Baskın Oran ya da Mücadeleden Yılmamak

Yazdığı Azınlık Raporuyla Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay Başkanının bile televizyonlara çıkmasına sebep olan Baskın Oran, Türkiye dış politikası, milliyetçilik, azınlıklar, küreselleşme konularına ilgi duyanlar için tanıdık bir isim.

Prof. Baskın Oran ismiyle bazılarının tanışıklığı belki de yalnızca geçtiğimiz 10 gün içinde oldu. Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu, Azınlıklar Komisyonu Başkanı Prof. Baskın Oran, "Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Raporu" nedeniyle, son on gündür egemen medyanın "vatansever" köşe yazarlarının hedefiydi.

Uzun yıllar Türk diplomasisinin içinde olmuş köşe yazarlarınca dahi "marazi aydınlar" nitelendirmesi içine sokulan, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Prof Baskın Oran'ın "Azınlıklar Raporu"nda kaleme aldıkları, aslında, yıllardır yaptığı bilimsel çalışmanın ışığında Türkiye'nin azınlıklar politikasını eleştirip, öneriler sunmaktan ibaretti.

Rapora gösterilen tepkiyi "Türkiye bağırsaklarını boşaltıyor. 1920'lerden beri her bir sorunu 'dipfriz'e tıkıştırdı. Şimdi Avrupa Birliği (AB) zoruyla bunları çıkartıp çözdürüyor, elleri donuyor. İnsanlar ayakları altındaki alışılmış zeminin kaydığını görüyorlar. Bu türden her rapordan sonra Türkiye artık başka bir Türkiye'dir, bunu biliyorlar" diye yorumluyordu Baskın Oran.

Bu yorumu yapabilecek Türkiye'deki sayılı kişilerden biriydi çünkü. 1969'dan bu yana, (askeri darbe dönemi dışında) sürdürdüğü akademik çalışma süresince, "Kurtuluş savaşından bu yana Türkiye dış politikası", "Lozan Antlaşması", "Türk - Yunan ilişkileri", "Batı Trakya sorunu", "Kürt sorunu", "Azınlıklar ve Küreselleşme" alanlardaki bilimsel çalışmaları, Türkiye'nin azınlıklar politikasına ilişkin söz söyleme, rapor çıkartma ve öneri getirme hakkını da birlikte getiriyordu.

Bu anlamda Baskın Oran ismi, Türkiye dış politikası, milliyetçilik, azınlıklar, küreselleşme konularına ilgi duyanlar için tanışık bir isim. Hatta bazılarının "İçli Dışlı" olduğu bir isim. Evet İstanbul'da çıkan Agos Gazetesi'nin okuyucuları, gazetenin "İçli Dışlı" Köşesinde, her hafta, Baskın Oran'ın sade ve ödünsüz bir dille aktardığı birikimini okuma şansına sahip.

Üniversite mücadelesi

Baskın Oran 1945'te İzmir'de doğdu. Saint Joseph ve İzmir Atatürk Lisesinden sonra Siyasal Bilgiler Fakültesini (SBF) bitirdi. SBF'de Uluslararası İlişkiler asistanı olarak 1974'te doktorasını tamamladı.

1982'de Yükseköğretim Kurulu (YÖK) kararıyla, 1983'te de 1402 uygulamasıyla görevine son verildi. 1990'da Danıştay kararıyla tekrar SBF'ye döndü. Aydınlık gazetesinde haftalık yazıları neşredildi.

Oran'ın üniversitedeki görevine ilk defa 12 Mart döneminde son verildi. SBF'de öğrenciyken katılmış olduğu, Cyrus Vance'i 1967'de Esenboğa'ya indirtmeme davasından 1971'de kesinleşen 7 aylık mahkumiyet nedeniyle işine son verildi ama Danıştay 5. Dairesinin oybirliğiyle aldığı kararla 1972'de görevine geri döndü.

12 Eylül dönemindeki ilk görevden alınışı ise, 06 Kasım 1982 günü, YÖK yasasının yürürlüğe girdiği gün, YÖK uygulamasıyla vuku bulmuştu. Yardımcı doçent olduğu halde atılmasının yasadışı olduğunu ileri süren Oran, Ankara İdare Mahkemesine açtığı davayı 4 Mayıs 1983'te kazandı ve YÖK kararını iptal ettirdi.

Bu karar Ankara Üniversitesi Rektörlüğüne 18 Mayıs'ta tebliğ edildi. Kanunen en geç 60 gün içinde kararın uygulanması gerektiğinden, Oran'ın 18 Temmuz tarihine dek göreve geri çağrılması gerekiyordu.

Göreve geri çağırma yazısı 18 Temmuz'da değil, 22 Temmuz'da geldi. Oran o sabah aynı anda iki telgraf aldı. Bir gece önce 21.50'de çekilmiş görünen birinci telgraf şöyle diyordu: "Üniversite ile ilişiğinizin kesilme işlemi Ankara 1 Numaralı İdare Mahkemesinin 04.05.1983 tarih ve 1983/293 numaralı kararı ile iptal edilmiştir. Görevinize başlamanızı rica ederim, Dekan Prof. Dr. Necdet Serin".

Saat 22.00'de çekilmiş gözüken ikinci telgrafın metni ise şöyleydi: "Ankara 1 Numaralı İdare Mahkemesi kararına uyularak görevinize başlamanız telgrafla bilddirilmişse de, Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı yazılarına uyularak 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanununun 2301 ve 2766 sayılı kanunla değişik 2. maddesi gereğince görevinize son verilmiştir. Bilgilerinizi rica ederim, Dekan Prof. Dr. Necdet Serin".

Daha sonraları Ankara Üniversitesi rektörlüğü de yapmış olan Dekan Serin, Oran'ı 1402'lik yapmadan 10 dakika önce göreve iade ederek tazminat sorumluluğundan kurtulmak istemişti. Böylece Oran bilim yaşamında üçüncü, 12 Eylül döneminde ise ikinci defa görevinden atılmış oluyordu.

Oran bu sefer dava açamıyordu. Çünkü 1402 sayılı yasa, attıkları hakkında, "bir daha kamu hizmetlerinde çalıştırılmazlar" diyordu. Ama bir diğer çalışkan ve gözünü budaktan sakınmaz bilim adamı olan Dr. Metin Günday komşu Hukuk Fakültesinde öğretim üyesiydi ve Ankara'dan sıkıyönetim 1985'te kaldırılınca Oran ve arkadaşlarına şöyle dedi:

"Olağanüstü yasalar ve hükümleri, olağanüstü dönemlerde geçerlidir. Şimdi Ankara'dan olağanüstü yönetim olan sıkıyönetim kalktı. Sizi görevden alan hüküm de artık geçersizdir. Bu iddiayla Fakülte'ye başvurunuz, kabul etmeyeceklerdir, onların ret yazısı hakkında dava açarız. Kazanacağımızı sanıyorum". O dönemde bunu söyleyen tek hukukçu Metin Günday'dı.

Öyle yaptılar. Oran 20.07.1985 günü YÖK'e başvuruyu yaptı. Bunu, Ankara Üniversitesi Rektörlüğü 30.07.1985 tarih ve 1301 sayılı kararıyla ret etti. Bunun üzerine Oran Ankara 6 Numaralı İdare Mahkemesine avukatı Dr. Metin Günday aracılığıyla başvurdu. Mahkeme, 12.11.1986 tarih ve 1986/931 sayılı kararıyla Oran'ı görevine iade etti. Rektörlük de, bu kararı 12.03.1987 tarih ve 3403/4743 sayılı yazısıyla Oran'a bildirerek kendisini görevine iade etti. 1402 olayının yıkılma süreci başlamıştı.

Fakat "mücadele etmesini seven" Oran'ın canı sıkılmasın diye olacak, 1402 olayı bitmemişti. Çünkü davalı üniversite Danıştay'a başvurmuş, Danıştay 5. Dairesi 17.03.1987 tarihinde 3'e 2 aldığı 1987/318 sayılı kararla, Ankara 6 Numaralı İdare Mahkemesinin verdiği kararın yürütmesini durdurmuştu. Bunun üzerine Oran, SBF Dekanlığının 02.04.1987 tarihli kararıyla tekrar görevden alındı. Bu, kendisinin bilimsel yaşamında dördüncü, 12 Eylül döneminde ise üçüncü görevden alınışıydı.

Oran bunun üzerine Danıştay 5. Daireye yine avukatı Dr. Metin Günday aracılığıyla tekrar başvurdu. Daire bu sefer 28.03.1990 gün ve 1990/651 sayılı kararıyla, Ankara 6 Numaralı İdare Mahkemesinin Oran lehindeki olumlu kararını oybirliğiyle onadı.

Bu sırada çeşitli yargı düzeylerinde 1402'likler konusunda farklı kararlar verildiğinden, sorun Danıştay İçtihatları Birleştirme Kuruluna gitti. Oradan çıkan 07.12.1989 tarih ve E 1988/6, K 198904 sayılı karar, 1402'likleri, dava açtıkları 1985'ten başlamak üzere mali haklardan yararlandırılarak görevlerine iade eden tarihsel bir karar oluyordu. Oran, Ağustos 1990'da Mülkiye'ye döndü.

Mülkiye'den ayrı yıllar

Baskın Oran 12 Eylül döneminde üniversiteden ayrı kaldığı yıllarda da boş durmadı. Önce oturduğu evini ikiye böldü. Üst katını kiraya verdi, kendisi alt kata geçti. Sonra iş aramaya başladı.

İlk iş önerisi, bir eski öğrencisinden geldi. TRT'den Banu Zorlutuna arıyor, "Hocam, oynattığımız dizilerin Türkçe'ye çevrilmesi işi var, yapar mısınız?" diyordu. Oran, montaj masalarının boş olduğu geceleri yaptığı bu film çevirilerinin yanı sıra çok çeşitli işler yaptı.

Köpeği Efe'nin yavrularını sattı, takma ad kullanarak bir yol mühendisliği kitabı çevirdi, mimar arkadaşı Affan Yatman'ın yardımıyla iki doktorun muayenehanesinde değişiklikler yaptı; inşaatçılığı, kendi evinin ince inşaatı sırasında biraz öğrenmişti.

BM Türkiye Temsilciliğinin yanı sıra ortaokul öğrencilerine evlerinde Fransızca dersler verdi. AnaBritannica'nın hazırlıkları başlayınca kadrolu redaktör olarak çalıştı. Bu arada, "Türk-Yunan İlişkilerinde Batı Trakya Sorunu" (1986) ve "Atatürk Milliyetçiliği"nin (1988) yanı sıra iki ciltlik "Kenan Evren'in Yazılmamış Anıları"nı (1989 ve 1990) yayınlayarak kendi deyimiyle "içini soğuttu".

Kitapları

1990'da kalmak üzere üniversiteye geri dönen Baskın Oran milliyetçilik ve azınlıklar, küreselleşme ve Türk dış politikası üzerine dersler veriyor.

1999'dan bu yana Avrupa Konseyi'ne bağlı Irkçılığa ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Komisyon'a bağlı ulusal irtibat sorumlusu olarak çalışıyor. Düzenli olarak Agos'ta yazıyor.

"Enişte Gözüyle Bodrum", "Dalavera Memet'in Bodrum Tarihi", "Kenan Evren'in Yazılmamış Anıları 1-2", "Nerde O Eski Mapusaneler", "Atatürk Milliyetçiliği Resmi İdeoloji Dışı Bir İnceleme", "Devlet Devlete Karşı, Kalkık Horoz Çekiç Güç ve Kürt Devleti", "Az Gelişmiş Ülke Milliyetçiliği Kara Afrika Modeli", "Türk - Yunan İlişkilerinde Batı Trakya Sorunu", "Türkiye'nin Kürt Sorunu" yayınlanmış kitaplarından bazıları.(YS/EÜ)


İstanbul - BİA Haber Merkezi

30 Ekim 2004, Cumartesi