KÖMÜRDEN PETROLE

.

KÖMÜRDEN PETROLE

Paylaşım kavgasının serüveni

Yaşlı dünyamız, yaklaşık 150 yıldır pek çok paylaşım kavgasına sahne oldu. Ülkelerin yazgılarına egemen olan liderler, saldırganlıklarına pek çok gerekçe gösterlerse de, dünya haritasına dikkatli gözlerle bakanlar, paylaşımın altında önce siyah altının ardından petrolün yattığını görüyorlar...

Dr. Muhterem Köse, Gözlem okurları için "kömürden petrole dünya güç dengelerinin en acımasız dönemi olan 20. yüzyılın da kısa özgeçmişini oluşturuyor.

Kömürün keşfi yeryüzünde sadece ormanların yok edilmesini önlemekle kalmadı, aynı zamanda kömürün yakılmasıyla elde edilen yüksek ısı sayesinde demir cevherlerinin ergitilmesi başarıldı. Demiri ergitmeye başlayan insanoğlu, ergittiği demirden kılıç yapmayı öğrendi, savunma ve silah yapımında yeni bir dönem başladı.

Demirin ergitilmesi çiftçiliğin önünü de açtı. Demirden yapılan pulluklarla geniş arazi parçaları tarıma açıldı. Böylelikle gerçek bir üretim ve nüfus patlaması yaşandı.

Ağaçları kesip tahta yapımında kullanılacak keskin aletler ve demir çiviler sayesinde daha iyi evlerin ve teknelerin yapılması mümkün oldu. Demir teknolojisi gemi yapımının ve deniz ticaretinin ortaya çıkışını sağladı. Demir ve kömür üretimi arttıkça daha derinlerdeki maden ocaklarında üretim yapmak gerekiyordu. İngiltere'nin 16. yüzyıl ortasında 200 bin ton olan kömür üretimi 18. yüzyılda 3 milyon tonu geçmişti.

DEMİRYOLU: DÜNYADA İLK TEKNOLOJİ TRANSFERİ

Demiryolu ulaşımı gerçek bir İngiliz teknolojisi olarak bu ülkeden bütün dünyaya yayıldı. Bu teknolojinin temelinde İngiltere'deki kömür ocaklarındaki suyu boşaltmak için icat edilen buhar makinesi yatıyor.

İngiltere dünyaya teknoloji satan ülke olarak tarihe geçti. İngilizler dünyaya sadece tren ve demiryolu satmakla kalmadı, aynı zamanda dünyayı giydiren ülke oldu. Sahip olduğu gemi filosu ile dünya ticaretini eline geçirdi ve bu sayede birçok sömürge elde etti.

Sömürgelerindeki kıymetli madenleri ve hammaddeleri ülkesine taşıdı. Onlara katma değeri yüksek ürünler satarak gittikçe zenginleşti. Dünyadaki gemi ve demiryolu ticaretinde söz sahibi oldu. Kurduğu kömür istasyonları sayesinde dünya üzerinde dolaşan tren ve gemilerin yakıt ihtiyacını sağlıyordu. Bugün arabalarımız ve fabrikalarımız için petrolün önemi ne ise, 18. yüzyılda da kömürün önemi aynı idi. Demiryolu ve denizyolu ulaşımı için gerekli olan enerjiyi (kömürü) elinde tutan ülke İngiltere'ydi. Buhar gücü makinesinin icadı bu ülkeyi dünyada ilk sanayileşen ülke yaptı. İngiltere, yeryüzünde üzerinde güneş batmayan ülke olarak tarihe geçti.

PETROLÜN KEŞFİ ALMANYA İLE İNGİLTERE'Yİ KARŞI KARŞIYA GETİRDİ

19. yüzyılın sonlarına doğru ABD'de Pennsylvania'da petrolün keşfi dünyada yeni bir çıkar çatışmasının habercisiydi. Petrolün kömürü ikame ettiğini gören İngiltere, tüm maden mühendisi ve jeologlarını Avrupa'ya, Ortadoğu'ya, Afrika'ya ve Orta Asya'ya gönderdi. Buralarda petrol bulunabilecek yerlerin saptanması için araştırmalar yaptırmaya başladı. Bu araştırmalar, petrol yataklarının çoğunlukla Osmanlı'nın elinde bulunan Mezopotamya, Suriye, Mısır, Trablusgarp, Tunus ve Cezayir'de olduğunu ortaya koymuştu. Kömürün yerini alacak olan petrole sahip olmak demek dünya üzerindeki sanayiyi, fabrikaları, üretim araçlarını harekete geçirecek gücü elinde tutmak anlamına geliyordu.

Sanayi devrimini gerçekleştirerek dünya ticaretini eline geçiren İngiltere 1871'den sonra da bu üstünlüğünü devam ettirmekle birlikte Almanya'nın tehdidi ile karşı karşıya kaldı. Hızla büyüyen ekonomisiyle Almanya, kendisine yeni pazarlar bulmak zorundaydı ve İngiltere ile dünya pazarlarını ele geçirme savaşı veriyordu.

Petrolün kendisine sağlayacağı üstünlüğü bilen İngiltere, böylesine önemli bir güce sahip olabilmek için çeşitli senaryolar üretmeye başladı. Bunun yolu bir savaş çıkarıp, bu savaşın sonunda petrol yatağı bulunan bölgeleri kendi buyruğu altına alacak coğrafi, idari ve siyasi bir yapılanmayı gerçekleştirmekti. Çoğu Osmanlı İmparatorluğu'nun egemenliği altında bulunan bölgelerdeki petrol yataklarının kontrolunu eline geçirmesi gerekiyordu.

1. DÜNYA SAVAŞININ ASIL NEDENİ PETROLÜN PAYLAŞIMINDAKİ KAVGADIR

Birinci Dünya Savaşı'nın asıl nedeni İngiltere'nin petrol kaynaklarının bulunduğu bölgeleri Almanya'ya kaptırmak istememesidir.

Avusturya-Macaristan ile Rusya'nın Osmanlı İmparatorluğu'nun egemenliği altındaki Balkanlar'da egemenlik kurma ve Rusya'nın Boğazlar'a inme isteği, İngiltere'nin işini kolaylaştırdı.

İngiltere, Rusya ve Fransa'yı arkasına alarak savaş hazırlıklarına başladı. 1914 Haziran'ında Avusturya velihat prensi Ferninand'ın Bosna'da Sırplar tarafından öldürülmesi 1. Dünya Savaşı'nın başlatılması için senaryonun bahane kısmını oluşturmaktan ibarettir.

Keşfedildiğinden beri petrol, dünyada süper güçlerin hep sahip olmak istedikleri bir maden oldu. Süper güçler petrolü (enerji kaynaklarını) kontrol altında tutmak için, her türlü senaryoyu uygulamaktan, gerektiğinde savaş çıkarmaktan çekinmezler. Çünkü petrole sahip olan, onu denetimi altında tutan güç, dünya ekonomisinin nabzını da elinde tutar.

Endüstri devrimini başlatan buhar makinesi kömür madenlerinde icat edildi

Derinlere indikçe maden kuyularındaki suyu insan ve hayvan gücüyle boşaltmak yeterli olmuyordu. Bunun için bir alet icat edilmesi zorunluluk halini almıştı. Madenlerdeki su tahliyesini çözmek için Cornwall'lı madenci Thomas Savery buhar makinesini icat etti. Bu icat sayesinde insan ve hayvan gücünün yerini buhar gücü almıştı. Buhar gücünün keşfi endüstri devrimini başlattı. Böylece enerji (hareket) sağlayan makinelerle bu hareketi diğer işlere çeviren makinelerin oluşturduğu ilk makine sistemi doğmuş oluyordu.

Kömür madenlerindeki suyu yeryüzüne çıkarmak amacıyla icat edilen buhar makinesi, birbiri arkasından gelen çok sayıdaki mekanik icatları tetikledi. Buhar gücünün kullanılmaya başlanması insan, hayvan ve su değirmeni gücüyle çalıştırılmayacak büyük dokuma tezgahlarının ihtiyacı olan enerjiyi (hareketi) sağlamış oldu. 18. yüzyılın sonunda dünyada ilk kez İngiltere'de buhar makinesinin sağladığı enerji ile tekstilde fabrikalaşma başladı. Buhar makinesinin dokuma tezgahlarının ihtiyacı olan hareketi sağlaması, buhar makinesi ile pamuğun evlenmesine yol açtı.

İngiltere'de artık çok büyük miktarlarda pamuk, fabrikalardaki tezgahlarda dokunup iplik ve kumaş haline getiriliyordu. Yeryüzünde endüstri devrimi gerçekleşmiş oldu.

1 MİL DEMİRYOLU İÇİN 300 TON ÇELİK

Buhar makinesinin icadı sadece tekstilde dokuma tezgahlarına uygulanmakla kalmamış, yeryüzünde ulaşımda yeni bir dönem başlamıştı. Çünkü buhar makinesi demiryolu ve deniz taşımacılığını başlatmıştı. 1840'ta Avrupa'da kullanılan buhar makinesinin kapasitesi 860 bin BG (beygir gücüne) ulaşmış idi. Bunun 620 bin BG'si İngiltere'de kullanılıyordu. 1896 yılına gelindiğinde ise Avrupa'da kullanılan buhar gücü 40 milyon BG'ye çıkmıştı. Bunun yüzde 34'ünü İngiltere kullanıyordu. Aynı şekilde İngiltere'nin kömür üretimi 1830'da 15 milyon ton/yıl iken, 1850'de 49 milyon ton/yıl düzeyine ulaşmıştı.

İngiltere'nin pik demir demir üretimi ise 1796'da 125 bin ton/yıl iken, 1852'de 2 milyon 701 bin tona yükseldi. Buhar makinesi, kömür ve demir üretiminde yaşanan artışların nedeni İngiltere'deki makine üretim sanayinin gelişmesidir. Özellikle 1830'dan sonra demiryolları hızla arttı. Bir millik demiryolu hattı yapmak için 300 ton çelik malzeme kullanılıyordu. Avrupa'da 1860 yılında 66 bin mil demir yolu bulunuyordu. Bunun 30 bin mili sadece İngiltere'de inşa edilmişti. 1876 dünya demiryolu ağı toplamı 310 bin km'ye, buharlı gemi kapasitesi ise 3.2 milyon tona ulaşmıştı.


İzmir - Gazete gözlem

08 Mayıs 2002, Çarşamba