Cumhuriyet Davasında Tanıklar Dinlendi

Silivri'de görülen dördü tutuklu 20 sanıklı Cumhuriyet davasının altıncı duruşmasında tanıklar dinlendi.

Haberin Kürtçesi için tıklayın

Dördü tutuklu 20 sanıklı Cumhuriyet davasının altıncı duruşması bugün Silivri Yerleşkesi'ndeki adliyede görülüyor.

Dava kapsamında Cumhuriyet Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu ve Cumhuriyet Gazetesi İcra Kurulu Başkanı avukat Akın Atalay 495; muhabir Ahmet Şık 434 ve tweet'leri nedeniyle Ahmet Kemal Aydoğdu 444 gündür tutuklu yargılanıyor.

Duruşma yaklaşık bir saat gecikmeyle başladı.

Duruşmayı izleyenler arasında Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ile Utku Çakırözen, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Garo Paylan, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Almanya Direktörü Christian Mihr, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği Başkanı Barış Altıntaş, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Basın İş'ten Alp Tekin Babaç, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş, Avrupa Parlamentosu Milletvekili Rebecca Harms, DİSK Genel Başkanı Kani Beko ve Genel Sekreteri Arzu Çekrezoğlu da var.

TIKLAYIN - Cumhuriyet Davasında 6. Duruşma

Duruşma avukat sınırlaması tartışmasıyla başladı

Duruşma ilk olarak avukat kısıtlaması tartışmasıyla başladı. Avukat Leyla Han Tüzel, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile getirilen üç avukat sınırlamasını davanın yapısına uygun olmadığını, adil yargılanma hakkının ihlali olduğunu söyleyerek bu karardan geri dönülmesini talep etti. Talep reddedildi.

Duruşma tanıkların dinlenmesiyle devam etti.

Mehmet Faraç'ın tanıklığı

İlk önce eski Cumhuriyet yazarlarından Mehmet Faraç dinlendi. Faraç'ın tanıklık beyanı şu şekilde:

“Mahkeme heyetini selamlıyorum. Bazı konulardaki yargısız infazlara değinmek istiyorum. Ben tanık olmak için başvuruda bulunmadım, Cumhuriyet Savcısının talimatıyla geldim.

"Tanık olmamın nedeni Cumhuriyet ile ilgili çalıştığım gazetede yazdığım yazılar. Bu konuda bazı çevreler Cumhuriyet'i şikayet ettiğim gibi mesnetsiz suçlamalarda bulundu. Hayatım boyunca kimseyi şikayet etmedim, açık açık yazdım, yazdıklarımı ihbar kabul eden etti. 

"CHP PM'ye seçildim diye operasyon çekildi"

“18 yaşımda Cumhuriyet'e girmiş çok genç bir muhabirdim. PKK ve Hizbullah'ın en kötü olduğu dönemde Urfa'da 11 yıl sigortasız çalıştım sonra İstanbul'a çağrıldım.

Ardından köşe yazarı ve sonra da serbest yazar oldum.

İlhan Selçuk'un ölümünün ardından yaşanan tehlikeli süreç beni gazetenin dışına attı. Yıllarca sigortasız çalıştıktan sonra Kubilay'ın ölümüyle ilgili yazdığım bir yazının ardından, 2010 yılında, bugün bu davada yargılananların talimatıyla tazminatsız olarak işten çıkarıldım ve bağım koptu.

"Çetinkaya kendi kızını PM'ye soktu"

“CHP Parti Meclisi'ne (PM) seçildikten sonra 'Cumhuriyet çalışanı siyasetçi olur mu' diye yazdılar. Bunu yazanlar arasında rahmetli olanlar da vardı, burada yargılananlar da.

"O dönem CHP'de vekil ya da görevli olan altı kişi daha yazıyordu ama bir tek bana operasyon yapıldı. Bir kıskançlık olarak açıklayabileceğim acayip bir tepki oldu. Ama bu yazıları yazanlardan Hikmet Çetinkaya yazdığı yazılarla üniversiteli kızını il yönetimine soktu.

"Cumhuriyet, İkinci Cumhuriyet oldu"

“Bence İlhan Selçuk'un ardından Cumhuriyet'te düşünce özgürlüğü kalmadı.Cumhuriyet İlhan Selçuk'un ardından İkinci Cumhuriyet haline geldi.

"Uğur Mumcu, Abdullah Öcalan'ın devlet bağlantılarını yazacağını söyledikten sonra öldürüldü, bugün bir Cumhuriyet yazarı Kandil'e gidip röportaj yapıp 'Yere izmarit bile atmıyorlar' diye manşet atıyorlar.

"Zaman gazetesiyle aynı manşetler atılıyor burada. Twitter'da Zaman gazetesine ve Fethullahçılara gövdesini siper edenlerin başında Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay geliyordu.

“Can Dündar'ın çektiği Mustafa filmi Atatürkçüler arasında infiale dönüştü. Ben de baktım filme dedim ki "Bu filmle Atatürk'ün başına çuval geçirilmişti" dedim. Ertesi gün köşem kapatıldı."

"Köşemi kapatan kişi İbrahim Yıldız'dı"

Mahkeme Başkanı Abdurrahman Orkun Dağ (MB): O dönem gazeteyi Can Dündar mı yönetiyordu?

Mehmet Faraç: Hayır burada yargılananlar yönetiyordu. Çok ilginç olansa o dönem yayın yönetmeni İbrahim Yıldız'dı. O köşe o gün kaldırıldı ve çok ilginçtir, sonra Can Dündar gazetenin başına geldi. Çektiği film Atatürk'ü aşağıladığı gerekçesiyle kamuoyunda tepki çeken insan Atatürk'ün kurduğu gazetenin başına geçti.

Duruşmadan notlar -1

Turhan Günay: Dikkat ediyorum tüm tanıklar Uğur Mumcu ve İlhan Selçuk'u anıyor. Mumcu öldürüldüğünde milyonlar yürüdü, ama o dönemki tirajı biliyorlar mı? 19 bindi. Herkes Uğur Mumcu ile İlhan Selçuk'un anısına sığınıyor bundan vazgeçilmesini istiyorum.

Pekin: Alev Coşkun'un ismini neden vermiyorsunuz?

Faraç'ın beyanı bittiğinde savunma avukatlarından Tora Pekin söz aldı:

Tora Pekin (TP): Cumhuriyet'teki göreviniz sona erdiğinde yönetim kimdi?

Mehmet Faraç (MF): Genel Yayın Yönetmeni (GYY) İbrahim Yıldız, Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Çetinkaya, Başkan Yardımcısı Orhan Erinç'ti.

TP: Kendisi söylemek istemiyor ama Alev Coşkun [Aydınlık yazarı, eski Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi, davada tanık] başkan yardımıcısıydı. Alev Coşkun'un başkan yardımcısı olarak adını anmayı reddettiğini gözünüzle gördünüz.

*

TP: Cumhuriyet'ten Pensilvanya'ya giden bir muhabirden bahsettiniz. Kimdir o?

MF: Gazetelerde, Leyla Tavşanoğlu'nun Pensilvanya'ya gönderildiğine dair onlarca haber geçti.

TP: O dönem gazetenin yönetimi kimdi?

MF: Bir şey söyleyeyim mi?

TP: Lütfen söyleyin, o ismi söyleyin.

MF: Cumhuriyet gazetesinin o günkü Genel Yayın Yönetmeni, bugün yargılanan Hikmet Çetinkaya, Akın Atalay ve Orhan Erinç'in göreve getirdiği İbrahim Yıldız idi. Gazetelerde GYY'lerin ne kadar fonksiyonu var? Kararın arkasında İcra Kurulu ve Vakıf var. GYY karar veremez, bu Vakıf kararıdır.

Pekin: Gazeteden neden tecrit edildiniz?

TP: 2009 senesinde gazete binasının tamamen dışında başka bir büroda çalışmanız istendi. Siz de oraya geçtiniz. Nedenini anlatır mısınız?

MF: Böyle tuzak sorular yakışmıyor.

TP: Soru çok açık. Size basitleştireceğim. Önceki çalıştığınız bölüm neredeydi, sonra çalıştığınız nerdeydi?

MF: Ben Cumhuriyet'te yurt haberleri servisi şefiydim. Gazetenin ortasında çok sıkışık bir yerde çalışıyordum. Çalışma ortamı yaratılamadığından bana ana bina dışındaki binalardan birinden oda tavsiye edildi.

TP: Bu olay gerçekleştiğinde İlhan Bey hayatta mıydı? Sorumun sebebi şudur. Kendisi gazeteden gönderildi. Sebebini burada açıklamak istemedi. Dava konusunu ilgilendirmediği için önemi yok ama gazetede tecrit edildi. Bu dönemde İlhan Selçuk hayattaydı.

Duruşmadan notlar - 2

Hikmet Çetinkaya'nın kızı Bertil Emrah Oder'in CHP PM üyeliği üzerine

Avukat (A): İsmimi sorularımın sonunda söyleyeceğim. Hikmet Çetinkaya'nın Anayasa profesörü olan kızı Bertil Emrah Oder 1109 oyla PM'ye seçilmişti.

MF: .....

A: Hatırlamayabilirsiniz. Delege sayısını biliyor musunuz?

MF: 1200 civarıydı.

A: 1160 kişi katıldı. Anayasa hukuku profesörü Bertil Emrak Odel onların 1109 oyunu aldı

MF: CHP'de PM için de ya direkt liste yapılır ya anahtar liste yapılır. Söz konusu hanımefendi de genel başkan listesinden girdi.

A: O seçimde PM'ye kaç profesör ünvanlı kişi girdi?

MF: Sanırım 5-6 akademisyen vardı. Çetinkaya'nın kızının dikkatimi çekmesi şu. Beni CHP PM'ye seçildim diye gazeteden atan kişi, kızını PM'ye soktu.

A: Son olarak Bertil Emrah Oder Cumhuriyet çalışanı mıdır?

MF: Çetinkaya'nın kızı olmasa CHP'nin kapısından giremez. 

A: Teşekkür ediyorum. Ben Hikmet Çetinkaya müdafii Avukat Dr. Burak Oder.

Leyla Tavşanoğlu'nun tanıklığı

Faraç'ı ardından eski Cumhuriyet yazarı Leyla Tavşanoğlu tanık olarak dinlendi.

“Fikir uyuşmazlığım olsa dahi hiçbirinin terör bağı olduğunu düşünmek bile istemem. Gazetenin benden sonraki işleyişi konusunda söyleyeceğim hiçbir şey yoktur. Yargılananlar gazeteci ve hukuk insanıdır” diyen Tavşanoğlu, Gazeteci ve Yazarlar Vakfı'nın daveti üzerine Pensilvanya'ya gitmesi üzerine şunları söyledi:

“2014'te Gazeteci ve Yazarlar Vakfı beni ve başka gazeteci ve akademisyenleri davet etti.

"Vakıf ve gazete yönetiminde olan İbrahim Yıldız'dan izin aldım. Fethullah Gülen de toplantıdaydı. Yazmaya değer bir şey görmediğimden toplantıyı yazmadım.”

Tavşanoğlu, Savcı'nın “Cumhuriyet gazetesini batıran ekip olarak tarihe geçecekler demişsiniz. Ne demek istediniz?” sorusunaysa “İdeolojiyi sulandırırsanız tiraj da düşer. Bunu söylemek istedim” diyerek cevap verdi.

Namık Kemal Boya'nın tanıklığı

Duruşmanın öğleden önceki yarısında son olarak tanık Namık Kemal Boya dinlendi. Boya 1995'te bir grup Cumhuriyet okuru olarak CUMOK'un (Cumhuriyet gazetesinin okurları tarafından kurulmuş bir sivil toplum örgütü) kurulduğunu aktardı. CUMOK toplantılarının amacını “Gazetenin savunduğu Cumhuriyet ilkeleri, ülkenin kalkınması, refaha erişmesi, aydınlanma devriminin devam etmesi ve laikliğin devam etmesi, ülkenin yararına gördüğümüz kişileri desteklemek, şer gördüklerimize karşı tutum almak” diye anlattı.

“2003'te gazete satış ortalaması 33 bine düşmesi üzerine yeniden CUMOK yeninden ateşlenerek devam etti. Çalışmalarımızla gazetenin 100 bin tirajına ulaştırdık” diyen Boya, “2013'te bugün sözü geçen yönetim değişiklikleri ile okuyucu arasında değişim oldu. Verdiğimiz ilanlara müdahale edildi biz de ilan vermekten vazgeçtik” diye konuştu.

“2014'te 27 Mayıs'ın yıldönümünde gazetede haber çıkmaması dikkatimi çekti herkese mail attım. '27 Mayıs devriminin getirdiği kazanımların bize katkısını biliyoruz tek satır bile olmamasını garipsedik' diye yazdım.”

2014'te CUMOK toplantısında gazeteyi boykot kararı aldıklarını söyleyen Boya “Herkes eline aldığı gazetenin kendini temsil etmediğini söylüyordu. Tüm okurlarda benzer tepkiler oldu. Gazete 1924'de Mustafa Kemal Paşa emriyle kurulmuştu. Cumhuriyet'i savunmayanlar Cumhuriyet adını da kullanamaz.”

Boya'nın beyanının ardından sorguya geçildi.

Başkan: Gazeteye neden mali destekte bulunmadınız?

MB: Gazete mali olarak zor durumdayken CUMOK biraraya gelme, destek etme çabasına girmez mi?

Namık Kemal Boya (NKB): Gazete eğer Cumhuriyet duruşunu savunmazsa aldığınız mal bozuk çıkıyor öyle düşünün. Logonun üstüne Gülen'i koymuşlar. Atatürk'ün olması gereken yere. İnfial yarattı bu.

Üye Hakim: Aydın Engin'i İlhan Selçuk'un uzaklaştırdığı söyleniyor.

NKB: Ben birkaç kişiden "Kapıdan içeri girmeyecek" dediğini duydum.

Duruşmadan notlar -3

Engin: Kendine okurların temsilcisi diyor ama buraya 5 tane okur getirebilse haber değeri taşır

Aydın Engin (AE): Desteksiz bazı cümleler atıldı ondan söz almak zorunda kaldım.

CUMOK daha CUMOK olmadan tohumlarının atıldığı dönemde ben görevlendirildim. İlhan abi espiriyle "CUMOK'un kurucusu Aydın Engin" derdi. Kurucu ben değildim tabii, gazetenin temsilcisiydim. Boya, "İlhan Selçuk'un gazeteden kovduğu Aydın Engin" dedi.

Bilmeden, içinden geçenlerle tanıklık yapmak bir avukat için çok acı. Ben İlhan Selçuk döneminde yazıişleri müdürlüğü yaptım, anlaşarak içeride çalışmak istemediğim için ayrıldım. 2002'de İlhan Selçuk herkesi toplayarak "Artık milliyetçi çizgi izleyeceğiz" dedi, ben de "milliyetçi değilim" dedim ve istifa ettim. İlhan abi beni kovmak şöyle dursun "Beni çiğnemeden çıkamazsın" dedi.

Üstelik bu istifanın ardından yine İlhan abi gazete başındayken, 2006 ya da 2007'de İlhan Selçuk yeniden gazeteye gelmemi istedi ben reddettim. Yemin etmiş bir tanığın gönlünden geçenleri objektif gibi anlatması kabul edilebilir değil. Kendisine CUMOK kurucusu diyor, kendisi gazete okuyucuları temsil etmiyor. Buraya 5 kişiyi okuyucu diye getirse haber değeri taşır.

Duruşmaya verilen öğle arası sonrası, davaya öğleden sonra savunma tarafının tanıklarının dinlenmesiyle devam edildi.

Altan Öymen: Örgütün eylemlerini Cumhuriyet’ten öğrendim

Altan Öymen (AÖ): Cumhuriyet, malum 1924'ten itibaren çıkıyor, babamın da gazetesiydi. O da yazardı ben de. 1945'ten beri okuru sayılırım. Gazeteciliğe başladıktan sonra '70'li yıllardan itibaren Cumhuriyet gazetesinin birinci sayfasının yazarlığını yaptım. 1971'de milletvekili olana kadar devam ettim.

1980'de askeri yönetimde parlamento tasfiye edildiğinde ben de yasaklılar arasına girdim. O zaman yine gazeteye döndüm.

MB: Cumhuriyet ile yazarlık ilişkiniz ne zaman tamamladınız?

AÖ: 1981'de Milliyet'e geçtim. O dönem Nadir Bey hayattaydı, Vakıf yoktu ama teşebbüsü vardı.

MB: Cumhuriyet okuru musunuz?

: Cumhuriyet öncelikle Atatürk'e bağlıdır. 1924'ten beri zaman içinde çok şey olmuştur ama bu değişmemiştir. Atatürkçülüğün yanlış kullanımına da karşıdır. "Bu Atatürkçülükse ben Atatürkçü değilim" sözü Nadir Nadi'ye aittir. Yöneltilen iddialar akıl alacak gibi değil. Ben örgütün birçok eylemini Cumhuriyet'ten öğrendim. Hikmet Çetinkaya'nın yazılarından, Ahmet Şık'ın "İmamın Ordusu" kitabından… Cumhuriyet öncelikle demokratik değerlere, Atatürkçülüğe, laikliğe bağlıdır.

Bahri Belen (BB): Cumhuriyet'te ne oluyor diye dikkatinizi çekebilir. Cemaate yakın bir haber içerik olduğuna dair bir izleniminiz oldu mu? Bunu utanarak soruyorum ama...

: Öyle bir şey yok.

BB: Altan Öymen, çok önemli bir gazeteci. Haberleri ve yazıları siyasi uzmanlıkla değerlendirir diye çağırdık.

MB: Cumhuriyet eski Cumhuriyet değil diye düşündüğünüz, konuştuğunuz oldu mu?

: Hayır. Birçok olayı biz Cumhuriyet'ten öğrendik. İktidarın baskısı nedeniyle yazılamayanları yazan az sayıdaki yayından biri ve hatta bu yayınların başında geliyor Cumhuriyet.

Kadri Gürsel'in avukatı: Gürsel'i tanıyan ve beraber program yapan bir insan olarak, Gürsel'in örgüte yardım ettiği, programda ya da yazılarında övdüğüne dair bir bilginiz var mı?

: Hayır hatırlamıyorum.

Üye hakim: Örgütün eylemlerini Hikmet Çetinkaya'nın ve diğerlerinin yazılarında okuduğunuz yönünde beyanda bulundunuz. 2012-2013 sonrasında Cumhuriyet yayın politikasında bir değişiklik oldu mu? Can Dündar'ın gelmesinin ardından yayınlarda tuhafınıza giden bir değişiklik gözlemlediniz mi?

: Hayır. Yayın çizgisinde bir değişiklik görmedim, bazı yeni yazarlar geldi o kadar

Beko: FETÖ’yü öven bir gazete DİSK'in kapısından giremez

Kani Beko (KB): Bu utanç verici bir dava. Cumhuriyet bu ülkenin bağımsız demokratik hukuk devleti ilkesini savunan bir gazetedir. FETÖ suçlamalarını kesinlikle kabul edemem.

Bizim DİSK içinde 81 ilde binlerce gazeteyi okuyan üyemiz var. FETÖ’yü öven bir gazete DİSK'in kapısından bile giremez. Biz Cumhuriyet ile ilgili böyle bir şey duymadık, bilmiyoruz. Cumhuriyet bu ilkeleri savunduğu müddetçe biz de Cumhuriyeti savunmaya devam edeceğiz

MB: 2014'ten sonra gazete yayın politikasında değişiklik olduğu iddia ediliyor. Siz buna bizzat şahit oldunuz mu?

KB: Kesinlikle böyle bir şey olmadı Ben çevremde, sendikamda, ailemde gazete okurlarının azaldığını değil, arttığını gördük. Geleneklerinden taviz vermiş olsaydı DİSK'e bağlı hiçbir kuruma Cumhuriyet giremezdi. Çocuklarıma da mutlaka her haftasonu Cumhuriyet okutuyorum 15 Temmuz darbe girişiminin ardından gazetemiz de tepki koymuştur. Ben gazetenin hala Atatürk ve Cumhuriyet ilkelerine bağlı yayın yaptıkları kanaatindeyim.

BB: Sizden önceki tanık cemaat ile ilgili ilk bilgileri Çetinkaya ve Şık'tan öğrendiğini söyledi. Siz bu yazarların 2012-2013'te cemaati övücü bir yayınına rastladınız mı? Bütün işçilerin konfederasyon başkanı olarak gözü kulağısınız. Özellikle Çetinkaya ve Şık açısından böyle bir hareket değiştiren tutum var mı?

KB: FETÖ’ye yakınlık gösteren bir Cumhuriyeti tanımıyorum ben. FETÖ’yü öven ya da yakınlık gösteren bir cümle dahi okumadım, bilmiyorum.

Rıza Türmen’in tanık olarak dinlenmesi reddedildi

BB: Sayın Başkan Cumhuriyet okuru olan çok sayıda tanığı buraya getirebiliriz ama biz temsil ettikleri konu açısından daha aydınlatıcı olan isimleri ilettik 

Bugün yurtdışında olan tanığımızın da yargılama açısından açıklık getirecek beyanları olabilir dedik ki, bir gazetenin yayın politikasına ne siyasi partiler, ne savcı ne hakimler karışamaz. Ancak bizim sorunumuz eğer haberlerde yayınlarda söyleşilerde suç oluşturan bir şey varsa, basın yasasındaki süre içinde takip edilebileceğini, o sırada savcı ve hakimlerin görevleri olduğunu ifade ettik ama falanca örgüt, siyasi anlayış ya da derneğinin Atatürkçü değil, ya da yayın politikası değişti gibi nitelemelerinin yargılama konusu olamayacağını söylemiştik.

Bu nedenle Sayın Türmen'in dinlenmesinin çok önemli olduğunu düşünüyoruz

MB: İki tanığınızın da meslek ve konumları nedeniyle çok değerli şeyler söyledi. Rıza bey bundan daha fazlasını yapacaksa amenna…

BB: Kendisiyle ne bildiğini konuşmadım. Ama bu konuda yararlı olacak bilgileri olduğunu düşünüyoruz.

MB: Yargılamanın geldiği bu aşamada daha fazla toplanacak delil kalmadı. Heyetimizle adli tıbba giden Çetinkaya ve Engin E. ait sim kart var bunlara ait çözümleme gelmedi. 

Tanık dinleme olayı bitmiştir. Başkaca bir delil talebi var mı yoksa mütalaası ne zaman hazır olur? Gelinen aşamada fazla da yapılabilecek bir şey kalmadı. Rıza beyden vazgeçilmesi bizim için rahatlatıcı olur. Böylece biz de adli tıptaki bilgileri bir davayı uzatıcı aşama olarak görmeyiz. Artık bir sonraki aşamaya doğru ilerlememiz gerekiyor.

TP: Hem arkadaşlarımıza konuştuk hem müvekkillerimizle. Bize göre çok açık iki husus var bu bizim için iki de talep demek. 

Birincisi iddianame ve iddianameye konuşan bilirkişi raporlarına bakıldığında çok sayıda AİHM kararının buraya konduğu ama tamamının bağlamından koparıldığı görünüyor.

Bu nedenle eski AİHM yargıcımız Rıza Türmen'in suçlamalara ilişkin tanıklığını yapmasını istiyoruz. Dinlenmesini talep ediyoruz.

İkinci konu ise sizin bir ara kararınız. Ara kararınızda, bizim tutukluluğumuzun 495. gününde tutuklama gerekçelerinin başında bu vakıf davası var. O dava henüz kesinleşmedi bölge istinaf bir karar verdi. Yargıtay yolu açık olarak, sizin 7 numaralı ara kararınız da açık duruyor. Biz bir hukuk davasının ceza davasının konusu olamayacağını söylesek de, siz tutuklama gerekçesi olarak bunu sundunuz. İkinci talep olarak bu konuyla ilgili ara karar alınmasını talep ediyoruz.

MB: Her iki hususta da ara kararımızı alacağız

MB: İddia makamından iki talep hususundaki mütalaasını soruyoruz

Savcı: CMK gereğince hukuk konusunda bilirkişi tutulamayacağı gibi tanık dinlenmesi de düşünülemez. Türmen'in dinlenmesi talebinin reddine karar verilmesini istiyoruz. Asliye Hukuk'taki Vakıf davasının kesinleşmesi beklenen davanın beklenmesi davayı uzatacağı için reddi talep olunur.

Mahkeme: Dijital delillerin beklenmesinden vazgeçtik

MB: Vakıf davası bir çekişmeyi ortaya koyuyor. Ama bu (vakıf) davanın olumlu olumsuz gitmesi bu davadaki sanıkların beraat ya da hükmü için asli unsur olmayacak. Bu nedenle asliye hukuktaki davanın bekleyici sayılması kararından cayılmıştır

TP: Biz dava sonucu beklensin talebinde bulunmadık. Savcı bey çarptırdı. Biz sadece ara kararla ilgili karar vermenizi istedik.

MB: Rıza Türmen'in dinlenmesi konusunda, şahıs burada değildir. CMK gereğince tanıklığının yargılamaya esastan ne kadar etki edeceği konusunda tereddütlerimiz var. Burada birçok vekil, AİHM kararları konusunda, AYM ve Basın Yasası konusunda, bizzat siz mesela, gayet yetkinsiniz. 

Sadece kanaatimiz için her şeyi bir kenara bırakıp bir celse uzatmanın usul ekonomisine uygun olmadığını düşünüyoruz. Burada olsa dinlerdik ama davamızın geldiği aşamada bir takım başka değerlendirmenin kesintiye uğramaması için dinleme talebini reddediyoruz bugüne kadar elde edilemeyen dijital delillerin açılan davanın niteliği çerçevesinde beklenilmesinden vazgeçilmesine karar verdik. 

Açılan davanın mahiyeti klasik örgüt üyeliği davası değildir, bulmayı umduklarımız ilişkiler değildir. Bu nedenle bu evrakların beklenilmesinden vazgeçtik.

Aydoğdu’nun avukatı: Deliller beklensin

Ahmet Kemal Aydoğdu vekili: Bizim açımızdan bu evrakların beklenmesi gerekiyor. Beklenilmesini talep ediyoruz

MB: Ahmet Kemal Aydoğdu yönünden davanın tefrikini şu aşamada istemiyoruz.

Savcı: Tutukluluk devam etsin

Savcı: Soruşturmanın genişletilmesi talebimiz yoktur. Dosyanın kapsamı, toplanan deliller açısından esas hakkında mütalaa için tarafımıza dosyanın tebliği, tutuklu sanıkların tutukluluk durumlarının devamına karar verilmesi mütalaa olunur.

İlkiz: Faraç yazısı yüzünden atılmadı

Fikret İlkiz (Fİ): Tanıkların arkalarından konuşmamak için kalmalarını istemiştim. Ama ifadelerine bakınca Erinç ve diğer sanıklar için değerlendirme yapmaya gerek var.

Siz mahkeme heyeti olarak 24.7.2017 tarihli oturumda karar verdiniz ve birçok adın dinlenmesine karar verdiniz. O gün dinlenmesi için bir gerekçeniz yoktu, bugün hangi gerekçeyi sordunuz? 

Anladığım kadarıyla Faraç ve Tavşanoğlu'nu tekrar çağırmadığımızdan ötürü onu da dinlenmesine üç numaralı kararınızda karar verdiniz. Sonra anladığım kadarıyla Boya'yı fark edip dinlenmesine karar verdiniz ve bizim karşımıza CUMOK çıktı. 

Müvekkilim rahatsız olduğu için, kendisi hazır olduğunda anlatırdı. Meslektaşımın da dediği gibi Erinç bize Tavşanoğlu'nun söylediği gibi anlatmadı. Demek ki 8 ay önce bugün dinlenen tanıklar konusunda Erinç fikrini ifade etti. Aydınlık gazetesinin aynı gün yazdığı yazıları da sundu. Bu tanıkları siz seçtiniz, siz getirdiniz.

Biz sadece üç tanık talep ettik ve bunların adı da çok açık "savunma tanığı". Madem Türmen'in dinlenmemesi konusunda karar veriyorsunuz o zaman iddianame yazıları Ünal Aydemir'i neden bilirkişi olarak addetti? Basın savcıları terörle ilgili iddianame yazmaz. Benim meslektaşım çok terbiyeli. Sanıklar da Cumhuriyet sanıkları olduğu için terbiyeli, ama ben terbiyeli değilim

Faraç "Kubilay yazım nedeniyle beni attılar" diyor. Boya'nın ifadesini suçlamalarını dikkate almamak gerekir. Kendisine CUMOK koordinatörü ismini atamıştır ve Aydınlık yazarıdır. Ayrıca gençlik döneminden beri Doğu Perinçek'in olduğu örgütlerde yer almıştır. Kendisi, Cumhuriyet okurlarını temsil ettiğini zannediyor. Şimdi karşımıza yazıcılar gibi bir esas hakkında mütalaa mı koyacaksınız?

Faraç'ın kendisi CHP'ye seçilmek için Cumhuriyet'in bir döneminde CHP'li Önder Sav'ın elini öptü. Cumhuriyet'te çalışmasına son verilmesinin nedeni yazısı değil, bir kadın muhabiri saçından sürüklemesidir. Bu nedenle işine son verildi.

Böyle baktığınızda şeriatçılar tarafından katledilen Kubilay yazısının yayınlanmamasının nedeni, kaldı ki iş akdinin feshinden sonra Cumhuriyet'te çalışmayan birinin yazısı yayınlanmaz, Kubilay yazısı iş akdinin feshinden sonradır.

Binaların ayrılması konusunda Tora beyin söylediği buydu. İş akdinin feshinde ne onların ne de bu davanın sanıklarının aldığı Cumhuriyet terbiyesi bunu söylemeye el vermezdi Ama ben bu terbiyeye sahip değilim. Bizim dinlenmemiş, üstünde durulmamış hiçbir şeyimiz kalmadı. Cumhuriyet tarihi didik didik edildi. Bir tarih tutturmuşsunuz 2013 diye. 

Biz o tarihi çoktan kurduk. Kestanepazarı’nda bir imamın devletten maaş aldığını Hikmet Çetinkaya yazdı. Kısaca ve sadece bugün dinlenmiş tanıklar bakımından sözüm budur Biz kendi savunma programımız olarak bugün için düşündüklerimizi heyetinizin de izni olursa anlatmak istiyoruz En azından dosyaya giren belgeler konusunda heyetinizi bilgilendirelim diye düşünüyoruz, sonra da tahliye taleplerinde bulunacağız. (EA/EKN)


İstanbul - BİA Haber Merkezi

09 Mart 2018, Cuma

Elif Akgül