"Obezite Çocuk Haklarının İhlalidir"

Sosyal Haklar Derneği Gıda Çalışma Grubu'nun “Çocukluk Çağı Obezite Raporu” obezite sorununun odak noktasına çocukları yerleştiriyor, çocukların tükettiği abur cubur ve fast food tarzı gıdaların etkilerini anlatıyor ve çözüm önerileri getiriyor.

Sosyal Haklar Derneği Gıda Çalışma Grubu “Çocukluk Çağı Obezite Raporu”nu duyurdu.

Gıda Mühendisi Dr. Bülent Şık’ın hazırladığı rapor obeziteyi, özellikle de çocukluk çağı obezitesini günümüzün en önemli halk sağlığı sorunu olarak tanımlıyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün obezitenin küresel bir salgına dönüştüğünü belirttiğini vurgulayan rapor Türkiye’deki duruma dair tespitler içeriyor, öneriler sunuyor.

Raporda obezite sorununun odak noktasına çocukları yerleştirilerek hem çocukların çok tükettiği abur cubur ve fast food tarzı gıdalara yakından bakmak ve hem de meselenin en önemli nedenlerinden birinin çocukların hak ve hürriyetlerine yönelik ihlaller ve ihmaller olduğunu göstermek amaçlandı.

Abur cuburların etkisi

Obezitenin şeker içeriği yüksek abur cubur olarak nitelenen yiyecek ve içeceklerin sık tüketilmesi ile yakından ilgili bir problem olduğunu vurgulayan raporda, çocukların severek tükettiği “abur cubur” olarak nitelendirilen yiyeceklerin çocuklarda obezite sorununa yol açan en önemli faktörlerden biri olduğunun altı çizildi.

“Veriler abur cubur yiyeceklerden herhangi birinden günde bir paket yenildiğinde ya da bir su bardağı dolusu şekerli, gazlı veya aromalı içecek içildiğinde günlük şeker alımlarının kolaylıkla aşılabileceğini göstermektedir. Bu kaygı verici bir durum olarak görülmelidir.

“Abur cubur yiyecek ve içecekleri çocukların hesap kitap yaparak, ölçülü tüketmelerini, haz duygularını frenlemelerini beklemek, gıda tercihlerini rasyonel bakış açılarıyla oluşturmalarını ummak yaş küçüldükçe olanaksızlaşacak bir şeydir.

“Yetişkinlerin bile bu gibi konularda ne kadar dikkatli ve akıllıca hareket ettikleri, bilinçli tercihler yaptıkları tartışma konusu olabilir. Ama tartışma konusu olmayacak bir şey varsa o da çocukların sağlıklı beslenme, büyüme ve gelişme haklarının güvence altına alınmasının bir gereklilik olduğudur.

“Bu gerekliliğin yerine getirilmesi sadece ebeveynlere bırakılamaz. Kamusal bir sorumluluktur ve kamusal önlemler ve uygulamalarla düzenlenmesi esastır.”

Raporda günlük alınabilir şeker miktarı baz alınarak yiyecek ve içeceklerden alınan ilave şeker miktarının nasıl hesaplanabileceği üzerine bir yöntem de sunuldu.

Obezitenin nedenleri

“Obezite bireylerin fazla yemesi ve az hareket etmesi sonucu ortaya çıkan bir sağlık sorunu olarak görülmemelidir. Bu çok yetersiz bir bakış açısıdır. Obezite kamu ve çevre sağlığını önemsemeyen, tüketimi artırmayı iktisadi büyümenin odak noktasına koyan piyasa ekonomisinin ve sorunun gerçek nedenlerini teşhis etmekten ve doğru önlemler almaktan uzak kamu politikalarının bir sonucudur.

Endüstriyel gıda üretimi kapasitesinin büyüklüğü ve işlenmiş gıdaların pazarlanması tekniklerinin dünya genelindeki olağanüstü “başarısı” ve yaygınlığı obezitenin ilk bakışta fark edilmeyen veya daha derinde yer alan köklü nedenlerinden biridir. Daha somut bir dille obezite, gıda üretimi, mutfak ve beslenme kültürü üzerine binlerce yıl içinde oluşturulmuş deneyim ve geleneklerin ucuz, besin içeriği boş, aşırı şekerli ve yağlı, ıvır zıvır çeşitli gıdaların istilasına uğramasının bir sonucudur. Bu gıdaların en büyük alıcı kitlesini ise çocuklar oluşturmaktadır.”

Raporda öne çıkan diğer noktalar şöyle...

Rakamlarla obezite

*Türkiye’de 2014’te yapılan “Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması” sonuçlarına göre 0-5 yaş aralığındaki çocukların yüzde 8.5’i obez/şişman ve yüzde 17.9’u ise hafif şişman olarak bulundu.

Buna göre 0-5 yaş aralığında bulunan çocuklardan yaklaşık 660 bin; 6-18 yaş aralığında ise 1 milyon 300 bin çocuğun obezite sorunu yaşadığını söyleyebiliriz.

0-18 yaş aralığında en az 3.5 milyon çocuk ise obeziteye yatkınlığı artıran kilolu olma sorunu ile yüz yüzedir.

Yetişkenlerde obezite oranı

*2010’da yapılan “Türkiye Diyabet, Hipertansiyon, Obezite ve Endokrinolojik Hastalıklar Prevalans Çalışması” sonuçlarına göre, 20 yaş üstü yetişkin nüfusta obezite görülme oranı yüzde 31.2 (15 milyon 237 bin 19 kişi) olarak ve fazla kilolu nüfus ise yüzde 37.5 (17 milyon 88 bin 246 kişi) olarak belirlendi. Aynı çalışmada 1998 yılına kıyasla obezite oranının yüzde 44 oranında artış gösterdiği tespit edildi.

Türkiye’de şeker hastalığı

Obezitenin şeker hastalığı, kalp ve damar hastalıkları ve felç gibi pek çok sağlık sorununa yol açıyor.

*Meselenin bir başka yönü obezitenin neden olduğu hastalıklar için yapılan sağlık harcamalarıdır. Türkiye’de 7 milyon civarındaki diyabet hastasının tedavisi için her yıl Gayri Safi Yurt İçi Hasılanın yüzde birine karşılık gelen, 11,4 ile 12,9 milyar TL harcanmakta olduğu tahmin edilmiştir.

*Türkiye’de şeker hastalığı görülme yaşının da giderek düşüyor. Bunun en önemli nedeni çocukluk çağında gözlenen obezite sorunu.

*Obezite ile mücadele etmek için çok daha az maddi kaynak ayrılarak yapılacak çalışmalarla hem diyabetli hasta sayısını zaman içinde ciddi ölçüde azaltmak ve hem de çocukluk çağı diyabetindeki artışın önünü kesmek mümkün.

Obezite çocuk haklarının ihlalidir

*Obezite çocukların yeme arzularını frenleyerek, beslenme konusundaki bireysel tercihlerini rasyonel kararlara göre şekillendirerek çözebilecekleri bir sorun değildir. Çocuklar kilo alımlarını kolaylaştıran bir gıda çevresi içinde bulundukları sürece hareketliliklerini arttırmak bir işe yaramayacaktır.

*Çocuklarda obezitenin iki nedenle çok önemi vardır. Bunlardan ilki çocukluk çağı obezitesinin hayatın erken yaşlarında pek çok kronik, metabolik hastalığın gelişmesi için risk faktörü olmasıdır.

İkincisi ise, obez çocuklarda ortaya çıkan psikolojik sorunların, bu çocukların ileri yaşlarda bile uyum sorunları ve özgüven eksikliği yaşamalarına neden olabilmesidir. (YY)

Obeziteyle mücadele konusunda öneriler

“Yapılmasında fayda gördüğümüz abur cubur gıda ürünlerine metabolik sendrom vergisi getirilmesi, fast food ürünlerin satışına yönelik kısıtlamalar, 18 yaş altındaki çocukların abur cubur ve fast food tarzı ürünlere erişimini azaltacak ne gibi önlemler alınabileceği, obeziteyle mücadele için Aile Sağlığı birimlerinde mutfak atölyeleri oluşturulması ve bu proje için gereken tahmini bütçe, bakkal ve market gibi satış yerlerinde yapılacak reyon düzenlemeleri, okul kantinlerinde abur cubur ürün satışlarının daha etkin yöntemlerle engellenmesi, TRT gelirlerinin obezite ile mücadele amacıyla kurulacak bir kamu kurumuna aktarılması gibi bir dizi öneri ayrıntılı olarak dile getirilmiştir.”

* Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.


İstanbul - BİA Haber Merkezi

16 Ekim 2017, Pazartesi