazıdan açılmış üçüncü davaydı. 28 Ocak'ta Beyoğlu 2.Asliye Ceza Mahkemesi, Ergündoğan'ı önce 105 gün hapis cezasına mahkum etmiş, cezayı 2 bin 100 TL para cezasına çevirmişti. Ceza, beş yıl süreyle askıya alınmıştı. Ancak yazar, davacıların avukat giderleri ve diğer harcamalar karşılığında 5 bin TL de ödedi. İç hukuk yolları tükenen ceza davası için Ergündoğan, avukatı Eren Keskin aracılığıyla AİHM’e başvuracak. 

Dink davasında ciddiyete çağırdı, yargılanıyor: Hrant Dink Davası'nda gizli tanığın 8 Şubat’taki duruşmaya getirilmemesini eleştiren Referans gazetesi yazarı Cengiz Çandar "devlet memuruna görevinden dolayı hakaret" iddiasıyla bir yıldan üç yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyor. 9 Şubat 2010 tarihli "Hrant'la ve 'adalet'le dalga geçiliyor" yazısında Çandar, "Yani, o salondan adalet çıkmaz, çıkamaz. Hrant Dink cinayeti davası öyle laubali bir şekilde görülüyor ki, laubalilikten adalet çıkmaz, çıkamaz" demişti. Mahkeme Başkanının gizli tanığın adliyeye çağırılmadığının ortaya çıkmasından sonra sarf ettiği "Bana 'gizli tanık geldi' diye not geldi ama gelmemiş. Gizli tanık evde polis bekliyor. Polis burada gizli tanığı bekliyor. Ben ne yapayım?" şeklindeki sözlerine de atıf yapan Çandar, “Tarafsız, adaletin tecellisine gayret gösteren bir yargıçtan ziyade, sanık avukatlarıyla üstü kapalı bir yakınlık içinde olduğuna ilişkin izlenimler veriyor..." diyordu. Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki davaya 13 Aralık'ta devam edilecek.  

Ergenekon sanığı  Ilıcak’tan tazminat istedi: 8 Temmuz’da İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi Savcısı Alper Tunga Akgülen, İkinci Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından Hasan Atilla Uğur'a "basın yoluyla hakaret ettiği" iddiasıyla yargılanan gazeteci Nazlı Ilıcak'ın mahkum edilmesini istedi. Esas hakkındaki mütalaada, Ilıcak için, 2 Aralık 2008’de Sabah gazetesinde "Faili meçhuller gene gündemde" başlıklı yazısında Uğur'a hakaret ettiği iddiasıyla üç aydan iki yıla kadar hapis cezası isteniyor. Yazıda, "Mardin Alay Komutanı Rıdvan Özden'in öldürülme emrini, Mardin'in bir ilçesinde Jandarma Komutanı olan Atilla Uğur'un organize ettiği belirtiliyor..." deniyordu. Ilıcak, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz'ı "işgüzar" bulduğunu yazdığı yazısından da hem ceza hem de tazminat davası çerçevesinde mahkum edilmişti. 

Genelkurmay Başkanlığı’nın  şikayetiyle açılan dava: 7 Temmuz’da Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesi, çeşitli haberler nedeniyle hapisle yargıladığı Fırat Haber Ajansı (ANF) ve Yeni Özgür Politika gazetesi muhabiri Ali Barış Kurt ve Mehmet Nuri Kökçüoğlu'yu beraat ettirdi. Kurt ve Kökçüoğlu, gunesincocuklari.com İnternet sitesinde yayımlanan haberlerde "Suçu ve suçluyu övdükleri", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettikleri" ve "halkı basın yolu ile askerlikten soğuttukları" iddiasıyla 10 Mart'tan beri TCK’nın 318., 215. ve 216. maddelerinden yargılanıyorlardı. Dava, Genelkurmay Başkanlığı’nın yazıda Vicdani ret hakkı savunulduğu ve bir operasyonda 12 yaşındaki Uğur Kaymaz'ı öldürenlere "katil" denmesi nedeniyle şikayeti üzerine açıklanmıştı.

Tuğluk için ceza talebi: 6 Temmuz’da Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi savcısı Harun Yüksel, kapatılan DTP’nin siyasi yasaklı eşbaşkanı Aysel Tuğluk'un "PKK örgütün propagandasını yapmak" iddiasıyla cezalandırılmasını istedi. Savcı, Tuğluk'un, TMY’nin "terör örgütü propagandası yapma"yı cezalandıran 7/2 maddesi uyarınca iki kez cezalandırılması ve toplam iki yıldan 10 yıla kadar hapis cezası verilmesini talep etti. Avukatı Mehmet Nuri Özmen, Tuğluk’un, 28 Şubat 2007’de DTP 1. Olağanüstü Kongresi'ndeki ve DTP Genel Merkezi'nde 2 Mart 2007'deki basın açıklamalarında, "PKK/KONGRA-GEL örgütünü terör örgütü olarak kabul etmediği, örgütün yasadışı eylemlerini iyi gördüğü, Öcalan'a 'sayın' şeklinde hitap ederek, muhatap olarak kabul ettiği” iddia ediliyor. 5 Ekim duruşmasında Tuğluk’un savunma yapması bekleniyor.

“Hükmü açıklanmayanlar” için itiraz fırsatı: Basın davalarında bugüne kadar haklarında "hükmün açıklanmasının geri bırakılması"na karar verilen gazeteciler, 25 Temmuz'da gerçekleştirilen Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) değişikliğine göre haklarındaki kararlara 9 Ağustos'a kadar itiraz edebilme olanağı buldular. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) değişiklikle iki yıla kadar olan hapis cezası gerektiren suçlarda uygulanan "hükmün açıklanmasının geri bırakılması kuralının" artık "sanığın uygulamayı kabul etmesi" koşulu getirildiğini bildirdi. Bugüne kadar gazetecilerin "Ben suçsuzum" deme hakkını ellerinden aldığını vurgulayan, maddenin değiştirilmesini isteyen TGC'nin çabaları sonuç verdi. Bu madde artık sanığın kabul etmesi şartıyla uygulanabilecek.  

Vakit’e  “Onbaşı” davası Yargıtay’da: Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin, 25 Ağustos 2003’de çıkan “Onbaşı bile olamayacakların general olduğu ülke” başlıklı yazı nedeniyle “Vakit” gazetesi yetkilileri Harun Aksoy ve Nuri Aykon'u 308 generale toplam 616 bin TL manevi tazminat ödemeye mahkum ettiği kararı Yargıtay’a taşındı. Mahkeme, Asım Yenihaber imzasıyla yazıyı kaleme aldığı iddia edilen RTÜK eski üyesi Mehmet Doğan hakkındaki tazminat talebini, "husumet yokluğu"nu gerekçe göstererek reddetti. Gazete avukatı Hacı Ali Özhan, yedi yıllık tazminat faiziyle birlikte 1 milyon 300 bin TL'yi bulduğunu açıkladı.  

Düzenlemeler ve hak aramalar 

Gazeteciyi hedef alan Beki mahkum: Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesi 28 Eylül’de, "İftar vakti Allah'a emanet" başlıklı haberi nedeniyle Hürriyet gazetesi muhabiri Hasan Tüfekçi'yi hedef aldığı iddiasıyla eski Başbakanlık sözcüsü Akif Beki'yi 7 bin 500 TL manevi tazminat ödemeye mahkum etti. Gazetecinin 2007’de Başbakanlık Merkez Binası'ndaki koruma zafiyeti bulunduğunu manşetten vermesinden bir yıl sonra Başbakanlık Basın Merkezi Tüfekçi'nin akreditasyonunu iptal etti. Beki de bu akreditasyon usul ve esaslarını Tüfekçi’nin haberi üzerinden "Fotoğraflar gerçek dışı,  haber uydurma ve yalan, masa başında üretilmiş" sözleriyle açıklamıştı. Beki, Yargıtay’a taşımazsa karar kesinleşecek. 

Albayın eli Aydemir’in yüzüne çarpmış: Dini inancı nedeniyle vicdani ret hakkını kullanmaktan tutuklanan Enver Aydemir'e Maltepe Askeri Cezaevi'nde işkence yaptığı iddiasıyla yargılanan Albay Mustafa Özmen, kendini "Belki elim yüzüne kaymıştır" sözüyle savunduğu 23 Eylül’de öğrenildi. İstanbul Selimiye'deki 1. Ordu Askeri Mahkemesi'nde görülen ilk duruşmada, çapraz sorguya alınan Albay Özmen'in daha önce astını darp edip ceza aldığı, cezanın da para cezasına çevrildiğini ortaya çıktı. Özmen'e resmi belgede sahtecilik maddesinden de dava açılmasını isteyen avukatlara mahkeme heyeti, "O başka bir şey" dedi.

Sanık Albay, ifadesinde Aydemir'in kendisine işkence yapan diğer askerler yerine yalnızca kendisi hakkında şikayetçi olmasını "Türk Silahlı Kuvvetlerini yıpratmak için siyasi, ideolojik bir tavır" olarak yorumladı. Aydemir de Albay hakkında şikayet olmasının nedenini, işkencenin emir-komuta zinciri dahilinde yapıldığı ve diğer askerlerin daha sonra kendisinden özür dilediklerini söyledi. Dava 29 Kasım’da sürecek 

Baskın Oran “telekulak”ı savcılığa taşıdı: Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Aslan Güner'in "PKK'lileri dinlemek" için alınan cihazlarla cep telefonu dinlediği iddia edilen Prof. Dr. Baskın Oran şikayetçi oldu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na 1 Eylül’de şikayet dilekçesini sunan avukatı Oya Aydın tüm sorumluların, ''görevi kötüye kullanma'' fiilini düzenleyen TCK’nın 257. madde, ''özel hayatın gizliliğini ihlal'' başlıklı 134. madde ve ''haberleşmenin gizliliğini ihlal'' başlıklı 132. maddeler uyarınca cezalandırılmalarını istedi. Dilekçede, suçların bir kamu görevlisi tarafından işlenmesi durumunda geçerli olan ceza artırımı da talep edildi. Dilekçede, Korgeneral rütbesiyle Güner'in 2007’de Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı görevini yürüttüğü sırada, "PKK'lılar dinlenecek" denilerek İsrail'den Genelkurmay Elektronik Sistemleri (GES) Komutanlığı'na alınan sistemle kamuoyunun yakından tanıdığı isimlerin dinlenildiği'ne dair iddiaların Taraf gazetesince dile getirildiğine yer verildi. 

Gazeteciye şiddeti destekleyen bir belediyeci: Adana Büyükşehir Belediyesi Meclis Başkanvekili Mustafa Tuncel, belediyeye bağlı Koza A.Ş.'ye yönelik eleştirilerini dile getiren Çukurova Gazeteciler Cemiyeti Mali Sekreteri ve yerel Kent gazetesi yazarı Özcan Aladağ'ın saldırıya uğramasını destekledi.

Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF) Genel Başkanı Atilla Sertel Belediye Başkan Vekili Zihni Aldırmaz'ın yönettiği 11 Ağustos’taki oturumda gazetecileri tehdit etmesiyle ilgili Tuncel hakkında suç duyurusunda bulundu. TGC de, yolsuzluklarla ilgili haber yapmanın gazetecilerin en önemli işlevi olduğunu bildirdi; şiddetin sorumlularının yargıya teslim edilmelerini istedi. Gazeteciler 13 Ağustos’ta, Tuncel'e toplu bir eylemle tepki gösterdiler. Çukurova Gazeteciler Cemiyeti (ÇGC), TGS Adana Şubesi ve Anadolu Spor Gazetecileri Derneği (ASGD) Adana Şubesi Tuncel'i kınadı.

Çifte saldırı soruşturması: 25 Mayıs’ta İstanbul'un Şişli İlçesi'nde DİHA muhabiri Ömer Çelik’e ülkücü oldukları iddia edilen bir grup saldırdı, gazeteci iki hafta sonra tekrar saldırıya maruz kaldı. İlk saldırıyla ilgili savcılığa sunulan kamera görüntülerine rağmen kimse gözaltına alınmadı. İkinci saldırıdan sonra Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Şişli İlçe başkanı olarak bir kişi gözaltına alındıysa da serbest bırakıldı. Çelik, Ağustos sonunda savcılıkça ifadeye çağrıldı. Sorumlular hakkında henüz dava açılmadı. İletişim Fakültesi öğrencisi Çelik, ilk saldırıdan ağır yaralanmış, Etfal Hastanesi Acil Servisi, Beyin cerrahi ve ortopedi servislerinde tedavi görmüş ve kafasında iki çatlak oluşmuştu. Gazetecinin sol kolunda dirsekten itibaren üç yerden kırık tespit edilmişti.  

Hacı Boğatekin saldıranların peşinde: Adıyaman Gerger Fırat gazetesi sahibi Haci Boğatekin'in Gerger çıkışında belediye atıklarının döküldüğü Orman Müdürlüğü’ne ait alandaki yangını görüntülemeye çalışırken geçen yıl belediye çalışanlarının saldırısına uğramasıyla ilgili davaya 8 Aralık’ta devam edilecek. Belediye başkanı Arif Karatekin'in kardeşi İlhan Karatekin’i yargılayan Gerger Asliye Ceza Mahkemesi, yangının müdürlükle belediye arasında bir davaya neden olup olmadığını ve Kaymakamlıkça Karatekin hakkında herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığını araştırıyor.  

Gazeteciyi ağır yaraladılar, hiçbiri tutuklu değil: Aydın'da çıkan Söke Gerçek gazetesi sahibi Durmuş Tuna'ya yönelik 26 Temmuz 2009'da yapılan saldırıyla ilgili 2. Sulh Ceza Mahkemesi, gözaltına alınan 12 şüpheliden dördünü çeşitli hapis cezalarına mahkum etti. Gazetecinin avukatı Eylül sonunda kararı temyiz etti. Gazeteci sorumlular hakkında tazminat davası da açmayı düşünüyor. 

Diya Yarayan’a saldırı davası bitmedi: Siirt Ağır Ceza Mahkemesi, gazeteci Diya Yarayan'a saldırarak ağır yaralanmasında neden oldukları gerekçesiyle tutuklanan, yaklaşık 10 ay sonra tahliye edilen Feyzi Aldemir, Hamit Kurt, Feyaz Aldemir ve Tahir Aldemir isimli dört sanığı yargılamaya devam ediyor. Yarayan’a göre, savcı “öldürmeye tam teşebbüs”ün söz konusu olduğu gerekçesiyle tahliyelere itiraz etti. Siirt'te yayımlanan Birlik gazetesinin sahibi Diya Yarayan, 17 Şubat 2009’da Bahçelievler Mahallesi'ndeki evinin önünde uğradığı saldırıda ağır yaralanmıştı. 

Milli Eğitim Müdürünün e-postası: Tunceli Emek gazetesi yetkilisi Dilek Karakoyun e-posta mesajıyla kendilerine “faşist” dediği için Milli Eğitim Şube Müdürü Süleyman Çakmak’ı şikayet etti. Ağır işleyen adaletin, kendisi, gazetenin köşe yazarları Helin Karakoyun ve Mustafa Elveren'e soruşturma açmakta hızlandığını savundu.

Dilek Karakoyun "Milli Eğitim ve Bir Garip Eğitim" başlıklı eğitim sistemini eleştiren haber-derleme yazısının yayımlanmasının ardından Çakmak’ın "vurucu kobra" takma adıyla gazeteye tehdit içerikli e-posta mesajları gönderdiği iddia edilmişti. 6 Ağustos 2009’da gönderilen e-mailin sahibi olduğu tespit edilen Çakmak, “… Siz gerçekten faşistsiniz! Irkçısınız yani. Acıyorum size!” dediği için yargılanıyor. Çakmak, Tunceli Sulh Ceza Mahkemesi'nde 12 Ekim’de yargılanacak. 

Sansür ve Tekelleşmeye Tepkiler 

Sen ki kaymakamı  eleştirdin: Aydın'ın Çine Asliye Hukuk Mahkemesi, yayın yönetmeni Yılmaz Sağlık'ın "Çine'de Kaymakam'ın Görevi Nedir?" başlıklı köşe yazısı nedeniyle Çine Uğur gazetesini yasakladı, www.haberugur.com sitesine erişim yasağı kararı verdi. Çine Kaymakamı Celalettin Cantürk'ün açtığı tazminat ve gazete toplatma talebini değerlendiren mahkeme 28 Eylül’de aldığı kararla birlikte gazeteyi de 10 bin TL manevi tazminat talebiyle yargılıyor. Suça gerekçe yazıda kaymakam, ilçede yaşanan yolsuzluklara sessiz kalmakla suçlanıyordu. "Dağlar perişan, Çaylar perişan, Çine kaymakamı ne iş yapar?" başlığı ile "at gözlüğü takmak, olumsuzlukların idare edicisi olmak, yasa dışılığa sessiz kalmak, kumar oynanmasına sessiz kalmak" gibi ifadeler "tahkir ve tezyif edici" bulundu.

Mahkeme, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'ndan (TİB) yazının yayımlandığı  14 Eylül'den davanın açıldığı 27 Eylül'e kadar kaymakamla ilgili çıkan yazı ve içerikleri tedbiren durdurmasını  ve yayından kaldırılmasını istedi. Mahkeme kararı uyarınca, Çine polisi 1000 adet gazeteye hemen el koydu. Gazeteci Sağlık’ın yargılanmasına 14 Aralık'ta devam edilecek. 

Başbakan istedi; Bekir Coşkun sokakta: TGC’den Orhan Erinç başkanlığında 24 Eylül’de toplanan Gazetecilere Özgürlük Platformu üyeleri Habertürk Gazetesi yazarı Bekir Coşkun'un 20 Eylül’de işten çıkarılmasının Başbakan Erdoğan’ın 26 Şubat'ta sarf ettiği "Köşe yazarları her istediğini yapamaz. Parasını sen veriyorsun yazarına sahip çık, yazdırma gönder" sözlerinin pratiğe konulmuş hali olduğunu savundular.

AGİT de Türkiye’den reform istedi: 14 Eylül’de Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Medya Özgürlüğü Temsilcisi Dunja Mijatovic cezaevlerindeki gazetecilerin serbest bırakılması ve medya mevzuatında reforma gidilmesi için çağrı yaptı; terörle mücadelenin, medya özgürlüğünü sınırlandırmak için bir araç olarak kullanılmamasını istedi. Mijatovic, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'na gönderdiği mektupta biriminin Türkiye'de gazetecilere karşı açılan dava sayısındaki artışı daha büyük endişeyle izlediğini bildirdi. Mijatovic 40'ı aşkın gazetecinin hapiste bulunmasının özellikle kamu yararına habercilik yapılmasını tehlikeli kıldığını, hapis tehdidinin, demokratik toplumun şartı eleştirel haberciliği engelleyeceğini ifade etti. Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) başkanı Gürsel Köksal da ATGB olarak gazeteci örgütlerini basın özgürlüğü mücadelesinde desteklediklerini açıklamıştı. 

IPI’dan Nedim Şener’e ödül: Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) 14 Eylül’de 60. kuruluş yıldönümünde aralarında Milliyet gazetesi muhabiri Nedim Şener'in de olduğu 60 “Basın Kahramanı"nı Viyana'da törende ödüllendirdi. IPI'ın 12 Eylül'deki 59. Genel Kurulu'nda oybirliğiyle Türkiye'nin de aralarında olduğu bazı ülkeler kınandı. Karar metninde, "Türk hükümetinin, referandumla gerçekleşen son anayasa değişikliklerinin reform sürecini hızlandıracağı yönündeki sözünü tutacağını umuyoruz" denildi. 

Kürt medyasına Başbakanı  izlemek yasak: DİHA Ajansının Başbakan Erdoğan’ın 2 Eylül’deki Diyarbakır mitingini izleme başvurusuna Diyarbakır Valiliği Basın Müdürlüğü, programı izlemesine izin verilen yayın kuruluşları arasında DİHA’nın bulunmadığı yanıtını verdi. Valilik Basın Müdürlüğü, Fırat Haber Ajansı (ANF), Günlük ve Azadiya Welat ile Roj TV'nin de programı izlemesine izin verilmeyenler arasında olduğu iddia edildi.

  Hrant'ın Arkadaşları, Bilgi Edinme kampanyası açtı: Hrant'ın Arkadaşları, Bilgi Edinme Hakkı kapsamında herkesi Hrant için, Adalet için Cumhurbaşkanı, Başbakan, İçişleri, Dışişleri ve Adalet bakanına soru göndermeye çağırdı. Yanıtlar kamuoyuyla paylaşılacak. İnisiyatif üyeleri kampanyayı 1 Eylül’de başlattı.

Gazeteci Kılıççıoğlu’ndan bakana çağrı: Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, NTV'ye verdiği röportajda, Türkiye'nin AİHM’deki davalarla sık sık gündeme gelmesinin rahatsız edici olduğunu söyledi. Dicle Üniversitesi'ne bağlı Siirt Eğitim Fakültesi sorunlarına dikkat çektiği için mahkum olunca geçen yıl AİHM’ye başvuran gazeteci Cumhur Kılıççıoğlu Davutoğlu'ya, "önce dostane çözüm sonra adalet istiyoruz" mesajı gönderdi.

Rojev gazetesine bir ay kapatma: İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi Rojev gazetesini PKK örgütü propagandası” yaptığı iddiasıyla bir ay süreyle kapattı. Karar, 28 Ağustos'ta yayımlanan 36. sayının manşet altında PKK'nin hapisteki lideri Abdullah Öcalan'ın posteri ve örgüt bayrağına fotoğraf olarak yer verilmesi, 8. sayfasında da Öcalan ve örgüt mensuplarının birlikte resmedilmiş tablosunun yayınlanması nedeniyle alındı. 

Azadiya Welat bir ay çıkamayacak: Günlük yayın yapan tek Kürtçe gazete Azadiya Welat, Ağustos sonunda bir ay süreyle kapatıldı. Azadiya Welat yılın başından beri üç kez kapatıldı. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi kararı “PKK / KONGRA-GEL propagandası” ve “suçluları övdüğü” iddiasına, dolayısıyla TMY'nin 6/son maddesine dayandırdı. Gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü M. Nedim Karadeniz, dört yıllık yaşamda gazetenin sekiz kez birer aylık "kapatma hukuksuzluğuyla yüz yüze kaldığı"nı söyledi.

Güney dergisine toplatma: Üç ayda bir yayımlanan Güney dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2010 sayısı 19 Ağustos'ta Mersin 2. Sulh Ceza Mahkemesi kararıyla toplatıldı. 26 Ağustos'ta polis Mersin'de toplatma kararı olduğunu bildirerek matbaadaki dergilere el koydu. Toplatma kararı ertesi gün de derginin İstanbul Esenyurt'taki merkez bürosuna tebliğ edildi. Toplatmaya, Ali Dağdeviren'in "Zindan (Kürt) Çocukları'nın Çocuk Hakları!" başlıklı bir yazısı gerekçe gösterilmişti.

Oran ve Tuncel “telekulak”ı eleştirdi: Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Aslan Güner'in üç yıl önce cep telefonlarını dinlettiği iddia edilen aydınlardan Prof. Dr. Baskın Oran ve siyasetçilerden BDP İstanbul milletvekili Sebahat Tuncel, "İddialar doğrulanırsa yasal haklarımızı kullanacağız" dediler. Kürt siyasetçi Orhan Miroğlu da “dinleme” olayıyla ilgili AİHM'e bile gidebileceğini ifade etti. 

Meslek örgütlerinden gazeteci tutuklamalarına tepki: TGC önderliğinde toplanan 14 basın meslek örgütü, yazıları nedeniyle hiçbir gazetecinin tutuklanmaması gerektiğine dikkat çekti. TCK’da basın ve iletişim özgürlüğüyle ilgili "sakıncalı hükümleri" tartışmak üzere Basın Konseyi'nde toplanan örgütleri, "Gazetecilere Özgürlük Platformu" ve "Eylem Komisyonu" oluşturulmasına karar verdi. Platformun ilk başkanı TGC Başkanı Orhan Erinç oldu.

Platform bileşenleri: TGC Başkanı Orhan Erinç, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Başkanı Ercan İpekçi, Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF) Başkanı Atilla Sertel, Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi, Basın Konseyi Genel Sekreteri Oktay Huduti, Basın Enstitüsü Derneği Başkanı Ferai Tınç ve Genel Sekreteri Yurdanur Atadan, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Başkanı Ahmet Abakay, Ekonomi Muhabirleri Derneği Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Kaya, Gazete Sahipleri Derneği Genel Sekreteri Rüştü Bozkurt, Haber-Sen Yönetim Kurulu üyesi Mehmet Demir, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcısı Ali Ekber Yıldırım, Kültür Turizm ve Çevre Gazetecileri Derneği Başkanı Ali Tarık Hatipoğlu, Türkiye Spor Yazarları Derneği Asbaşkanı İlyas Namoğlu, Medya Etik Konseyi Başkanı Halit Esendir ile Profesyonel Haber Kameramanları Derneği. 

Gazetecilerin adil yargılanmasını  isteyen ve tutukluluk süresinin cezalandırmaya dönüşmesine tepki gösteren TGC, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF), Çağdaş Gazeteciler Derneği (TGD) ve Basın Enstitüsü Derneği, 18 Ağustos’ta, hükümetten basın özgürlüğüne ve halkın haber alma hakkına özen göstermesini istedi. 

Playboy sitesini açtırma girişimi: Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Yaman Akdeniz ve Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Kerem Altıparmak Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın (TİB) mahkeme kararına ihtiyaç duymadan idari yetkiyle Playboy dergisinin www.playboy.com sitesini 6 Ağustosta kapatmasını, yürütmeyi durdurma talebiyle yargıya taşıyor. 

Tayyar: “Yazılarıma ara verdim”: 25 Temmuz’da Medya Derneği, Star gazetesi Ankara Temsilcisi ve köşe yazarı Şamil Tayyar'ın hakkında açılan davalar nedeniyle gazetedeki yazılarına ara verdiğini açıklamasını üzüntüyle karşıladığını bildirdi.

Dernek, 22 Temmuz'daki açıklamada, "Avrupa Birliği ile müzakere sürecini yürüten ülkemizde binlerce gazeteciye yaptıkları haberler nedeniyle dava açılması, para ve hapis cezalarının verilmesi, basın ve ifade özgürlüğü açısından endişe vericidir" dedi.

Tayyar, "İrticayla Mücadele Eylem Planı'ndaki imzanın Albay Dursun Çiçek'e ait olduğuna dair haber ve Ergenekon soruşturmasına ilişkin yazıları nedeniyle hakkında açılan üç davada toplam 50 ay hapse mahkum edilmişti.

TGC Basın  Özgürlüğü Ödülü bianet’e: 24 Temmuz’da TGC, 2010 Basın Özgürlüğü Ödülleri’ni kişi dalında Sedat Ergin'e, hapis cezası tehdidi altında ve cezaevinde olan gazeteciler adına İrfan Aktan, İsmail Saymaz ve Vedat Kurşun'a, kurum dalında da bianet'e verdi. Cezaevinde bulunan Vedat Kurşun'un ödülünü babası Şükrü Kurşun aldı.

Kürt medyası  baskıları toplantıyla kınadı: Günlük ve Azadiya Welat gazeteleri, Fırat Dağıtım Şirketi ile DİHA çalışanları, haber izlerken son aylarda karşı karşıya kaldıkları baskıları 17 Temmuz’da kınadı. Günlük Gazetesi Ankara temsilcisi Hüseyin Aykol, 2010 yılının ilk altı ayında "özgür basın geleneği”nin karşılaşmış olduğu sıkıntılara dikkat çekti; Azadiya Welat Gazetesi Adana çalışanı Metin Alataş’ın 4 Nisan’da bir portakal ağacına asılı halde bulunmasını, Yurtsever Demokratik Gençlik üyesi olduğu iddiasıyla 30 kişi ile birlikte yargılanan DİHA muhabiri Ersin Çelik’in, 14 Ocak'ta 6 yıl 3 ay hapse mahkum edilmesini, 20 Mayıs'ta DİHA Hatay muhabiri Murat Altınöz'ün jandarmalarca tehdit edilmesini, DİHA muhabiri Pınar Ural’ın, özel halk otobüsünde saldırıya uğramasını da gündeme getirdi. Pakistan Basın Vakfı (PPF) Genel Sekreteri Owais Aslam Ali, DİHA muhabirlerine yönelik fiziki saldırıları Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e gönderdiği bir mektupla kınadı; sorumluların belirlenerek cezalandırılmasını talep etti. 

Belediye başkanı  yargılandı; gazeteciler izleyemedi: Zonguldak'ın Kilimli Beldesi Belediye Başkanı Seçkin Özdemir hakkında 114 ton hurda demiri usulsüz satıp, elde edilen 50 bin TL'yi zimmetine geçirdiği iddiasıyla açılan davanın 16 Temmuz’daki ilk duruşmasına medya alınmadı. İzlemek isteyen gazeteciler tartaklanarak adliye çevresinden uzaklaştırıldı. Polis olaya seyirdi kaldı, Savcı durumu "Bu benim değil, polisin işi" sözleriyle karşıladı. Yerel Halkın Sesi gazetesi olayı, 17 Temmuzda birinci sayfadan "Kilimli Belediye Başkanı Seçkin Özdemir'in zimmet davası dün Zonguldak Adliyesi'nde başladı ama..." üst başlığı ve "Bu haber Sansürlenmiştir" yazılı manşetiyle duyurdu. ÇGD Zonguldak Şubesi ile Karaelmas Gazeteciler Derneği devlet yetkililerini göreve çağırdı. 

TouTube sansürü  yargı kararıyla pekişti: Temmuz ortasında Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi, küresel video paylaşım sitesi YouTube'a erişimin engellenmesine dair Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin aldığı karara yapılan itirazı reddetti. Mahkemenin İnternet Teknolojileri Derneği'nin (İNETD) itirazını reddetmesiyle Youtube yasağı kesinleşmiş oldu. Site Atatürk aleyhinde videolara yer verdiği gerekçesiyle yasaklanırken Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım konuşmalarında YouTube şirketinin reklam gelirlerinden pay vermediği, temsilcilik açmadığı, Türkiye yasalarına uymadığı için erişime kapatıldığını tekrarlıyordu. İNTED'in avukatı Nihad Karslı, karara usulen itiraz edeceğini ve sonuç değişmezse davayı AHİM'ye taşıyacaklarını söyledi. 

İnternet sansürüne protesto sokağa taştı!: İnternete özgürlük isteyen sivil toplum ve meslek örgütleriyle web site temsilcileri, okurlar ve insan hakları aktivistlerinden oluşan yaklaşık 2 bin kişi, 17 Temmuz’da Taksim'den Galatasaray Meydanı'na kadar yürüdü. Sansürsüz İnternet İnisiyatifi, İnternet sansürüne karşı olan tüm kurum, İnternet ve yurttaşlar adına yurttaşların ifade özgürlüğü ve bilgi edinme hakkının engellenemeyeceği düşüncesiyle İnternette örgütlendiklerini, çözümü artık sokakta arayacaklarını açıkladı.

Televizyonlara “terör” ayarı: RTÜK’ün Televizyon Yayıncıları Derneği (TVYD) ile başlattığı süreç sonucunda, “tüm ulusal kanalların” mutabakatıyla Temmuz ortasında “terör ve olağanüstü durumlarda uyulacak haber ilkeleri” belirlendi. Bu göre, çatışma haberleriyle ilgili ekranlarda yer alan "son dakika" yazısına süre sınırı konulmasına ve çatışmalarda hayatlarını kaybedenlerin ailelerine bildirilmeden ekranlarda ilan edilmemesi tavsiye ediliyor. "Terör olaylarını haklı gösterecek, saldırıları gerçekleştirenlerin propagandası şeklinde algılanabilecek, saldırıları teşvik eder görünebilecek her türlü yayından kaçınılması" da ilkeler arasında yer alıyor. ÇGD Genel başkanı Ahmet Abakay ikinci tavsiyenin "istismara müsait" olduğunu açıkladı. 

Altaylı, Ekşi Sözlük’teki 97 girişi kaldırttı: Habertürk gazetesi yayın yönetmeni Fatih Altaylı, Ekşi Sözlük'te adına açılmış bölümdeki 97 yazıya kişilik hakları hedef alındığı iddiasıyla yasak getirilmesini istedi. Avukatı aracılığıyla Beyoğlu 4. Sulh Ceza Mahkemesi'ne yapılan başvuruyla 9 Temmuz'da metinler yayından kaldırıldı. Yasak, Ekşi Sözlük'te İnternet kullanıcılarının tepkilerine neden oluyor.

İnternet sitesine yargı kararıyla yasak: sanliurfa.com sitesi, Şanlıurfa Vali yardımcısı Yıldıray Malğaç ile ilgili çıkan haber ve okur yorumları nedeniyle erişime kapatıldı. 2 Temmuz'da siteye ihtiyati tedbir kararı alan Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, 10 gün sonra da yapılan itirazı reddetti. Karar, 4721 Sayılı Medeni Yasa'nın kişilik haklarına saldırıyı düzenleyen 24. maddesine dayandırıldı. İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Yaman Akdeniz, 5651 Sayılı İnternet Suçlarına İlişkin Yasanın 9. maddesinden "kişilik hakları" ile ilgili itilafın ne şekilde çözülmesi gerektiği konusunda yol gösterdiğini, "hakaret" gerekçesiyle sitelerin kapatılmaması gerektiğini açıkladı.

Sitede 25 Mart 2010'da çıkan “Malğaç sus pus" haberinde, “Geçtiğimiz hafta Vali yardımcısı Yıldıray Malğaç tarafından yapılan açıklamada harcanan geçtiğimiz yıl ödenen 1,5 trilyonun değişik kaynaklarca karşılandığı açıklaması kamuoyunda şaşkınlık yarattı" ifadesi ve bu habere site yetkililerinden Metin Çınar'ın "Yıldıray Beyin çıkmazı, bu harcamaların sakın Sosyal Yardımlaşma Vakfı tarafından karşılanmış olmasın?" şeklindeki yorumu, 9 Şubat 2010'deki habere yayımlanan, "...Malğaç ayıp, sayın Yıldıray bey elini iyice altına attı, yakında patlar, sayın valimizden rica ediyoruz. Bazı ihalelerin altına attığı imzaları kontrol edin, hep yandaşlarına veriyor" şeklinde yorum ve benzeri yayınlar kapatmaya gerekçe gösterildi. 

"Hatalı  e-Kur'an-ı Kerim”ler erişime kapatılacak: İnternette sansürlenecek içeriklere "hatalı ve noksan olarak basıldığı veya yayımlandığı" tespit edilen sesli ve görüntülü Kuran yayınları da eklendi. Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Yaman Akdeniz ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak 13 Temmuz’da yayından kaldırılacak içeriklere Diyanet İşleri Başkanlığı’nda oluşturulacak yeni bir kurulun karar vereceğini bildirdiler. Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilgili kanunlarda yapılan değişiklik uyarınca, yayın İnternet ortamındaysa, Başkanlığın müracaatı üzerine, sulh hukuk mahkemesi bu yayınla ilgili olarak erişimin engellenmesi kararı verilecek (13 Temmuz). Yeni kurulan Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu, "Hatalı ve noksan olarak basıldığı veya yayımlandığı"na kanaat getirirse "Mushaf ve cüzler ile sesli ve görüntülü Kur'an-ı Kerim yayınları", Başkanlığın müracaatıyla yayımın yapıldığı yer sulh hukuk mahkemesi kararıyla toplatılacak ve imha edilecek. 

FFP buluşması: İsrail'in saldırdığı Gazze'ye yardım filosunda bulunan gazeteciler seslerini duyurmak ve haklarını aramak için 13 Temmuz’da İstanbul, Sütlüce Kongre Merkezi'nde  Flotilla Free Press (FFP) adı altında toplanan farklı ülkelerden yaklaşık 20 gazeteci yaşadıklarını anlattı. 31 Mayıs'ta İsrail ordusu uluslararası sularda gemileri durdurmuş, Türkiye'den yola çıkan Mavi Marmara gemisinde sekiz eylemci ve İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı'nın internet sayfası sorumlusu gazeteci Cevdet Kılıçlar’ı öldürmüştü. Farklı gemilerde bulunan gazetecilerin ortaklaştığı nokta saldırının ve ardından yaşananların insan hakları kadar basın özgürlüğünün de ihlali anlamına geldiğiydi. Açıklamayı okuyan Taraf gazetesinin gemideki muhabiri Ayşe Sarıoğlu saldırının uluslararası hukuka aykırı olduğunu söyledi. Gazetecilerin malzemelerine, kişisel eşyalarına el konulduğunu ve büyük kısmının hala geri verilmediğini; arandıklarını, kelepçelendiklerini, hapiste tutulduklarını aktardı. Filoda yaklaşık 60 gazeteci olduğunu ekledi. 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne Başvurular ve Kararlar 

Hrant Dink cinayetinden devlet suçlu: AİHM, 19 Ocak 2007'de işlenen Hrant Dink cinayetini önlemediği ve cinayetten sonra etkili soruşturma yapmadığına hükmettiği Türkiye’nin manevi tazminat olarak Dink Ailesi’nin dört üyesine toplam 133 bin 595 avro (256 bin 500 TL) ödemesine karar verdi. Bu dosyayla birleştirdiği ayrı bir dosyada, Dink'e Ceza Yasası'nın 301. maddesinden verilen cezayla ilgili de, AİHM Türkiye'nin ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine karar verdi. Dışişleri Bakanlığı, 14 Eylül'de açıklanan kararın ardından yaptığı açıklamasında, "AİHM'nin Dink başvurusunda verdiği karar aleyhine Büyük Daire'ye başvurulmamasına karar verilmiştir. Dink kararı hükümlerinin uygulanmasına yönelik çalışmalar yapılacak ve gelecekte benzer ihlallerin tekrarının önlenmesi için mümkün olan her önlem alınacaktır" demişti. 

İki dergi sorumlusu AİHM’de kazandı: 6 Temmuz’da AİHM, aylık Maya dergisi sahibi ve sorumlu müdürü Aylin Güzel ve Yeni Dünya İçin Çağrı dergisi sorumlu müdür Aziz Özer'in açtığı davada Türkiye'yi ifade özgürlüğünü hukuka aykırı şekilde çiğnediği gerekçesiyle mahkum etti. Türkiye Güzel'e 2 bin 170 avro, Özer'e de 3 bin 120 avro ödeyecek. AİHM, TMY’nin hakimlere suçlanan haber ve yazılar üzerinde 10. maddenin ihtiva ettiği kriterleri de gözeten içeriksel bir inceleme yapmaya itmediğini bildirdi. Şubat 2003'te Maya dergisinde F Tipi cezaevlerine yönelik operasyonlarla birlikte girişilen açlık grevlerini ele alan "Ortadoğu'da Yaklaşan Savaş, Türkiye Burjuvasını Tehdit ediyor" başlıklı bir yazıda TKP/ML örgütünün bir yetkilisinin açıklamasına yer verilmişti. Güzel, "örgüt propagandası yapmak"tan beraat etse de örgüt açıklamasına yer vermekten para cezasına mahkum edilmişti. Yeni Dünya İçin Çağrı dergisiyse, Haziran 2002'de "15-16 Haziran İşçi Direnişi ve Türkiye Devrim Hareketi" yazı yayımlamıştı. Sayıda, sekiz tutuklunun "Halkımıza" başlıklı duyurusuna da yer verilmişti. Aziz Özer, bu yayından dolayı yine TMY'den mahkum edilmiş, dergi yayını da "milli güvenliği aykırı yayın"dan 15 gün süreyle durdurulmuştu. 

Bakan Davudoğlu Dink savunmasından üzülmüş: Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Milliyet gazetesine verdiği söyleşide Hrant Dink'in ailesinin AİHM’de açtığı davada Dink’i "nefret söylemi" ve "halkı tahrik etmek" ile suçlayan Bakanlığı'nın savunmasını içine sindiremediğini; ifade özgürlüğüyle ilgili dosyalara attığı imzaların "ruhuna ağır geldiğini" söyledi. "Savunma artık geri çekilmez, Suçu kabul ediyoruz, İfade özgürlüğü dosyaları üzüyor” dedi. 

RTÜK Cezaları 

Kanal D’ye cezaya iki RTÜK üyesi muhalif: 7 Eylül’de RTÜK, Kanal D’ye, 7 Temmuz’da yayımlanan Ana Haber Bülteni”nde; 3984 sayılı Kanunun 4756 sayılı Kanunla değişik 4 üncü maddesinin (z) bendinde belirlenen "Gençlerin ve çocukların fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişimini zedeleyecek türden programların, bunların seyredebileceği zaman ve saatlerde yayınlanmaması" İlkesinin tekraren ihlal ettiği iddiasıyla idari para cezası verdi. RTÜK üyesi Mehmet Dadak iki dakika süren haberdeki görüntülerin net olmayan kamera görüntülerinden oluştuğunu ve kan görüntüsü bulunmadığını ifade etti. Esat Çıplak, “ne suretle olursa olsun şiddetin teşviki ve yayımı mazur görülemez ve gösterilemez. Haberin 3984 Sayılı Kanun’un 4/b bendine göre de düşünülmesi gerekmektedir” diyerek başka bir gerekçeden de ceza verilmesini talep etti. Üye Hülya Alp çekimser kaldı.

Marmaris Sun TV’ye uyarıya Dadak karşı çıktı:  29 Temmuz’da RTÜK, Muğla’da yayın yapan Marmaris Sun TV’ye, 4 Nisan’da yayınlanan Haber Bülteninde, 3984 sayılı Kanunun 4. maddesinin (k) bendinde yer alan "Suçlu olduğu yargı kararı ile kesinleşmedikçe hiç kimsenin suçlu ilan edilmemesi veya suçluymuş gibi gösterilmemesi; kişileri suç işlemeye yönlendirecek veya korku salacak yayın yapılmaması." ilkesine aykırı yayın yaptığı gerekçesiyle uyarı cezası verdi. RTÜK üyesi Avukat Mehmet Dadak karşı oy kullandı 

RTÜK Show TV’den savunma istedi: 20 Temmuz’da RTÜK, 7 ve 14 Haziran'da yer verdiği "Türk Malı" isimli dizide Türkçenin bozuk kullanıldığı gerekçesiyle Show TV kanalından savunma istedi. RTÜK, dizide "Abiye" ve "Erman Kuzu" karakterlerinin kullandığı "bozuk Türkçe" ile ilgili 15 gün içerisinde gönderilecek savunmadan tatmin olmazsa kanala "program durdurma cezası" verecek. 20 Temmuz'da alınan, kamuoyuna ise bugün yansıyan işlem, 3984 Sayılı Radyoların ve Televizyonların Kuruluşları ve Yayınları Hakkındaki Kanunun 4756 sayılı Kanun'la değişik 4. maddesinin (z) bendine dayandırıldı. Bu bende göre, "Gençlerin ve çocukların fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişimini zedeleyecek türden programların, bunların seyredebileceği zaman ve saatlerde yayınlanması" yasak. RTÜK, kanalın bu ilkeyi ikinci kez ihlal ettiğini iddia ediyor.

Edirne ETV’ye program durdurma cezası: Aynı gün RTÜK, Edirne’de yayın yapan E TV’ye 31 Mayıs ve 7 Haziran’da yayınlanan “Analiz” adlı haber programında; 3984 sayılı Kanun’un 4756 sayılı Kanun’la değişik 4. maddesinin (ı) bendinde yer alan “Kişilerin manevi şahsiyetlerine eleştiri sınırları ötesinde saldırıda bulunulmaması, cevap ve düzeltme haklarına saygılı olunması, soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberlerin soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olunmaksızın yayınlanmaması…” ilkesini tekraren ihlal ettiği iddiasıyla program durdurma cezası verdi. RTÜK üyesi Hülya Alp, “Konuya Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı da el koymuştur. Ayrıca hem Edirne Milli Emlak Müdürlüğü, hem de belediyenin konuyla ilgili olarak yürüttüğü işlemler de bazı bilgi ve belgelere ulaşılmıştır ki, bu bilgi ve belgelerin bir gazeteci tarafından anlamlandırılmaması doğal değildir” açıklamasıyla karara muhalif kaldı.  
 

Bilgi için: BİA Medya Gözlem Masası, Tel. (0212) 251 15 03, Faks. (0212) 251 16 09, E-posta: hukuk@bianet.org