7 Ekim Salı, Son güncelleme 01.55

İlgili Dış Bağlantılar

BİA 2007 Medya Gözlem Raporu- Tam Metin

BİA Medya Gözlem Masası'nın yayımladığı 2007 Medya Gözlem Raporu'na göre, çoğu gazeteci 254 kişi ve altı medya organı, düşünceyi ifade özgürlüğü kapsamında yargılandı.

BİA Haber Merkezi - İstanbul

16 Ocak 2008, Çarşamba

BİA Medya Gözlem Masası'nın yayımladığı 2007 Medya Gözlem Raporu'na göre, çoğu gazeteci 254 kişi ve altı medya organı, düşünceyi ifade özgürlüğü kapsamında yargılandı.

Rapor, ifade özgürlüğüne yönelik ihlalleri "saldırı ve tehdit", "gözaltı ve tutuklamalar", "basın ve ifade özgürlüğü davaları", "düzenleme ve hak aramalar", "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi", "Sansüre tepkiler" ve "RTÜK uygulamaları" başlıklarıyla sunuyor.

Raporla ilgili özet bilgileri okumak için tıklayın.

Saldırı ve Tehditler

TGC, 22 Aralık'ta İstanbul Şükrü SaracoÄŸlu Stadı’nda oynanan Fenerbahçe-Trabzonspor maçında Lig TV kameramanları Ümit Kül ve Ali Demir’in polis ÅŸiddetine maruz kalmalarını kınadı. Kül savcılıktaki ifadesinde, "Maç sonunda toplantıya gidecek olanlar basın giriÅŸine yöneldi. Çevik kuvvet geldi, 'Burada durmayın, geri çıkın' dediler. Biraz çıktık. Bizi itiyorlardı. Kameraman arkadaşımı itince, kolunu tuttum. Bir polis gelip arkadan tekme salladı. Kamerama vurdular. Kameramı korumak için ayağımı uzatmışım. İkiÅŸer polis kollarımıza girdi. Yarım saat stadın etrafında dolaÅŸtırdılar. Orada yürürken de dövüyorlardı. Migros tribününün arka tarafında aÄŸzıma biber gazı sıktılar" dedi.

Gazeteciler UÄŸur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı ile Prof. Dr. Muammer Aksoy ve Doç. Dr. Bahriye Üçok’un öldürülmesi eylemlerinin de aralarında bulunduÄŸu çok sayıda olayı kapsayan “Umut Operasyonu”na iliÅŸkin davanın görülmesine 14 Aralık’ta devam edildi. Yargıtay’ın verdiÄŸi ikinci kez bozma kararının ardından davayı yeniden ele alan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, sanıklar ve avukatlarına esas hakkındaki savunmalarını hazırlamaları için süre verdi. Cumhuriyet Savcısı Salim Demirci, bozma öncesi mütaalasını aynen tekrarlayarak, Ekrem Baytap’ın “anayasal düzeni zorla deiÅŸtirmeye teÅŸebbüs” suçundan müebbet ağır hapis cezasına çarptırılmasını, Mehmet Ali Tekin ve Hasan Kılıç’ın, “silahlı terör örgütünde özel göreve haiz yöneticilik yapmak” suçundan, 18 yıl 9 aya kadar hapisle cezalandırılmalarını, Abdulhamit Çelik, Fatih Aydın, Yusuf KarakuÅŸ ve Mehmet Aydın’ın ise “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 12 yıl 6’ÅŸar aya kadar hapisle cezalandırılmaları talep etti. Savcı Demirci, “örgüt içindeki konum ve faaliyetleriyle uyumlu ÅŸekilde bilgi verilmediÄŸi” gerekçesiyle Topluma Kazandırma Yasası’ndan yararlanılmasına karşı çıktı.

Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün Hürriyet gazetesi yazarı Bekir CoÅŸkun’a koruma tahsis ettiÄŸi 10 Aralık’ta öğrenildi. Hürriyet gazetesinin de CoÅŸkun’a camları açılmayan zırhı bir araç verdi. Yetkililerin kendisinden koruma tahsis edilmesi için baÅŸvuruda bulunmasını istediÄŸini ifade eden CoÅŸkun, böyle bir dilekçe veremeyeceÄŸini bildirmesi üzerine ve talebi olmadığı halde bir koruma polisi görevlendirildiÄŸini söyledi. CoÅŸkun, “Polisin bir bildiÄŸi vardır. Bana nedenini söylemediler. Ben her gün tehdit alıyorum. BaÅŸbakan’a ‘Çek git’ dedikten sonra tehditler çok yoÄŸunlaÅŸtı. Bazı gazeteler benim ve ailemin fotoÄŸraflarını yayınlayarak hedef gösteriyor” dedi.

MuÅŸ Haber 49 gazetesi sahibi Emrullah Özbey de, MuÅŸ Milli EÄŸitim Müdürlüğü’nün, AKP il baÅŸkanının yeÄŸenine ihalesiz iÅŸ vermeyen okul müdürünün sürüldüğünü iddia ettiÄŸi için tehdit edildiÄŸini açıkladı. Gazeteci, Günlük Evrensel gazetesinde 1 Aralık 2007 tarihinde “AKP’li yeÄŸene ihale vermeyen öğretmene sürgün” baÅŸlığıyla yayımlanan iddia nedeniyle, iÅŸyerine gelen AKP İl BaÅŸkanı’nın yakını Orhan Aşık tarafından tehdit edildiÄŸini ileri sürerek Adliye’de suç duyurusunda bulundu. İşyerinde Aşık’ın “Bu haberi düzelteceksin. Biz Yılmazlara (daha önce gazeteciyi tehdit edenler) benzemeyiz, seni vuracağız. MuÅŸ küçük bir yer, seni buluruz. O zaman ne yapacaksın?” dediÄŸi ileri sürüldü. Özbey, savcı Halit Tunç’a ifade verdikten hemen sonra Adliye çıkışında bir kez daha Aşık’ın ölüm tehditlerine maruz kaldığını açıklayarak bir daha ÅŸikayetçi oldu. Gazeteci, birlikte Adliyeden ayrıldığı avukatı Nurettin Tanış’ı tanık olarak gösterdi.

DTP'nin “Yeter Artık” sloganıyla 17 Kasım’da Van'da yaptığı mitingde, PKK lideri Abdullah Öcalan posteri açan göstericilere polis müdahale etti. Göstericilerin taÅŸlı ve sopalı cevap vermesiyle iki polis ve Kanal D muhabiri İhsan Yıldız yaralandı. Olaylar sırasında 25 kiÅŸi gözaltına alındı.

Trabzon Cumhuriyet BaÅŸsavcılığı’nın, Agos gazetesi yayın yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesi öncesinde “ihmalleri bulunduÄŸu” gerekçesiyle iki jandarma görevlisi (O.Åž. ve V.Åž.) hakkında dava açtığı 9 Kasım’da öğrenildi. Savcılık, Hrant Dink’in 19 Ocak’ta öldürülmeden önce cinayet planlarıyla ilgili bilgileri olduÄŸu halde harekete geçmedikleri ve ihmallerinin bulunduÄŸu” gerekçesiyle kovuÅŸturmalık olan iki görevliyle ilgili dosyayı Trabzon Sulh Ceza Mahkemesi'ne gönderdi. Dink Ailesi avukatlarından Erdal DoÄŸan, dava açılan kiÅŸilerden V.Åž’in daha önce cinayet davasını ele alan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nce tanık olarak ifade vermeye çaÄŸrıldığını, ancak kendilerinin bu kiÅŸinin daha sonra dinlenmesi için talepte bulunmaları üzerine V.Åž’nin daha sonra dinlenmesine karar verildiÄŸi söyledi.

7 Kasım’da, Sabah gazetesi spor muhabiri Deniz Derinsu ile foto muhabiri OÄŸuz Yörük, Fenerbahçe-PSV maçı bitiminde İstanbul Kadıköy'den ayrılırken bazı taraftarlarca önleri kesilerek bıçakla saldırıya uÄŸradılar. Saldırıyı protesto eden TGC, “suçluların cezasını çekeceÄŸine inanıyoruz” dedi.

İstanbul Katılımcı Maltepe gazetesi sahibi ve yazarı Mehmet Kara, kaleme aldığı “Olur mu, Böyle Olur mu?” yazısı nedeniyle Åžehit Anaları Dayanışma ve YardımlaÅŸma DerneÄŸi üyeleri ve çevresinin hedefi oldu. 1 Kasım 2007’de yayımlanan yazısında Kara, DTP binalarına yönelik saldırılara ve marketlerin yaÄŸmalanmasına tepki göstererek, “Halk zaten “terör mitinglerine” ve “Cumhuriyet mitinglerine” katılımı da saÄŸlamıyor” dedi. Kara, “Mitinglerde Kürleri ve DTP’yi hedef alanlar, ABD KonsolosluÄŸu ya da İncirlik Üssünü neden hedef almadığını düşünmeden edemiyor insan” diye yazdı. Daha önce 20 kadar kiÅŸinin gazeteyi basarak ilçeyi terk etmesi yönünde tehdit ettiklerini açıklayan Kara, 28 Kasım’da bir grubun daha onlarca polis eÅŸliÄŸinde büroya gelerek tehditlerini sürdürdükleri ve iki sayfalık bir bildiri bıraktıklarını söyledi.

Yunanistan’ın Mega TV kanalının Türkiye muhabiri ve İho gazetesi Yayın Yönetmeni Andreas Rombopulos, 5 Kasım’da BeyoÄŸlu Tel Sokak’ta bulunan bürosunun önünde, kimlikleri henüz belirlenemeyen iki kiÅŸinin saldırısına uÄŸradı. Saldırı sonucu kolunda kırıklar tespit edilen ve başına dikiÅŸ atılan İstanbullu Rum gazeteci, kendi imkanlarıyla Alman Hastanesi'ne giderek tedavi oldu.Rombopulos, “Herkesin aklına gazeteciliÄŸim nedeniyle saldırıya uÄŸradığım geliyor. Ben buna raÄŸmen sebep bulamıyorum. Bu bana mantıksız geliyor” dedi.Yunanistan DışiÅŸleri Bakanlığı, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve ÇaÄŸdaÅŸ Gazeteciler DerneÄŸi (ÇGD) saldırıyı kınadı.

Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP) Sözcüsü ve yayıncı Necati Abay'ı, Hrant Dink'in öldürüldüğü 19 Ocak gününün akşamında yaptığı "Bir Gazeteci Daha Katledildi, Hrant Dink'i İyi Çocuklar Katletti" başlıklı yazılı açıklama nedeniyle ölüme tehdit eden 20 yaşındaki Mert Şahin, yargılanmaya başladı. 30 Ekim'de Sultanahmet 8. Asliye Ceza Mahkemesi, sanığın "Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanarak tehdit etmek" ve "İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engellemek"ten yargılanması yönündeki talebi geri çevirdi. Mahkeme, girişimin Sultanahmet Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılması gerektiğini bildirdi. Yargılamaya 6 Şubat 2008'de devam edilecek.

Hrant Dink cinayeti öncesi ve sonrasında ihmalleri bulunduğu gerekçesiyle şikayet edilen yedi Emniyet görevlisiyle ilgili Trabzon Valiliği İl İdare Kurulu'nun verdiği yargılanmama kararına karşılık Bölge İdare Mahkemesi'nde yapılan itirazın da sonuç vermediği 29 Ekim'de öğrenildi. Karara göre Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, Trabzon Eski Emniyet Müdürü Reşat Altay, Engin Dinç, Faruk Sarı, Ercan Demir, Özkan Mumcu ve Mehmet Ayhan ve azmettirici Erhal Tuncel ile yaptığı telefon görüşmesinde katledilen gazeteci için "Gebermişse gebermiş" diyen Muhittin Zenit yargılanmayacak. Dink ailesi avukatlarından Fethiye Çetin, "Yargıya etkili bir başvuru yolundaki olanaklar giderek kısıtlanıyor" dedi.

Le Monde gazetesi muhabiri Guillaume Perrier'in bilgisayarı 28 Ekim akşamı Kuzey Irak dönüşünde Habur Sınır Kapısı'nda didik didik arandı. Bilgisayarı ve diğer haber malzemelerinin en ince ayrıntısına kadar arandığını ve gümrükte dört saat süreyle tutulduğunu söyleyen Perrier, yetkililerinin "haber kaynağı" güvencesini umursamadıklarını ifade etti.

Güneydoğu'da röportajlar yaptıktan sonra iki meslektaşıyla Kuzey Irak'a geçmek isteyen Capa Ajansı kameramanı Marc de Banville, 24 Ekim sabahı Habur Gümrük Kapısı'nda kasetlerini izletmeyi reddettiği için gümrük görevlilerinin saldırısına uğradı. Saldırıda Banville'nin gözlüğü kırılmış ve kamerasına el konmuştu.

21 Ekim’de, Zaman gazetesi Erzurum muhabiri OÄŸuz Selim Karahan, bir haber için gittiÄŸi Erzurum Numune Hastanesi'nde polis ve özel güvenlik görevlilerinin saldırısına uÄŸradı. Hastanede polisin bazı vatandaÅŸları darp ettiÄŸi ihbarı üzerine hastaneye giden Karahan, acil servis içerisinde görüntü çekerken saldırıya uÄŸradı. Jopla darp edilen Karahan'a polis biber gazı sıktı. Polisin çember içerisine sıkıştırdığı Karahan, aldığı darbeler sonucu Erzurum Palandöken Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Karahan, burada yapılan ilk müdahale sonrası Atatürk Üniversitesi Aziziye AraÅŸtırma Hastanesi'ne sevkedilerek tedavi altına alındı.

İstanbul Valisi Muammer Güler'in, Hrant Dink cinayet davasının görüldüğü İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin talebine rağmen, Vali Yardımcısı Ergun Güngör'ün odasında gazeteciyi uyaran iki istihbaratçının kimliklerini açıklamadığı 14 Ekim'de öğrenildi. Vali Güler'in mahkemeye gönderdiği 27 Eylül 2007 tarihli iki sayfalık cevabi yazısında, öldürülmeden önce gazetecinin haddimi bildirdiler" dediği iki kişinin, Valilik görüşmesinde kamuoyunda gelen tepkiler nedeniyle dikkatli olmasının tavsiye edildiğini savundu.

8 Ekim'de Beytüşşebap Sulh Ceza Mahkemesi, öldürülen bir PKK'linin ilçedeki cenaze töreninde "Abdullah Öcalan lehine slogan atanları tespit etmek" için cenaze haberini yapan Doğan Haber Ajansı (DHA) muhabiri Emin Bal'ın bant kayıtlarına el koymak için işyerinin aranmasını istedi. Polis, Bal'ın bürosunu basarak CD'lere tutanak karşılığında el koydu. Olay, Temmuz 2006'dan bu yana Emin Bal ve ilçedeki gazetecilerin karşılaştıkları beşinci "haber kaynaklarına yönelik ihlal" oldu.

3 Ekim gecesi, İstanbul Taksim’de bulunan Gündem gazetesine “bomba ihbarı` yapıldı. Gazete bürosuna gelen ancak büroda kimseyi bulamayan polisler güvenlik gerekçesiyle sabaha kadar binanın önünde bekledi. Sabah saat 8.30`da büroya gelen Gündem gazetesi idare görevlisi Salih Sezgin , içeri girmek isteyen polisleri arama izinleri olmadığı için içeri almadı.

Hrant Dink cinayetiyle ilgili 1 Ekim'de İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ikinci duruşmasında gazetecinin katil zanlısı O.S., "Yasin Hayal bu işi yapmam için beni zorladı. Korkumdan nasıl olduğunu anlamadım, Hrant Dink'i vurdum. Kendime geldiğimde dayımdaydım. Gece uyuyamadım, pişmanım, ailesi olduğunu bilmiyordum bilsem vurmazdım" dedi. O.S.; Tuncay Uzundal ve Yasin Hayal'in cinayeti organize ettiğini kendisininse cinayeti engellemek için çaba sarf ettiğini anlattı. O.S., Hayal'in cesaret vermesi için kendisine iki tane extasy hapı verdiğini, cinayet sabahı önce esrar sonra da bu hapları içtiğini söyledi. Dink ailesinin avukatları Muhittin Zenit ile Tuncel arasında geçen konuşmayla ilgili şikayette bulundu. Halis Egemen, Yaşar Cihan, Erhan Tuncel, Yasin Hayal, Zeynel Abidin Yavuz, Ersin Yolcu, Ahmet İskender, Mustafa Öztürk, Tuncay Uzundal, Salih Hacisalihoğlu, Alper Esirgemez, İrfan Özkan, Osman Alpay, Erbil Susaman, Numan Şişman, Şenol Akduman, Veysel Toprak ve Hayal'ın eniştesi Coşkun İğci'nin yargılandığı davaya 11 Şubat 2008'de devam edilecek.

19 Ocak 2007’de öldürülen Agos gazetesi genel yayın yönetmeni Hrant Dink'in katil zanlısı O.S'nin, Samsun Terörle Mücadele Åžubesi'nin çay ocağında jandarma ve polislerle birlikte çektirdiÄŸi bayraklı görüntülerle ilgili iki emniyet görevlisinin yargılanmasına baÅŸlandı. Samsun 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 28 Eylül'de görülmeye baÅŸlayan dava, ilk duruÅŸmaya katılmayan Terörle Mücadele (TEM) ÅŸube müdür vekili Metin Balta ile komiser İbrahim Fırat'ın ifadelerinin alınması ve taleplerin deÄŸerlendirilmesi için ilieri bir tarihe bırakıldı. Dink ailesinin avukatı Bahri Bayram Belen'in, Balta ve Fırat hakkında açılan dava dosyasının İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen cinayet dosyasıyla birleÅŸtirilmesin istedi. Ayrıca Belen, Hrant Dink'in ailesinin de duruÅŸmaya müdahil olarak katılmasını istedi.

Van'da 22 Eylül'de saldırıya uğrayan Hakkari İl Sesi Gazetesi sahibi Kasım Çiftçi'nin (46) gazetecilik mesleği nedeniyle değil ailesel bir sorun kapsamında hedef alınarak öldürüldüğü anlaşıldı. Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü'ne bağlı cinayet masası ekipleri cinayetten birkaç gün sonra, gazetecinin yakınları olduğu açıklanan A.B. ve G.A. isimli katil zanlıları yakalanarak gözaltına aldı. Nişanlı çift olan bu kişiler, olay yerinde yaptırılan tatbikatın ardından "insan öldürmek" suçlamasıyla tutuklandılar.

Türkücü İsmail Türüt ve söz yazarı Arif Şirin (Ozan Arif), haklarında açılan soruşturma kapsamında ifade verirken türkücünün "sevenlerim" dediği korumaları, soru soran bir gazeteciyi "dikkatli ol" diyerek tehdit etti. 19 Eylül'de adliye çıkışında Türüt'e "Yanınızdakiler korumanız mı?" diye soran Radikal muhabiri Serkan Ocak'ı, aynı koruma parmağıyla işaret ederek, 'dikkatli ol' diye tehdit etti. Türüt bu soruya "Aman sakın ha, koruma yok. Onlar benim arkadaşlarım, sevenlerim" diyerek karşılık verdi.Şirin 20 Eylül'de FOX TV'de yayımlanan Objektif programında "Plan Yapmayın Plan" türküsü ve klibini ilk kez kamuoyuna duyuran Yeni Şafak gazetesi yazarı Ali Bayramoğlu'na yönelik tehditlerini sürdürdü. Şirin, "Ali Bayramoğlu'nun bu işe yaklaşımını yadırgadım. Öyle bir iklimde böyle bir yazar ne arıyor. Bu camianın bu yazarı mercek altına alması gerekir" dedi. Bayramoğlu, Hrant Dink cinayetinin çözülmesinin önemine işaret eden 4 Temmuz 2007 günkü "Hayatımız Tehlikede" yazısından sonra aldığı "Böyle yazmaya devam edersen sonun Hrant Dink gibi olacak" yazılı elektronik posta (e-mail) mesajını savcılığa taşıdı.

Dink Ailesi avukatları, Trabzon Valiliği'nin İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin hazırladıkları rapora dayanarak, Hrant Dink cinayetinde ihmalleri bulunmadığı gerekçesiyle, Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, Trabzon Eski Emniyet Müdürü Reşat Altay, Engin Dinç, Faruk Sarı, Ercan Demir, Özkan Mumcu, Muhittin Zenit ve Mehmet Ayhan hakkında soruşturma izni verilmemesi kararına itiraz etti.

Radikal gazetesi yazarı Türker Alkan, hafızalarda post-modern darbe olarak kalan 28 Åžubat sürecinden önce elektronik posta yoluyla aldığı tehditlerin 22 Temmuz seçimlerinden sonra yeniden baÅŸladığını yazdı. 6 Eylül'de yayımlanan yazısında Yazar, "22 Temmuz'dan sonra kızgın ve tehditkâr iletiler yeniden boy gösterdi. Geçenlerde aldığım bir iletide polis olduÄŸunu iddia eden biri 'vatan haini olduÄŸumu', 'kafama iki defa sıkacağını' söylüyordu" dedi. Yazı, "Kim bilir, gerçekten polis miydi? Fakat, polis olmasa bile bu zihniyette birinin polis rolünü benimsemesi neyi ifade eder dersiniz?" ÅŸeklinde devam ediyor.

BaÅŸbakan ErdoÄŸan, Hürriyet gazetesindeki köşesinde Abdullah Gül için "O benim CumhurbaÅŸkanım Olmayacak" diye yazan  Bekir CoÅŸkun'un sözlerini ağır bir dille eleÅŸtirdi. Kanal D'de 20 AÄŸustos'ta "Arena" Programı'na katılan BaÅŸbakan, CoÅŸkun'un sözlerine, "Maalesef edep adap bilmeyenler de var. Bunu diyenler önce Türkiye Cumhuriyeti vatandaÅŸlığından çıkması lazım," ÅŸeklinde yanıt verdi. Hürriyet gazetesi baÅŸyazarı Oktay EkÅŸi, "Sayın BaÅŸbakan’a birileri sormalıdır: 'Babanın çiftliÄŸinden mi kovuyorsun Bekir CoÅŸkun’u?' diye..." ÅŸeklinde tepki gösterdi. TGC baÅŸkanı Orhan Erinç de, BaÅŸbakanın sözlerini, "talihsiz ve yersiz" olarak deÄŸerlendirdi. BaÅŸbakanlık Sözcüsü Akif Beki ise, BaÅŸbakanın, CoÅŸkun'u deÄŸil, "kiÅŸiselleÅŸtirmeden bir anlayışı eleÅŸtirdiÄŸi"ni savundu.

Diyarbakır'da çıkan Kulp Haber gazetesi muhabiri Ahmet Ün, bir haberinde hastalıklara neden olan su sorununa çözüm bulunmamasını eleştirdiği için Belediye başkanı Mahmut Zengin'in ölüm tehdidi ve hakaretlerine maruz kaldığını savunarak Ağustos başında suç duyurusunda bulundu. Tunceli'de Köy Hizmetleri'ne ait bir tankerin eski belediye başkanı Hasan Korkmaz'a ait petrol istasyonuna benzin boşaltmasını haberleştiren Tunceli Emek gazetesi bürosu 3 Ağustos'ta baskına uğradı. Hasan Çakıcı adlı şahsın büroya gelerek gazete çalışanlarını tehdit ettiği, arbedeye neden olan bu kişinin çevreden gelen vatandaşların yardımıyla dışarı çıkarılmasıyla bu kez Hasan Korkmaz'ın kardeşinin büroyu basarak tehditler savurduğu iddia edildi.

Haftalık Agos gazetesi haber müdürü Aris Nalcı, gazeteye yönelik elektronik posta (e-mail) yoluyla gönderilerin tehditlerin azalmaya başlasa da sürdüğünü söyledi. Lise son sınıf öğrencisi R.D., gazetenin Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesinden bir gün sonra gazeteye tehdit mesajı gönderdiği gerekçesiyle 2 Ağustos'ta tutuklandı. Şişli Cumhuriyet Savcılığı'na çıkarılan R.D. ilk ifadesinde, "O mesajı bir anlık cahilliğimden gönderdim" dedi. R.D. daha sonra Bayrampaşa Cezaevi'ne gönderildi.

Adana Bölge gazetesi, "seçim öncesin CHP'ye oy verilmemesi için çaba gösterdiğini, bu yüzden CHP'yi eleştirme hakkına sahip olmadığını" yazdığı bir grubun saldırısına uğradı. Genel Koordinatör Nevzat Uçak'la görüşmek için gazete bürosuna gelen 20 kadar kişi, gazetenin 29 Temmuz sayısında, "genel merkez önündeki gösterinin fiyasko olduğuna" yer veren haber ve 30 Temmuz'da da kendilerini eleştiren "Soros çocukları" başlıklı habere tepki gösterdi. CHP'nin muhalifleri, bürodaki gazete çalışanlarına yönelik hakaretlerde bulundu, buna tepki gösterilmesi üzerine de çalışanları tartakladı. Uçak, "Seçim öncesinde 'CHP'ye oy vermeyin' diyen ve afiş asan, gazeteye ilan veren ve bu yönde çalışan grubun seçimden sonra 'Baykal istifa' demeye hakları olmadığını yazdık, büromuzu bastılar" dedi. Çukurova Gazeteciler Cemiyeti, bir açıklamayla saldırıyı kınadı.

Özgür Hayat gazetesi ve "yüzde 52 Öfke" dergisi sorumlu yazı işleri müdürü Sinan Tekpetek, 26 Temmuz akşamı Taksim'de bir polis aracına bindirilerek kaçırıldığını, araçla götürüldüğü ıssız bir yerde sürekli hakaret, ölüm tehditleri ve şiddete maruz kaldığını ve Karaköy'e yakın bir yerde araçtan atıldığını iddia etti. RSF, "Gazetecinin mesleki faaliyetlerden mi yoksa polis şiddetine karşı çıktığı için hakkı açılan bir başka dava nedeniyle mi şiddete maruz kaldığı henüz tam yanıt bulmadı" dedi. İHD İstanbul Şubesi'nde basın açıklaması yapan Tekpetek, saldırı nedenini bilmediğini ancak dergi faaliyetlerinden veya daha önce 2005 yılında bir "polis şiddeti" uygulamasına tanıklık ettiği için hakkında açılan davaya bağlı olabileceğini ifade etmişti. Tekpetek, 31 Temmuz'da Beyoğlu Cumhuriyet Savcısı Enver Dikilitaş'a ifade vermişti ancak suçluların tespiti yönünde gelişme yaşanmadı.

13 Temmuz'da Profesyonel Haber Kameramanları Derneği, Ankara'da 500 bisikletli çocukla organize ettiği "Durmak yok, yola devam" isimli seçim propagandasını izleyen Kanaltürk televizyonu haber ekibinin AKP taraftarlarınca fiziki saldırıya uğradığını açıklayarak olayı kınadı. Kameraların kırıldığı, gazetecilere ait kasetlere de el konulduğu saldırıda, muhabir Duygu Kayacık ve kameraman Müjdat Genç da hedef oldu. Açıklamade, "Demokrasinin en büyük kazanımı olan seçim sürecinde demokrasiye ve özgür basma yapılmış saldırının sorumluların bir an önce bulunarak yargı önüne çıkarılmasını talep ediyoruz" denildi.

13 Temmuz'da, Dink ailesi avukatları, Samsun Cumhuriyet Savcılığı'nın Hrant Dink'in katil zanlısı O.S.'yi yakaladıktan sonra yakın ilişki kuran Emniyet ve Jandarma görevlilerle ilgili verdiği takipsizlik kararına itiraz etti.

Hukukçu Fethiye Çetin, 3 Temmuz'da düzenlediÄŸi basın toplantısında, Hrant Dink cinayeti sanıklarıyla iliÅŸkileri ortaya çıkan ve cinayet bilgisini aldığı halde önlem almayan tüm jandarma ve polis görevlilerinin "icrai ve ihmali" hareketleri nedeniyle TCK’nın "baÄŸlantılı suç" baÅŸlıklı 83. maddesi uyarınca cinayet davasından yargılanmalarını istedi.

Gazeteci Hrant Dink'in öldürülmesiyle ilgili açılan 18 sanıklı davada müdahil avukatlar, tutuklu sanıklar Salih HacısalihoÄŸlu, Osman Alpay, İrfan Özkan ve Veysel Toprak’ın 2 Temmuz'daki ilk duruÅŸmada tahliye edilmesine itiraz etti. Bir üst mahkeme olan İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi'ne 9 Temmuz'da yapılan itirazda, "Bu davada aydınlatılması gereken temel ve kritik konular, tahliye olan bu sanıkların eylemlerinde saklı" denildi.

RSF, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün Hrant Dink cinayetine "arkadaşlık üzerine kurulu bir grubun" neden olduğunu bildirmesine tepki gösterdi. RSF, "Rapor, güvenlik kuvvetleri temize çıkarmayı amaçlıyor. Asıl yanıt bulması gereken soru, Emniyetin Kasım 2006'dan beri ilişkisini kestiğini açıkladığı Erhan Tuncel'in duruşmada 'Dink'e karşı bir saldırı düzenleneceğini Emniyete ihbar ettim' dediği halde neden uyarıların göz ardı edildiği" dedi.

2 Temmuz'da İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Hrant Dink cinayetine karışmakla suçlanan Salih Hacısalihoğlu, Osman Altay, İrfan Özkan ve Veysel Toprak'ın tahliyesine karar verdi. Tetikçi zanlı olarak yargılanan O.S. susma hakkını kullandı. Azmettirici olarak yargılanan Erhan Tuncel, "Ben devlete hizmet ettim. Niçin buradayım bilmiyorum" derken sanıklardan Yasin Hayal, "Tuncel bizi işletti. Cinayeti o planladı. Hatta Mc Donald's atılan bombayı o imal etti" dedi. Bir tam gün süren birinci celsede mahkeme, 12'si tutuklu 18 sanığın sorgusunu tamamladı ve sanık vekilleri ile müdahil avukatlarının taleplerini dinledi. Soruşturmanın genişletilmesi yönünde sanık ve müdahil avukatlarının talepleri kabul edildi.

Başbakan Erdoğan'ın partisinin Niğde'de düzenlediği mitingi izleyen bir grup gazetecinin bindiği minibüsün, 26 Haziran'da Başbakanlık korumalarınca durdurulup, şoförünün başına silah dayandığı iddia edildi. Hürriyet gazetesi yazarı Yalçın Bayer, Star gazetesi yazarı Hadi Özışık ve Bugün gazetesi muhabiri Sedat Şimşek'in de içinde bulunduğu özel minibüs Bor- Niğde yolunda ilerlerken Başbakanlık korumalarınca durduruldu. İddiaya göre, otomobilden inen korumalar, silah doğrultarak minibüsü durdurdu ve sürücüden aracı kenara çekmesini istedi. Gazetecilerin Başbakanı izlediklerini belirterek yola devam etmek istemeleri üzerine korumalar sürücüye silah doğrulttu. Minibüste bulunan bir polis kendisini tanıtıp içerdekilerin gazeteci olduğunu söyleyince silah doğrultan polis, "Ben polis molis dinlemem. Bu güvenlik tedbiri vururum'' diyerek minibüsün hareket etmesini engelledi. Başbakanlık Basın Merkezi, haberlerin gerçeği yansıtmadığını iddia ederek, "siyah renkli ve camları siyah film ile kaplı araç, tepe lambası açık polis aracınca megafon ve sirenle yapılan ısrarlı ikazlara uymadı. İçerisi görülmeyen aracın şoförü, görevlinin üzerine doğru sürünce bir koruma görevlisi, silahını çekerek aracın tekrar durmasını sağladı" açıklaması yaptı.

Mudanya İlçe Belediye BaÅŸkanı Erol Dermirhisar'ın, 1 Haziran’daki Belediye Meclis toplantısında Ekspres gazetesi kurucusu ve köşe yazarı Ömer Perperik'i yumrukladığı öne sürüldü. Mudanya Gazeteciler DerneÄŸi (MGD), Dermirhisar'ı kınadı. MGD BaÅŸkanı Yavuz Gerçekçi, hangi nedenden dolayı olursa olsun gazetecilere saldırmayı normal sayan anlayışı kınadıklarını belirtti. İddialara göre, Demirhisar kürsüden inerken, köşesinde uzun süredir konuyla ilgili yazı yazan Perperik'le atıştı ve gazeteciyi yumrukladı.

Edremit'te düğün konvoyunu haber yapmak isteyen DHA büro şefi Ahmet Ertan'ın Mayıs sonunda polislerce engellendiği, polis aracında hakarete uğradığı ve kamera görüntülerinin zorla sildirildiği için suç duyurusunda bulundu. Balıkesir Gazeteciler Cemiyeti, yaşananlar için "basın özgürlüğüne darbe" dedi. Ertan, "Polisin görevinin gazeteciyi sindirmek değil, sağlıklı bir ortamda görev yapmasına yardımcı olmaktır" dedi.

Bingöl Ab-ı Hayat gazetesi imtiyaz sahibi Mehmet Eser ve yazı işleri müdürü Faysal Sonakalan, Milli Eğitim Müdürü Mehmet Ali Hansu'nun makamında tehdit edildikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundular. Haberin 15 Mayıs'ta yayımlanması üzerine Hansu'nun gazeteyi arayarak Eser ve Sonakalan'ı makamına davet ettiği ve tehditler savurduğu iddia edildi. Gazeteciler ile Hansu arasındaki gerginlik, deprem geçiren Vali Güner Orbay İlk Öğretim Okulu'nun tehlike saçtığı ve bakımsız olduğu iddialarına yer veren "Eğitim Yarası Kanamaya Devam Ediyor" haberinden kaynaklandı.

Sendikaların Taksim'de yapmayı kararlaÅŸtırdıkları 1 Mayıs kutlamalarında polis, BeÅŸiktaÅŸ İskelesi'nde hareketliliÄŸi izleyen Cumhuriyet gazetesi muhabiri Alper Turgut "gazeteci olduÄŸunu bile bile" saldırdı. Turgut, ÅžiÅŸli Etfal Hastanesi'ne baÅŸvurdu. "Cumhuriyet Pazar" dergisi görsel yönetmeni Aynur Çolak ve dergi editörü Berat Günçıkan da gazdan etkilendi. Okmeydanı'nda çatışmaları izleyen Cumhuriyet gazetesi foto-muhabiri Vedat Arık da başına isabet eden taÅŸla yaralandı. FotoÄŸraf çekmek isterken saldırıya uÄŸrayan Vatan gazetesi muhabiri Bülent Ergün'ü polis gözaltına almak istedi. Arbedeyi izlerken copla vurulan Radikal gazetesi muhabiri Demet Bilge Ergün, gazeteci olduÄŸunu söyleyince polisten, "dolaÅŸma o zaman ayağımın altında" yanıtını aldı. Gazeteciyle birlikte Radikal gazetesinin diÄŸer muhabirleri Timur Soykan ve İsmail Saymaz da saldırıya uÄŸradılar. Kanal D'den İhsan Yıldız ve Radikal muhabiri Umay AktaÅŸ da coplu saldırının hedefi oldu. Ayrıca, Su TV’nin bir kamerasının da parçalandığı öğrenildi.

Göztepe Spor Kulübü lehine slogan atan bir grup, 17 Nisan'da, İzmir'de Gaziosmanpaşa Bulvarı üzerinde bulunan Yeni Asır gazetesine saldırdı. Ellerinde bira şişeleri bulunan 10-12 kişilik bir grup, taşlar ve gazete önündeki park yeri levhalarıyla gazetenin camlarını ve zemin kattaki plazma televizyonları kırdı. İzmir Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, saldırganların güvenlik kamerasıyla tespit edildiğini belirterek, "Saldırganları en kısa sürede yakalayacağız. Bu tür olayların yaşanmasına izin vermeyeceğiz" dedi. Polis, saldırganların kullandığı otomobilin sahibi olduğu belirtilen Dokuz Eylül Üniversitesi İktisat Fakültesi öğrencisi 29 yaşındaki Çağrı Özdemir'i gözaltına aldı.

Adana'da Akdeniz TV’de 14 Nisan akÅŸamı yayımlanan "Mertçe SöyleÅŸi" adlı programda yolsuzlukları konuÅŸan sunucu Yüksel Mert ve konuÄŸu Çukurova Merhaba gazetesi yayın yönetmeni Zeki Kızılkaya, Selçuk Çabuk ve iki kiÅŸinin saldırısına uÄŸradı. Haberciler hastaneye kaldırıldı. Çabuk'un belediyelerdeki çeÅŸitli ihalelere fesat karıştırdığının iddia edildiÄŸi programda saldırganlar camları kırdı. Saldırıyı kınayan Çukurova Gazeteciler Cemiyeti (ÇGC) BaÅŸkanı Cafer Esendemir, zor ÅŸartlarda görev yapan gazetecilere yönelik baskı ve saldırıların artarak devam ettiÄŸini söyledi. Saldırıdan birkaç gün sonra Selçuk Çabuk, Osman CoÅŸkun ve Serhat Sağır adlı kiÅŸiler tutuklanarak Kürkçüler Cezaevi'ne gönderildi.

Antalya'nın Manavgat İlçesi'nde yayın yapan Venüs Radyo’nun yönetim kurulu baÅŸkanı gazeteci DoÄŸan Sönmez, 11 Nisan'da iÅŸyerinde kimliÄŸi belirsiz bir kiÅŸinin saldırısına uÄŸradı. Sönmez'e, Eski hisar mahallesinde bulunan radyoya reklam verme bahanesiyle gelen kimliÄŸi belirsiz bir kiÅŸi saldırdı. Manavgat Devlet Hastanesi'ne giderek tedavi gören Sönmez, saldırgandan ÅŸikayetçi olarak Åželale Polis Karakolu'nda ifade verdi. Sönmez'in kendisini darp eden ÅŸahsı resimlerden tanıdığı ve Emniyet güçlerinin olayla ilgili araÅŸtırma ve faili yakalama çalışmalarının sürdüğü öğrenildi.

AKP çevresinden gazetecilere yönelik diğer bir tehdit iddiası da Kocaeli'nin Karamürsel ilçesinde 4 Temmuz gazetesi muhabiri Türkan Pampal'dan geldi. Hükümetin sağlık politikalarını eleştiren ve sendikal basın açıklamasına katılan Pampal, Mart ayında AKP Karamürsel Gençlik Kolları yöneticisi ve üyesince tehdit edildiğini iddia etti. Başsavcılığa can güvenliği kalmadığı gerekçesiyle yazılı başvuruda bulunduğunu açıklayan Pampal, üç haftadır başvurusuna yanıt alamamaktan şikayetçi. Türkan Pampal'ın evinin suları kesilirken gazete sahibi Salih Kandır'a ait ilçede kurulu Kafe Sine'ye de olaydan sonra her gün Maliye müfettişlerinin uğramaya başladığı öne sürüldü.

6 Nisan "Öldürülen Gazeteciler Günü" dolayısıyla Serbesti gazetesi baş-muhabiri Hasan Fehmi'nin Divanyolu'nda bulunan II. Mahmut Türbesi'ndeki mezarı başında bir açıklama yapan TGC Başkanı Orhan Erinç, "diğer basın meslek kuruluşları gibi, Hrant Dink'in de sadece katillerinin değil azmettiricilerinin de yakalanmasını istediklerini söyledi. Devlet ve ilgili bakanlıkları gazetecilerin can güvenliğinin konusunda acilen önlem almaya çağıran Erinç, "Geçtiğimiz süreç, gazetecilerin görüş ve düşüncelerinden dolayı tehdit altında yaşamaya başladıklarını ve tehditlerin yoğunlaşmaya başladığını gösteriyor" dedi.

Merkezi Irak'taki Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nde bulunan Kürdistan TV'nin Diyarbakır temsilciliğinde çalışan gazeteciler çalışma olanaklarının keyfi olarak kısıtlandığını, baskı ve tehdit altında çalıştıklarını söyledi. Mart sonunda kanalın Diyarbakır temsilcisi Mehmet Eren, kuruluşun 2006'da Diyarbakır temsilciliğini açmak için yasal altyapıyı oluşturduklarını, ancak çalışmalarının keyfi olarak engellendiğini ifade etti: "Etkinliklere çoğu zaman bizleri almıyorlar, aldıklarında ise, uzun süreli kimlik kontrollü gibi uygulamalara maruz kalıyoruz. Hazırladığımız haberlerin çoğu Kürt sorunuyla ilgili. Bu haberleri hazırladığımızda çeşitli engellemelerle, aşağılayıcı tabirlerle karşı karşıya kalıyoruz."

1998 yılında İHD Genel Başkanı Akın Birdal'ın ağır yaralanmasına yol açan Türk İntikam Tugayı (TİT) isimli örgüt, son olarak İstanbul Özgür Radyo'ya 27 Mart akşamı tehdit içerikli elektronik posta mesajı gönderdi. Radyo çalışanlarının ölümle tehdit edildiği mesajda, "Bölücü yayınları bırakın. Sizi takibe aldık. Kimin nerde oturduğunu biliyoruz. Sizi son kez uyarıyoruz..." denildi. Radyo, tehditleri iki gün sonra mahkemeye taşıdı. Aktivistlere yönelik tehdit mektupları ve e-postaları, Agos gazetesi Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in katledilmesinden sonra yaygınlık gösterdi. Akademik camiadan Prof. Dr. Baskın Oran ve Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, aktivistlerden Eren Keskin, yayıncı Necati Abay, sanatçı Ferhat Tunç da tehditlerin hedefi oldu.

Hrant Dink cinayetini organize ettiği öne sürülen ve polisin yardımcı istihbarat elemanı olarak görev yapan Erhan Tuncel'in, Trabzon emniyetine, Yasin Hayal ve Dink cinayeti hakkında, 4 değil tam 17 kez rapor verdiği iddia edildi. Gelişme, 23 Mart'ta medyaya yansıdı. Ayrıca, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ndeki incelemelerini tamamlayan İçişleri Bakanlığı Mülkiye müfettişlerinin, İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah için kınama cezası verilmesini talep ettikleri bildirildi.

Åžirnak'ta Beytüşşebap Savcılığı, DHA muhabiri Emin Bal'ın kullandığı büronun aranması için 21 Mart'ta İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne baÄŸlı polislere "arama ve el koyma kararı" çıkarttı. DTP'nin organize ettiÄŸi Newroz kutlamalarında "PKK lehine slogan atıldığını bildiren ve görüntülerin etkinlikte kamera çekimi yapan Emin Bal'dan alınması"nı isteyen polise, Beytüşşebap Cumhuriyet Savcısı Veli Karabacak, "arama yapılmasını ve elde edilen suç eÅŸyalarına el konulması" izni verdi. İzin, daha önce de olduÄŸu gibi, 1982 Anayasası'nın 20 ve 21. maddeleri; 5271 Sayılı CMK’nın 119/1, 127/1. maddeleri, Adli ve Arama YönetmeliÄŸi'nin 7/2 ve 15/1 maddeleri uyarınca verildi.

DTP'nin 21 Mart'ta Mimar Sinan Açık Hava Tiyatrosu'nda düzenlediği Newroz etkinliğinde sahnede çekim yapan DHA muhabiri Fatih Karaçalı ve NTV muhabiri Hamza Gül ile bazı görevliler, seyircilerce atılan taşlarla hafif şekilde yaralandı. Gazeteciler ayakta tedavi edildi.

19 Ocak'ta öldürülen Hrant Dink'in avukatları Bahri Belen ve Fethiye Çetin, cinayeti soruşturan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na 15 Mart'ta verdikleri dilekçede, cinayet zanlılarıyla ilgili İstanbul dışında yürütülen soruşturma dosyalarının cinayet dosyasıyla birleştirilmesini talep ettiler. Bir açıklama yapan avukatlar, cinayetinin arkasında Türkiye'nin demokratik düzenini değiştirmeyi amaçlayan bir terör örgütü bulunduğunu, bu örgütün de Pelitli'yle sınırlı olmadığını söylediler. Avukatlar, görevi ihmal, görevi kötüye kullanma veya suçu örtmekten haklarında soruşturma açılmamış kamu görevlileri hakkında CMK'nın 250. maddeleri kapsamında soruşturma başlatılmasını istediler.

Hacker saldırısı nedeniyle yayın yapamayan Haber X sitesi, 8 Mart'tan itibaren normal yayınına geçti. site yetkilileri, saldırının bir aylık bir zaman kaybına neden olduğunu açıkladı. Hackerların veritabanı ve yazılımına zarar verdikleri site, bir süre tek sayfa olarak yayınlanabildi.

Zonguldak'ın Devrek İlçesi'nde günlük yayımlanan Bölge Haber gazetesi sahibi ve yazı işleri müdürü İbrahim Tığ, 7 Mart'ta Devrek Devlet Hastanesi Başhekimi Aytekin Sur'un eşinin saldırısına uğradığını savunarak şikayetçi oldu. Saldırının Başhekimin görevden alınmasının AKP Zonguldak Milletvekili Polat Türkmen kaynak gösterilerek duyurulması nedeniyle yaşandığı ileri sürüldü.

Adıyaman'da yayın yapan ASR, Radyo Tek, Radyo Life ve Mert Radyo'nun Ali Dağı'nda bulunan verici kablolarının kesildiÄŸi 6 Mart'ta anlaşıldı. Saldırı, radyo yayınlarının iki gün kesilmesine ve yayın aktaran cihazların zarar görmesine yol açtı. Adıyaman Jandarma Alay Komutanlığı ekipleri, saldırıyla ilgili soruÅŸturma baÅŸlattı. Adıyaman Savcılığı'nı 14 Mart'ta ziyaret eden GAP Gazeteciler Cemiyeti Genel BaÅŸkanı Zeynel Abidin Kıymaz konunun aydınlatılmasını talep etti. Adıyaman Olay gazetesi yazarı ve Tempo Radyo programcısı Burak Cansel, "Kentin önde gelen isimleri olaya duyarsız ve sesiz kaldılar” diye yazdı.

5 Mart'ta Beytüşşebap Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Biçer, Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla 6 Mart'ta Belediye binasında düzenlenen panelde "yasadışı örgütün propagandası yapılıp yapılmadığı"nı soruşturmak için polise DHA bürosundan muhabir Emin Bal'a ait görüntü ve haberlere el koyma izni verdi. DTP'nin organize ettiği ve Şırnak Barosu'ndan üç avukatın konuşmacı olduğu panele kadınlar ilgi göstermişlerdi. Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti, Bal'ın kasetleri vermek zorunda kaldığını belirtti.

Bir cinayet haberinin gazetede yer alış biçimini beğenmediklerini söyleyerek iki hafta önce Özgür Kocaeli gazetesinin İzmit kent merkezinde bulunan bürosuna saldıran iki kişi, 25 Şubat'ta ikinci kez gazeteyi basarak bir çalışanı bıçakladı. Saldırıda sırtına aldığı bıçak darbesiyle yaralanan müracaat bölümünde görevli Yücel Sinan İzmit Devlet Hastanesi'nde ameliyat edildi. Sinan'ın sağlık durumu iyi. İki hafta arayla meydana gelen iki saldırı karşısında öfkeli olduklarını ifade eden gazete sahibi İsmet Çiğit, yazısında, "Ülke genelinde yaşanan, kentimizde sık sık yansımaları görülen, ölçüsü kaçmış serseriliğin, yasa tanımazlığın, hukukla ve devletle baş kaldırırcasına alay edişin birer örneğidir iki olay da" dedi. İlk saldırıda da gece nöbetçisi Mehmet Sümer yine bıçakla yaralamıştı.

11 Şubat'ta ÇGD, cezaevinde bulunan Alaattin Çakıcı'nın derneğin eski yönetim kurulu üyesi ve NTV'de yayınlanan "Neden" programın yapımcısı Can Dündar'ı tehdit ettiğini bildirerek, İçişleri Bakanlığı'nı göreve çağırdı. Çakıcı, Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT) eski Yurtdışı İstihbarat Daire Başkanı Nuri Gündeş'in mafya liderinden övgüyle söz ettiği program nedeniyle Dündar'a tehdit içeren bir mektup gönderdi. TGC'nin de kınadığı tehdit uygulamasından sonra gazeteciye koruma tahsis edildi.

Ankara Haber Ajansı (ANKA) İstanbul Temsilciliği'ne 8 Şubat gecesi giren kimliği belirsiz kişi veya kişiler, bir taşınabilir bilgisayar ve diğer bilgisayarların da disklerini çaldılar. ANKA İstanbul Temsilcisi Lütfiye Pekcan, Bülent Orakoğlu ve Ceyhan Mumcu'nun ANKA'nın Hrant Dink cinayet sanığı Erhan Tuncel'le ilgili haberinden sonra "kaynağını açıklasın" tartışması nedeniyle böyle bir olay yaşamış olabileceğini açıkladığını hatırlattı, "Bağımsız bir haber ajansı olarak haberlerimizi yapmayı sürdüreceğiz" dedi. Büroda inceleme yapan Beyoğlu Emniyet Müdürü Tuğrul Pek "Olay adi bir hırsızlığa benzemiyor" dedi.

6 Åžubat'ta Diyarbakır'da Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi güvenlik personelinin, NTV kameramanları İbrahim AteÅŸoÄŸlu ve Mahmut Bozarslan, Sabah gazetesi muhabiri Hüseyin Kaçar ve Star gazetesi muhabiri Veysi İpek'in aralarında bulunduÄŸu bir grup basın mensubunu darp ettiÄŸi iddia edildi. Kentte çöken binadan saÄŸ çıkartılarak Fakülte Hastanesi’ne kaldırılan yaralının durumunu takip eden hastanenin güvenlik personelince engellenmek istendi.

29 Ocak'ta, www.aktifhaber.com haber sitesi, kendilerine Hrant Dink'in katil zanlısı O.S.'nin adını açık şekilde yazarak "Hepimiz O.S.'yiz" diyen kişilerin saldırısına uğradı. Site yetkililerinin başvurusu üzerine Cumhuriyet Savcılığı saldırıyla ilgili işlem başlattı. Saldırıda aktifhaber sitesinin ana sayfasını silerek yerine, "Hiçbirimiz Ermeni değiliz, Hepimiz O.S.'yiz" yazan CodeCryer&Aspava isimli hackerlar, sitenin altyapısıyla da oynadılar.

Güney Kültür Sanat Edebiyat Dergisi ve Yeni Dünya İçin Çağrı gazetesi sahibi Aziz Özer'e 24 Ocak'ta ölüm tehdidi içeren bir e-mail mesajı gönderildi. TCK'nın 301. maddesinden mahkum olduğu için AİHM'e başvuran Özer, "Bu tür tehditler bu durumu ciddiye alıp üzerine gitmek gerektiğini bize açıkça gösteriyor" dedi.

Hrant Dink'in katledildiği gün TGDP Sözcüsü olarak "Hrant Dink'i 'İyi Çocuklar' Katletti" başlıklı yazılı basın açıklaması yapan Necati Abay, 22 Ocak'ta bu konuyla ilgili kendisine gönderilen bir elektronik postada ölümle tehdit edildiğini bildirdi. Gazetecinin şikayetçi olması üzerinde Emniyet Müdürlüğü Abay'a koruma tahsis edilmesini önerdi. Ancak gazeteci bunun çözüm olmadığını ifade ederek bunu reddetti.

Haftalık Agos gazetesi Yayın Yönetmeni Hrant Dink, İstanbul Osmanbey'de bulunan gazetesinin önünde 19 Ocak'ta uğradığı silahlı saldırıda yaşamını yitirdi. TGC, Basın Konseyi, ÇGD, TGS ve birçok ulusal ve uluslararası basın meslek örgütünce kınadı. Cinayet, Türkiye'nin ve dünyanın birçok kentinde kınandı. Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Joost Lagendijk, "Dink siyasi boyutu da olan bir insandı, ifade özgürlüğü için savaştı; Türkiye'de soykırım tartışmalarında önemli bir rol oynadı" dedi. AB Genişlemeden Sorumlu üyesi Olli Rehn, "vahşi saldırı nedeniyle çok şaşkın ve üzgün" olduğunu açıkladı. AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Günter Verheugen, "Olayı kınıyorum ama Türkiye devletinin buna karşı olan tavrını tebrik ediyorum" dedi.

Çanakkale Olay gazetesinde çalışan haber merkezi ekibine, 11 Ocak'ta izledikleri bir basın toplantısında Türkiye Kamu Sen'e bağlı Türkiye Tarım, Orman ve Gıda Hizmet Kolu Kamu Görevlileri Sendikası (Türk Tarım Orman Sen) yöneticisince hakaret edildiği iddia edildi. Yerel basının güdümlü hale getirilip muhalif tavrının yok edilmek istendiğini açıklayan gazete, "saldırıların yeni bir tezgahı olarak bu davranışları kınıyoruz" dedi. Basın toplantısında gazete, "her dönemde olan tayinleri çarpıtarak yayımlamak" ile suçlandı.

Muğla'nın Datça ilçesinde haftada iki gün yayımlanan Yarımadanın Sesi gazetesinin merkez bürosuna 10 Ocak'ta kimliği belirsiz kişi veya kişilerce molotof kokteyli atıldı. Gazete sahibi ve Anadolu Ajansı (AA) muhabiri Ali Geremeli ise molotof kokteylinin gazetenin baskısında kullandıkları kağıtların bulunduğu bölüme atıldığına işaret ederek, "Çıkan yangında bilgisayar kabloları zarar gördü. Bizim kimse ile kavgamız yok. Neden böyle bir olay oldu, anlamış değilim" dedi.

Gözaltı ve Tutuklamalar

Daha önce kesinleÅŸen 5 aylık hapis ve para cezaları bulunduÄŸu gerekçesiyle gözaltına alınan Devrimci Demokrasi gazetesi sorumlu müdürü Erdal Güler, 26 Aralık’ta tutuklandı.

22 Aralık'ta İstanbul Şükrü SaracoÄŸlu Stadı’nda oynanan Fenerbahçe-Trabzonspor maçında Lig TV kameramanları Ümit Kül ve Ali Demir polis ÅŸiddetine maruz kaldı. Gözaltına alınan kameramanlar, daha sonra serbest bırakıldı ve polislerden ÅŸikâyetçi oldu. Polisler de Kül ve Demir hakkında polise mukavemetten suç duyurusunda bulundu.

Çeşitli illerde Marksist Leninist Komünist Partisi (MKLP) örgütüne yönelik 8 Eylül 2006 tarihinde yapılan operasyonlarda tutuklanan Özgür Radyo Yayın Koordinatörü Füsun Erdoğan ve 22 kişinin yargılandığı dava 26 Ekim'de başladı. Yaklaşık 14 ay sonra ilk kez İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıkan 23 kişinin yargılandığı davada, tahliye kararı çıkmadı. Tutuklu kişiler, dört ay daha hapiste kalacak. Mahkeme, sanıkların salıverilmesi yönünde savunma avukatlarının ilettiği talebi reddederek, tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Yargılama 28-29 Şubat 2008 günlerinde sürecek. 12 Eylül 2006 tarihinde tutuklanan radyocu Erdoğan'ın 40 yıldan ağırlaştırılmış müebbet hapse kadar ağır cezalar isteniyor. Yargılananlar arasında Atılım gazetesi yayın yönetmeni İbrahim Çiçek, gazete yayın koordinatörü Sedat Şenoğlu, eski yayın yönetmeni Ziya Ulusoy ve yazarlardan Bayram Namaz da var. İddianamede, 296 eylemden sorumlu tutulan 23 sanık için 10,5 yıldan 45 yıla kadar değişen oranlarda toplam üç bin yıla kadar hapis cezaları istedi. Sanıkların bir bölümü, "Anayasal düzeni zorla değiştirmeye kalkışmak" ile suçlanıyor.

Güneydoğu'da röportajlar yaptıktan sonra Kuzey Irak'a geçmek isterken gözaltına alınan Guillaume Perrier, Estelle Vigoureux ve Marc de Banville isimli Fransız gazeteciler, 30 saat gözaltında kaldıktan sonra 25 Ekim'de Silopi Savcılığı'nca serbest bırakıldı. Le Monde gazetesi muhabiri Perrier "suçlamalarla ilgisi bulunmadığı" gerekçesiyle "özürle" serbest bırakıldıktan birkaç saat sonra da "askeri bölgede izinsiz kayıt yapmak" ile suçlanan Capa Ajansı çalışanları Vigoureux ve Banville de serbest kaldı. Gazetecilere Silopi'de CMK bürosundan bir avukat hukuki destek sağladı. Jandarma Kriminal Laboratuarı'nda incelemeye alınan kamera ve kasetlerine "suç aleti" olarak el kondu.

Türkiye'nin Irak ile olan sınırında askeri hareketliliği görüntülemeye çalışan Yüksekova Haber gazetesi muhabiri Ömer Oğuz, İHA muhabiri Nevzat Taş ve Kerim Kantarcıoğlu, Yeni Şafak gazeteci muhabiri Müslüm Bayburs, askeri konvoyun görüntülerini çektikleri gerekçesiyle 22 Ekim'de kısa süreliğine gözaltına alındı. Yüksekova İlçe Jandarma Komutanlığı'na bağlı Yeni Köprü Karakolu'nda yaklaşık iki saat tutulan haberciler, Genel Bilgi Tarama (GBT) sorgulamaları yapıldıktan sonra serbest kaldı.

Özgür Halk dergisi yazı iÅŸleri müdürü İdris AkboÄŸa, 26 Eylül'da derginin Eylül sayısıyla ilgili ifade vermeye gittiÄŸi İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi HakimliÄŸi’nce tutuklanarak BayrampaÅŸa Cezaevi'ne gönderildi. TekirdaÄŸ F Tipi Cezaevi’nde bulunan AkboÄŸa, "suçu ve suçluyu övmek", "Terör örgütlerinin yazılarını basmak ve yayınlamak", "Örgüt mensuplarına yardım ederken veya propaganda yaparken baÅŸka bir suç oluÅŸturmak" ile suçlanıyor. Derginin sahibi Erdinç Bolcal ve sorumlu müdürü Fethullah Erkan da, 23 Ekim’de ifade vermek için gittikleri mahkemece “PKK örgütü propagandası yapmak” iddiasıyla tutuklanarak Edirne F Tipi Cezaevi’ne gönderildi.

Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Mehmet Cevizci, Press Now ve IPS İletişim Vakfı'nın davetlisi olarak katıldığı "haber atölyesi"nde süren bir davada ifade vermediği iddiasıyla 17 Ağustos, sabah 5.00'te, Mavi Göl Oteli'ne gelen Jandarma ekibince gözaltına alındı. İfadesi alınan Cevizci aynı gün 14.00 sularında serbest kalabildi. Cevizci, 2005'te katıldığı "toplumsal çeteleşmeye ve fuhuşa karşı" düzenlenen bir eylemde açılan "Amed Onurdur, Onuruna Sahip Çık" pankartı nedeniyle çıkan olaylarda gözaltına alındığı, bu kapsamda arandığını açıkladı. Gazeteci, ifade verdikten sonra bırakıldı.

MLKP örgütüne yönelik 21 Eylül 2006 tarihinde yürütülen "Gaye" operasyonunda tutuklananların yargılandığı davada dört tutuklu, 10 aydan fazla bir süre hapiste kaldıktan sonra 7 Ağustos'ta tahliye oldu. Dokuzu tutuklu 32 kişinin "örgüt üyeliği" iddialarıyla yargılandıkları davada İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi, aralarında Dayanışma gazetesi editörü Emin Orhan'ın de bulunduğu dört kişinin tutuksuz yargılanmak üzere tahliye etti.

Gaziantep'te haftalık yayın yapan Çoban Ateşi gazetesinin 3 Ağustos 2007 tarihli sayısında yer verilen "Antep Kuzey Kürdistan'ın bir sanayi kentidir" ifadesinden toplatıldı. Gazetenin sahibi ve yazı işleri müdürü Yasin Yetişgen, bir hafta sonra tebliğ edilen toplatma kararının gereği olarak ifade vermeye gittiği Gaziantep 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nce tutuklandı. Gazete yayın kurulu, "Düşünce özgürlüğünü 'sözde değil özde' önemseyen gazetemiz, düşünce ve ifade özgürlüğüne darbe anlamına gelen her türlü adli, idari, siyasi karar ve uygulamaya karşı mücadelesini sürdürecek" dedi; Yetişgen'in hakkında henüz dava açılmamışken "tedbiren" tutuklanmasına tepki gösterdi. Gazete yazarı Hurşit Kaşıkkırmaz hakkında da tutuklama kararı çıkartıldı. Yetişgen, üç haftalık tutukluluktan sonra tahliye edildi.

Ankara Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğrencisi Durmuş Şahin, Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın 11 Temmuz'da Erzurum'un Olur İlçesi'ne yaptığı ziyaret sırasında bakanın elini sıkmayı reddedip "Ben iktidar olup da vatana hizmeti dokunmayanın elini sıkmam" dediği gerekçesiyle tutuklandı. beş gün sonra tutuklu sanık olarak Olur Sulh Ceza Mahkemesi'ne çıkarılan Şahin, "Tokalaşmak istemediğim halde bakan ısrarla elimi sıkmak istedi. Elimi vermediğim için de bakan beni cezaevine gönderdi" dedi. Mahkeme, altı yıldan iki yıla kadar hapis istemiyle yargılanan Şahin'i tutuksuz yargılanmak üzere serbest bıraktı.

Batman ve çevresini tanıtan bir kitabın hazırlığını yaparken Datça Haber gazetesi sahibi olarak "yayın yoluyla hakaret" iddiasıyla verilen hapis cezası nedeniyle 3 Şubat'ta tutuklanan gazeteci Sinan Kara, 3 Temmuz'da tahliye oldu. Batman M Tipi Cezaevi'nde dört aydan fazla bir süre kaldıktan sonra cezasını tamamlanmasına 20 gün kala Muğla Merkez Cezaevi'ne nakledilen Kara, buradan özgürlüğüne kavuştu. Kara, "yayın yoluyla hakaret" iddiasıyla 146 günlük hapis cezasını çekmek için hapse gönderilmişti.

Uzun dönem Vakit gazetesinde dış haberler muhabirliği yaptıktan sonra Gerçek Hayat dergisi için çalışan Adem Özköse 26 Haziran akşamı Terörle Mücadele Şubesi görevlilerince gözaltına alındı. Özgür-Der Genel Başkanı Hülya Şekerci, "önceki hafta Bursa'da el-Kaide ile irtibatlı oldukları zannıyla çok sayıda Müslümanın gözaltına alındığı ve bunlardan 14'ünün tutuklandığı biliniyor. Gelişmeler Özköse'nin de bir biçimde bu operasyona dahil edilmek istendiğini düşündürtüyor" dedi. Özköşe, daha sonra serbest bırakıldı.

Diyarbakır'da 1. Sulh Ceza Hakimi Mehmet Yücel Kurtoğlu'nun "Rüşvet aldığı için sürgün edildiği"ni yazan Söz TV ve Gazetesi haber müdürü Sait Bayram ve muhabiri Fırat Avcı, gazetenin 18 Haziran 2007 tarihli sayısında yayımlanan haber nedeniyle ifade verdikten sonra tutuklandılar. "Basın yoluyla hakaret" iddiasıyla Diyarbakır Kapalı Cezaevi'ne gönderilen haberciler, 20 Temmuz'da tahliye edildiler. Gazeteciler hakkında Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. Yayın Yönetmeni Ömer Büyüktimur, "Üzüntülüyüz, habercilik yaptık ve haberimizin de arkasındayız" dedi.

21 Eylül 2006 tarihinde MLKP örgütüne yönelik yapılan operasyonlarda tutuklanan 16 kiÅŸinin yargılandığı davanın 13 Nisan’daki duruÅŸmasında 10 kiÅŸi tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Tutuklandıktan sonra ilk kez hakim karşısına çıkan ve Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) uyarınca yedi ay sonra tahliye olabilenler arasında İstanbul Özgür Radyo haber müdürü Halil Dinç ve radyo çalışanı Sinan Gerçek de bulunuyor.

Emniyette fuhuÅŸ, dayak ve hakaret iddialarını gündeme getirdiÄŸi için bir hafta hapiste kalan Afyonkarahisar EmirdaÄŸ gazetesi sorumlu müdürü Mustafa Koyuncu, 13 Mart’ta ifade verdikten sonra tutuklandı. EmirdaÄŸ Emniyet Müdürlüğü’nde görevli 44 polisin ÅŸikayetçi olması üzerine hem 6 yıl hapis hem de 440 bin YTL tazminat istemiyle yargılanıyor. İddiaları gazetesinin 12 Mart 2007 tarihli sayısında "AB'ye Böyle mi Girmeliydik? Görevlerini Kötüye Kullanıyorlar" baÅŸlığıyla haberleÅŸtiren Koyuncu, "yayın yoluyla hakaret" iddiasıyla tutuklanmış, tekzip yayımlaması ÅŸartıyla bir hafta sonra tahliye edilmiÅŸti.

Sanat ve Hayat dergisi Yayın Yönetmeni ve BEKSAV Yönetim Kurulu Başkanı Hacı Orman, 31 Ocak'ta, İstanbul Kadıköy'de kimliği belirsiz kişilerce elleri kelepçelenerek kaçırıldığı açıklandı. Ancak ertesi gün Orman'ın İstanbul Terörle Mücadele Şubesi'ne bağlı polislerce gözaltına alındığı öğrenildi. Çok sayıda kuruluş, "hukuka aykırı gözaltı" uygulamasını protesto etti. Orman, daha sonra serbest bırakıldı.

2001 yılında "TKP/ML TİKKO üyesi olduğu" iddiasıyla tutuklanan İşçi Köylü dergisi Genel Yayın Yönetmeni Memik Horuz, 30 Ocak'ta, 5,5 yıl kaldığı Bolu F Tipi Cezaevi'nden tahliye oldu. Horuz, avukat Behiç Aşçı'nın uzun süredir sürdürdüğü ölüm orucuna ara vermesini sağlayan "cezaevinde toplu görüşme" şartının, Bolu Cezaevi'ndeki koşullar nedeniyle uygulanamadığını söyledi.

Basın ve İfade Özgürlüğü Davaları

Gaziantep Cumhuriyet Savcılığı, haftalık Çoban AteÅŸi gazetesinde 8 Kasım 2007 tarihinde yayımlanan Berkant CoÅŸkun’a ait “Anne beni askere yollama” baÅŸlıklı yazıdan yazı iÅŸleri müdürü Yasin YetiÅŸgen hakkında dava açtı. CoÅŸkun’un yurtdışında yaÅŸadığını tespit eden BaÅŸsavcılık, iddianamede YetiÅŸgen’in 5816 Sayılı Atatürk Aleyhinde İşlenen Suçlara İliÅŸkin Kanun ve “Halkı askerlikten soÄŸutmak” iddiasını düzenleyen Ceza Yasası’nın (TCK) 318. maddesi uyarınca yargılanarak cezalandırılması talep etti. YetiÅŸgen’in yedi buçuk yıl hapis istemiyle yargılanmasına, Gaziantep 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 9 Mayıs 2008’de baÅŸlanacak. 19 Kasım’da açılan dava gazeteye Aralık sonunda tebliÄŸ edildi. Gazeteci, “Türkiye tarihi boyunca kirli savaÅŸların arenası olmuÅŸtur maalesef. Mustafa Kemal’in Dersim katliamı emrini vermesinden tutun da...” ve “EÄŸer ÅŸimdiki Kürt hareketine terörist hareket deniliyorsa bu demektir ki Mustafa Kemal’in baÅŸlattığı harekette de kendisini bu kavramdan geri tutamaz. Tek farkı Mustafa Kemal’in tutuklanmamış olmasıdır” sözlerinden suçlanıyor.

Ankara Cumhuriyet BaÅŸsavcılığı "Devletin askeri teÅŸkilatını alenen aÅŸağıladığı'' gerekçesiyle DTP Mardin milletvekili Ahmet Türk'ün dokunulmazlığının kaldırılması için fezleke hazırlayarak Adalet Bakanlığı'na gönderdi. 30 AÄŸustos Zafer Bayramı dolayısıyla Genelkurmay BaÅŸkanlığı’nın düzenlediÄŸi resepsiyona DTP'li milletvekillerinin davet edilmemesiyle ilgili "Hep ağızdan düşürülmeyen bölücülük kelimesi, aslında kimin tarafından yapıldığı da açıkça ortaya çıkıyor" diyen Türk, dokunulmazlığının kaldırılması ve bu suç nedeniyle hakkında dava açılması durumunda iki yıla kadar hapisle yargılanacak.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, sendikacı Mehmet Hanifi Bekmezci'ye basın açıklamasında söylediÄŸi sözler nedeniyle yerel mahkemenin verdiÄŸi 301. madde cezasını, bildirinin "ağır eleÅŸtiri" niteliÄŸinde olduÄŸunu saptayarak bozdu. Yargıtay’ın 6 Kasım’da aldığı karar Aralık sonunda kamuoyuna yansıdı. Bekmezci, 29 Eylül 2005'te EÄŸitim-Sen Tunceli Åžube BaÅŸkanı'yken yaptığı açıklamada, Tunceli'de öldürülen Hasan Åžahin'e ve bir polisin öldürdüğü taksi ÅŸoförü Hasan AkdaÄŸ'a deÄŸinmiÅŸ, polisin bunların ardından Tunceli'de keyfi gözaltı furyası baÅŸlattığını, buna dair basın açıklamalarını da engellediÄŸini söylemiÅŸti. Bekmezci, ayrıca "Genelkurmay'ın talimatıyla, sivil faÅŸist güçlerin de harekete geçirilip devreye sokulmasıyla ülkemizin çeÅŸitli yerlerinde tezgahlanan linç giriÅŸimleri ve saldırılar henüz hafızalarımızda yerini korumaktadır" ifadesini kullanmıştı. 14 Åžubat 2006 tarihinde Tunceli Sulh Ceza Mahkemesi de, Bekmezci'yi beÅŸ ay hapisten adli para cezasına çarptırmıştı.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2002 yılında Almanya'da devlet kaynaklı cinsel iÅŸkenceden söz eden İHD İstanbul Åžubesi BaÅŸkanı avukat Eren Keskin hakkında verilen 6 bin YTL para cezasıyla ilgili kararı usulden bozdu. Yargıtay, "Askeri kuvvetlerinin manevi ÅŸahsiyetine hakaret" iddiasından suçlu bulunan Keskin'e ek savunma hakkı verilmeden davanın karara baÄŸlandığı gerekçesiyle kararı usulden bozdu. Keskin'in konuÅŸmasının gazetelerde yayınlanmasının ardından Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Prof. Necla Arat ÅŸikayette bulunmuÅŸlardı. Ardından Keskin hakkında Kartal 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açılmıştı.15 Mart 2006'da mahkeme, "Kadın Hakları EÅŸittir İnsan Hakları" konulu toplantıda yaptığı konuÅŸma nedeniyle Keskin'i, TCK’nın 301. maddesinden 10 ay hapse mahkum etmiÅŸti. Mahkeme, hapis cezasını 6 bin YTL'ye çevirmiÅŸti. Son olarak mahkeme, ikinci yargılamada, hükümetin 301. madde üzerinde çalışmalarının sonuçlarını beklemek üzere, Keskin'i yargılamaya 7 Åžubat 2008'de sürdürmeye karar vermiÅŸti. Hrant Dink cinayetinden sonra yazdığı "TeÅŸkilatı Mahsusa İş Başında" baÅŸlıklı yazıdan Keskin hakkında açılan bir 301 davası da BeyoÄŸlu 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde sürüyor. 21 Mart'ta düzenlenen iddianamede Birgün gazetesinde 26 Ocak 2007 tarihinde yayımlanan yazıda, "devletin askeri kuvvetlerini bası yoluyla aÅŸağıladığı" iddia ediliyor.

Diyarbakır Kültür ve Sanat Festivali´ndeki stend-up gösterisinde kullandığı ifadeler nedeniyle Murat BaÄŸlı´ya, “Dünden bu güne Kürt sorununun çözüm yolları” konulu paneldeki konuÅŸmaları nedeniyle Edip Polat ve Eren Keskin´e “kin ve düşmanlığa tahrik etmek”ten açılan davaya 19 Aralık’ta devam edildi. Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki davaya 13 Mart 2008 tarihinde devam edilecek.

"Osmanlıdan Günümüze Ordunun Evrimi" isimli kitap nedeniyle yazar Osman Tiftikçi ve Sorun Yayınları yetkilisi Sırrı Öztürk'ün yargılanmasına devam ediliyor. Genelkurmay Başkanlığı'nın şikayeti üzerine 301. maddeden açılan davada İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Tiftikçi'nin tutuklanarak getirilmesi yolundaki kararın uygulanmasını talep ve etmişti. Yargılamaya 31 Ocak 2008 tarihinde devam edilecek. Suçlanan kitapta, 1826'da Yeniçeriliğin kaldırılmasıyla birlikte modern ordunun kurulmasıyla bu yapının kapitalist biçime dönüştüğü, 2. Dünya Savaşından sonra Amerikan emperyalizmi eliyle örgütlendiği ve emperyalizmin Türkiye ve Ortadoğu'daki vurucu gücü haline dönüştüğüne yer veriliyor.

Diyarbakır'da 1. Sulh Ceza Hakimi Mehmet Yücel KurtoÄŸlu'nun "Rüşvet aldığı için sürgün edildiÄŸi"ni yazan, tutuklandıktan bir ay sonra da tahliye edilen Söz TV ve Gazetesi haber müdürü Sait Bayram ve muhabiri Fırat Avcı’nın yargılanmasına 15 Aralık’ta devam edildi. 18 Haziran 2007’te yayımlanan "Rüşvet aldığı gerekçesi ile Diyarbakır'a sürgün edildi" baÅŸlıklı haber nedeniyle "basın yoluyla hakaret" iddiasıyla yargılanan gazetecilerin davası Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 28 Åžubat 2008’de sürecek. Yayın Yönetmeni Ömer Büyüktimur, "Üzüntülüyüz, habercilik yaptık ve haberimizin de arkasındayız" demiÅŸti.

Yeniden Özgür Gündem gazetesine yazdığı "Bir Devrimci Leyla ve Bir Åžarkı" baÅŸlıklı yazıdan "Adliyeyi tahkir ve tezyif" suçlamasıyla üç yılı aÅŸkın bir süredir sanık olan Sanatçı Ferhat Tunç’un yargılanmasına 13 Aralık’ta devam edildi. 19 Ocak 2004'te çıkan yazıdan Tunç ve yurtdışında yaÅŸayan sorumlu müdürü Mehmet Çolak'ın BeyoÄŸlu 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılanmasına 28 Mayıs 2008’de devam edilecek.Zana ve DEP milletvekillerinin tahliye istemlerinin reddedildiÄŸi bir duruÅŸmayı ele alan Tunç, yazısında, bu talebin reddine hiç ÅŸaşırmadığını, sonucu baÅŸtan bildiÄŸini, davanın hukuksal deÄŸil politik olduÄŸunu yazmıştı.

13 Aralık’ta Tunceli Sulh Ceza Mahkemesi, 20 Ekim 2007 tarihinde yaptığı bir basın açıklamasında “polisin yönlendirmesiyle sivil faÅŸistlerce örgütlenen provokasyonlar, burjuva medyanın desteÄŸiyle halklar arasında çatışma yaratma amaçlıdır. Linci bir silah olarak kullanan polis, haksız gözaltıyı protesto için slogan atan devrimcileri bile linç etmekle tehdit edebilmektedir” diyen DTP İl BaÅŸkanı Murat Polat’ı beraat ettirdi. Mahkeme, gerekçeli kararında, açıklamanın ağır eleÅŸtiri niteliÄŸinde olduÄŸunu, Emniyet alenen ağılayacak nitelikte ifadeler içermediÄŸini ve suçun unsurlarının oluÅŸmadığını açıkladı. Polat, TCK’nın 301. madde uyarınca ve iki yıl hapis istemiyle yargılanıyordu.

Gündeme iliÅŸkin kaleme aldıkları yazılar nedeniyle Ülkede Özgür Gündem gazetesi yazarları İrfan Uçar ve yönetmen Umur Hozatlı hakkında TCK’nın 301. maddesinden açılan davaların görülmesine 12 Aralık’ta devam edildi ve 22 Mayıs 2008’e ertelendi. BeyoÄŸlu 2. Asliye Ceza Mahkemesi hakiminin mazeretli olması nedeniyle yargılamaları daha sonraya bıraktı. Uçar, “Ceza almasak da stresini her an yaşıyoruz” dedi. Kaybedilen gazeteci Nazım BabaoÄŸlu'nu anlatan "Kayıpsın Diyorlar" baÅŸlıklı kitaptan Aram Yayınları'na verilen cezayı eleÅŸtirdiÄŸi için sanık olan gazeteci Uçar, 13 Aralık 2005’teçıkan "301 Numara" baÅŸlıklı yazısından yargılanıyorlar. 16 Eylül 2006 tarihli sayıya yazdığı "Lorin-İyi Baba İşbaşı Yaptı" yazısında, Diyarbakır'da bir parkta çocukların da ölümüne yol açan bombalı bir saldırıyı eleÅŸtiren Yazar Hozatlı da, iki yıl hapis tehdidiyle karşı karşıya.

MuÅŸ Milli EÄŸitim Müdür Vekili Yavuz İçyer'in kendi atamasını kendisi yaptığını iddia eden MuÅŸ Haber 49 gazetesi sahibi Emrullah Özbey'e açılan davanın görülmesine MuÅŸ Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 11 Aralık’ta devam edildi. 5 Ocak 2005'te çıkan "Bu ne perhiz ne lahana turÅŸusu" baÅŸlıklı haber nedeniyle İçyer, 10 bin YTL tazminat istiyor. Mahkeme, İçyer hakkında bir idari soruÅŸturma ve verilmiÅŸ bir kararın bulunup bulunmadığını sorulmasını istedi. Yargılama 24 Ocak 2008’de sürecek. Aynı yazıdan gazeteci hakkında MuÅŸ 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan dava da sürüyor.

10 Aralık’ta İzmir 8. Asliye Ceza Mahkemesi Savcısı, “Avrupa BirliÄŸi ve Türkiye İliÅŸkilerinin Toplumsal Etkileri” baÅŸlıklı panelde Mustafa Kemal Atatürk’ten “adam” diye söz ettiÄŸi gerekçesiyle “Atatürk’ü Koruma Kanunu” uyarınca yargılanan Prof. Dr. Atilla Yayla’nın cezalandırılmasını istedi. AKP İzmir İl Gençlik Kolları'nın geçen yıl düzenlediÄŸi etkinlikte bir konuÅŸma yapan öğretim üyesinin, 5816 Sayılı “Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkındaki Kanun”a muhalefet ettiÄŸi gerekçesiyle 4,5 yıl hapsi talep ediyor. Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden Prof. Dr. Yayla, geçici görevle İngiltere'de bulunduÄŸu için duruÅŸmaya katılmadı. DuruÅŸma savcısı, esas hakkındaki mütaalasında Yayla'nın söyleminin, bilimsel açıklama boyutunu geçtiÄŸini ve Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret içerdiÄŸini savundu. Yayla'nın avukatlarının mütaalaya karşı yazılı savunma sunmaları için süre veren mahkeme, yargılamayı 28 Ocak 2008 tarihinde sürdürecek.

Popüler Kürtür Esmer dergisinin Aralık 2005 sayısında yer alan "KonuÅŸmadık, Bastırdık" baÅŸlıklı yazısından sosyolog İsmail BeÅŸikçi, dergi sahibi Ferzende Kaya ile yazı iÅŸleri müdürü Mehmet Ali İzmir hakkında açılan dava zamanaşına girdiÄŸi için düştü. 10 Aralık’ta yargılanan BeÅŸikçi, Kaya ve İzmir’in, TCK’nın 216. maddesinden ve 4 yıl 6'ÅŸar ay hapis istemiyle yargılandıkları dava, iki aylık yasal süre içinde açılmadığı için düşürüldü. BeÅŸikçi’nin avukatı Mükrime Tepe, “BeklediÄŸimiz bir karardı. Zamanaşımına yargılama süresince hep dikkat çekmiÅŸtik. İddianameyi düzenleyen savcı bu konuya dikkat etmesi gerekiyordu” dedi. KovuÅŸturma süreci, Genelkurmay BaÅŸkanlığı’nın ÅŸikayetiyle baÅŸlatılmıştı.

Tempo dergisine verdiÄŸi röportajda "Türkler ve Kürtler bir arada yaÅŸayamaz" dediÄŸi iddiasıyla Diyarbakır Belediye BaÅŸkanı Osman Baydemir hakkında açılan davaya 6 Aralık’ta devam edildi. Baydemir'i "Halkı kin ve düşmanlığa tehlikeli ÅŸekilde kin ve düşmanlığa tahrik" ettiÄŸi gerekçesiyle ve TCK'nın 216. maddesi uyarınca yargılayan BaÄŸcılar 2. Asliye Ceza Mahkemesi, sanık avukatı Özcan İntaÅŸ'ın mahkemeye ulaÅŸan bilirkiÅŸi raporunu incelemesi için süre tanımıştı. 24 Temmuz'daysa İntaÅŸ, bilirkiÅŸinin bant çözümünde Baydemir'in konuÅŸmalarının DTP Siirt İl BaÅŸkanı Murat Avcı'nın sözleriyle karıştırıldığını ifade ederek bunun düzeltilmesi istemiÅŸti. Mahkemede bu talebi tabul etmiÅŸti.

BaÄŸcılar 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 6 Aralık 2007 tarihinde “SoruÅŸturmanın gizliliÄŸini ihlal” ettiÄŸi gerekçesiyle hakim karşısına çıkacak Ali Rıza Vural’ın duruÅŸma tarihi deÄŸiÅŸtirildi. Bu deÄŸiÅŸikliÄŸin gerekçesi, BaÄŸcılar Adliyesi’nin kapatılıyor olması. “SoruÅŸturmanın gizliliÄŸini ihlal” davasına Bakırköy Adliyesi’nde devam edilecek. Yeni duruÅŸma tarihi henüz belli deÄŸil.

BaÄŸcılar 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Akit gazetesi için 27 Nisan 2001'de kaleme aldığı "Bir BaÅŸkadır Benim Memleketim" baÅŸlıklı bir yazıdan gazeteci-yazar Abdurrahman Dilipak’a açılan "kin ve düşmanlığa tahrik" davasında görevsizlik kararı verdi; dosyayı Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Yazılarında darbeler ve 28 Åžubat'ın ülke ekonomisi ve barışına etkilerini tartışan Dilipak, "devlet kurumlarını tahkir ve tezyif" iddiasıyla yargılandığı "Olacağı Buydu" ve "28 Åžubat'ın neresindeyiz" yazılarından gazete sorumlu müdürü Mehmet Özmen ile birlikte beraat etmiÅŸti. Dilipak, daha önce de "CumhurbaÅŸkanı'na hakaret" iddiasıyla mahkum olmuÅŸ, "devlet kurumlarını tahkir ve tezyif" suçlamasıyla yargılandığı 28 Åžubat yazılarından ise beraat etmiÅŸti.

Prof. Dr. Dora Sakayan'ın "Bir Ermeni Doktorun YaÅŸadıkları-Garabet Haçeryan'ın İzmir Güncesi" ve George Jerjian'ın "Gerçek Bizi Özgür Kılacak" kitaplarının Türkçe'ye kazandıran Belge Yayınları sahibi Ragıp Zarakolu iki yıldır sanıklıktan kurtulamadı. Jerjian’ın kitabından "Devleti ve Cumhuriyeti tahkir ve tezyif" ve "Atatürk'ün anısına hakaret" iddialarıyla 7,5 yıl hapisle yargılanan Zarakolu, Sakayan’ın kitabından beraat ettiyse de bu kez çevirmeni Atilla Tuygan da "Türklüğü alenen aÅŸağılama" ve "Orduyu tahkir ve tezyif" iddiasıyla sanık olmuÅŸtu. 5 Aralık’ta İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 5 Aralık'ta devam edilen duruÅŸmada iki yıldır tutuksuz yargılanan yayıncı Zarakolu, yazar Jerjian'ın mektubunu mahkemeye sundu. Jerjian, mektubunda, “Ben bir Türk tarafından himaye edilen, dolayısıyla Türklere karşı hiçbir kötü niyet ve düşünce beslemesi mümkün olmayan bir ailede büyüdüm…Ben onların bilgilerini Türkler ve Ermeniler arasında yeni bir tarih anlayışı geliÅŸtirmek için kullandım” diyor. Mahkeme, Zarakolu’nun savunmasını hazırlaması için 31 Ocak 2008’e kadar süre tanıdı.

Haftalık Aktüel dergisinde 7 Åžubat’ta yayımlanan bir yazısı nedeniyle yargılanan Radikal gazetesi yazarı Perihan MaÄŸden, MuÅŸ’un Bulanık İçesi Kaymakamı Aytaç Akgül’e hakaret ettiÄŸi iddiasıyla mahkum oldu. 4 Aralık’ta İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, “(Dangalak) Kadın Kadının Kurdudur, Tilkisidir, Hindisidir: Yer, Bitirir” baÅŸlıklı yazısında eski Yüksekova Kaymakamı Aytaç Akgül’ün kiÅŸilik haklarına saldırıda bulunduÄŸu iddiasıyla MaÄŸden’i bir yıl iki ay hapisle cezalandırdı. Hapis cezası, sabıkasız nedeniyle erteledi.

Hukukçu Erdal DoÄŸan, Hrant Dink cinayet davası baÅŸlarken öldürülen gazetecinin ailesine "Ne kadar çok Ermeni var!” diyerek sataÅŸan İzmir Barosu avukatlarından Fuat Turgut ile ilgili sözlerinden yargılanıyor.AkÅŸam gazetesinin 9 Nisan 2007 tarihli sayısı için verdiÄŸi beyanattan DoÄŸan hakkında açılan 5 bin YTL’lik manevi tazminat davası Sarıyer 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nde 4 Aralık’ta görüldü. Avukat Ercan Kanar, davanın BeyoÄŸlu Sulh Ceza Mahkemesi’nde görülmesi gerektiÄŸini ifade etti. Mahkemeyse, yetkisilikle ilgili kararını 5 Åžubat 2008’de görülecek gelecek duruÅŸmada verecek. AkÅŸam gazetesinde yer alan "Büyük aÄŸabeyler hukuku çok iyi kullanıyor" yazısında avukat DoÄŸan'ın kullandığı "Dink'i hedef göstermek, tehdit etmek ve yargılamanın adil yürümesini engellemek suçundan yargılanması gerekirken, cinayet faillerinden birinin avukatlığına soyunması, hukuken sözün bittiÄŸi noktadır" sözleri tazminat davasına gerekçe edilmiÅŸti.

Ankara 4. Sulh Ceza Mahkemesi'nde “halkı askerlikten soÄŸutmak” iddiasıyla yargılanan Serpil Köksal, Murat DünÅŸen ve İbrahim Kızartıcı, suçun unsurları oluÅŸmadığı gerekçesiyle 4 Aralık’ta beraat etti. 8 Nisan’da, Ankara Yüksel Caddesi’nde, “Vicdani Retçi Halil Savda ile Dayanışma Eylemi”nde, basın açıklamasını okuyan Serpil Köksal ve üzerinde “Asker Olma” yazan pankartını tuttukları iddia edilen DünÅŸen ve Kızartıcı hakkında TCK’nın 318/1-2 maddesinden dava açılmıştı. Davada beraat kararı çıkması BirleÅŸmiÅŸ Milletler (BM) İnsan Hakları Komitesi ve AİHM’ne baÅŸvuru yapılması önünde engel oluÅŸturuyor. Köksal’ın avukatı Senem DoÄŸanoÄŸlu, “Bu suç tipinin TCK da yer almaması gerektiÄŸini düşüyorum” di.

Haftalık Aydınlık dergisi muhabiri Ufuk Akkaya’nın, "Ali Dibo Paraları, AKP Genel Merkezi'ne Gitti" baÅŸlıklı haberde "iftirada bulunduÄŸu” gerekçesiyle bir yıl hapse çarptırıldığı 30 Kasım’da öğrenildi. Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi, hapis cezasını erteleyerek Akkaya'nın bir yıllık denetim süresine tabi tutulmasını kararlaÅŸtırdı. AKP Genel BaÅŸkanlığı’nın ve BaÅŸbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı'nın ÅŸikâyetiyle 24 Ocak’ta açılan davada, dergide 5 Kasım 2006'da yayımlanan haberde, Akkaya’nın Harun Özkan isimli kiÅŸi ile yaptığı söyleÅŸide, Özkan'ın "kim tarafından tehdit edildiÄŸi" sorusuna muÄŸlak yanıt verdiÄŸi halde yanıtın "Bizzat Hayati efendi tehdit etti" ÅŸeklinde yazıldığı kaydedildi. Akkaya, TCK'nın 267/1. maddesinde düzenlenen "iftira" suçundan ceza aldı.

Tunceli BaÅŸsavcılığı, 6 Mayıs 2007'de Deniz GezmiÅŸ, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan'ı anma töreninde basın açıklaması yapıp afiÅŸ taşıdıkları gerekçesiyle Gökhan Türkan, Sancar Yamaç ve Zeki Sarıca hakkında "suç ve suçluyu övdükleri" (TCK, 215. madde) iddiasıyla dava açtı. Dava, Tunceli Emniyet Müdürlüğü’nün ihbarda bulunmasıyla Tunceli Sulh Ceza Mahkemesi'nde 30 Kasım’da açıldı.Avukat Barış Yıldırım, “Adnan Menderes'i birçok kiÅŸi anabiliyor. Onlara dava açılmıyor. 1943'te köylüleri kurÅŸuna dizdirdiÄŸi için mahkum olan General Mustafa MuÄŸlalı'nın adı bir askeri kışlaya verilebiliyor. Buna da dava açan yok” dedi.

29 Kasım’da Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi Savcısı Ergün Tokgöz, DTP Diyarbakır milletvekili Aysel TuÄŸluk ve Diyarbakır İl BaÅŸkanı Hilmi AydoÄŸdu'nun cezalandırılması talep etti. “Terör örgütü propagandası yapmak” iddiasıyla açılan davada esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı Tokgöz, Anayasanın 83/2 ve 14. maddelerine dayanarak TuÄŸluk’un yasama dokunulmazlığının sınırlandırıldığını ve yargılamanın sürmesini istedi. TMY’nin 7/2. maddesi uyarınca ve 5 yıl hapis istemiyle yargılanan TuÄŸluk ve AydoÄŸdu, savunmalarını hazırlayacaklar. 3 Eylül 2006’da TuÄŸluk, “Hepinizin bildiÄŸi üzere 4 milyona yakın insan sayın Öcalan’ın demokratik çözümüne bir irade olabileceÄŸini ifade etti. Bu irade beyanının hiç birinin hiçbir siyasal lafı görmezlikten gelemez…Demokratik çözüme, barışçıl bir çözümün baÅŸlamasına hizmet edeceÄŸine inandığımız PKK’nin Kürt Sorunu’nun demokratik çözüm deklarasyonunu önemsiyoruz, deÄŸerlendirilmesi gerektiÄŸine inanıyoruz…” demiÅŸti.

Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi, Diyarbakır Sur Belediyesi BaÅŸkanı Abdullah DemirbaÅŸ'ı görevinden alınmasına yol açan “Çok Dilli Belediyecilikle ilgili kararın” iptalini isteyen Diyarbakır ValiliÄŸi’nin kararıyla ilgili yürütmeyi durdurma kararı verdi. İdare Mahkemesi, Sur Belediyesi Meclisi'nin “Çok dilli belediyecilik” kararının yürürlüğe girebilmesi için Valilik makamına sunulmadığı, sadece BüyükÅŸehir Belediyesi BaÅŸkanlığı'na sunulması nedeniyle ortada dava konusu edilebilir kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idari iÅŸlem olmadığı belirtilerek, davanın reddine karar verdi.

Tutuklanan Yakapınar Belediye BaÅŸkanı Osman Keser'e destek vermek amacıyla beldeye giden İHD ÅŸube baÅŸkanı Ethem Açıkalın ve DTP'li Diyarbakır BaÄŸlar Belediye BaÅŸkanı Yurdusev Özsökmenler, ViranÅŸehir Belediye BaÅŸkanı Emrullah Cin, Kızıltepe Belediye BaÅŸkanı Cihan Sincar, Silopi Belediye BaÅŸkanı Muhsin Kunur, Küçükdikili Belediye BaÅŸkanı Leyla Güven hakkında, üç ayrı suçlamadan iki ayrı dava açıldı. Sanıklar hakkında toplam 8 yıla kadar hapis istemiyle açılan dava Adana 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülecek. “bugün yakalamışlar kınıyoruz", "Bu nedenle bugün sizlerleyiz", "Bu tutuklama bir hukuksuzluktur", "Tüm kürtler bu durumdan hoÅŸnutsuz. Gerçekten bu olayların durdurulmasını istiyorlar. Bu topraklarda yaÅŸamak istiyoruz ve tüm arkadaÅŸlarımızı destekliyoruz" ÅŸeklindeki sözler, “yargı görevini yapanı etkilemek” olarak görüldü.

Protestanlığı yaydıkları iddiasıyla Hakan TaÅŸtan ve Turan Topal'ı yargılamaya 29 Kasım’da devam eden Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Büyük Hukukçular BirliÄŸi’nden avukat Kemal Kerinçsiz ve ekibinin talebiyle yapılan hakim deÄŸiÅŸikliÄŸinden sonra, tanıkları dinlemeye karar verdi. Mahkemeye hakim NeÅŸet Eren'in baÅŸkanlık ettiÄŸi ve savcının sanıkların beraatini istediÄŸi dönemde tanıkların dinlenmesine gerek görülmemiÅŸti. Åžimdiyse mahkeme, çoÄŸunluÄŸunu iki sanığın gözaltına alındığı operasyonu düzenleyen jandarma görevlilerinin oluÅŸturduÄŸu 12 kiÅŸinn dinleneceÄŸini açıkladı. Bu kiÅŸilerden 5’inin Silivri’de yaÅŸayan tanık oldukları iddia ediliyor. Mahkeme, "Türklüğü aÅŸağıladıkları", "kin ve düşmanlığa tahrik ettikleri" ve "hukuka aykırı ÅŸekilde veri topladıkları" iddiasıyla yargılanan sanıklar TaÅŸtan ve Topal'ı yeniden dinledi. Tanıklarin dinlenmesi için adlarına tebligat yapılmasına karar veren mahkeme, yargılamaya 13 Mart 2008 tarihinde devam edecek.

Emekli hakim Zekeriya DilsizoÄŸlu’nun “Her 10 bin cinayet davasının dokuz bininde kadın parmağı var” sözünü eleÅŸtiren Gaziantep Sabah gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nurgün BalcıoÄŸlu hakkında açtığı 100 bin YTL’lik manevi tazminat davasının görülmesine 29 Kasım’da devam edildi. Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesi, DilsizoÄŸlu ve BalcıoÄŸlu’nun maddi durumlarının araÅŸtırılması için yazılan müzekereye yanıt gelmediÄŸi için duruÅŸmayı 14 Åžubat 2008 tarihine erteledi. Aynı yazısı nedeniyle “hakaret” iddiasıyla Gaziantep 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan ceza davasıysa 7 Kasım’da zamanaşımından düştü. 15 Åžubat 2007’de manÅŸetten yayımlanan “Bu Hakim O Hakim mi?” baÅŸlıklı yazıda Balcığlu, DilsizoÄŸlu'nun ölen kardeÅŸiyle ilgili gazetelere verdiÄŸi ilanda iki eÅŸinden birinin bile adına yer vermediÄŸini örnek göstererek emekli hakimin "kadın düşmanı" tavrını eleÅŸtirmiÅŸti. DilsizoÄŸlu, "Åžahsına ağır hakaretlerde bulunulduÄŸu" gerekçesiyle gazete sahibi Ayten Kale, BalcıoÄŸlu ve gazetenin sorumlu müdürü Fethullah Kapkapcı hakkında tazminat davası açmıştı.

Vicdani retçi Erkan Bolot ile yapılan ve Birgün gazetesinin 30 Ekim 2005 tarihli Pazar Ekinde "SavaÅŸların İnsan Kaynağını Kurutalım" baÅŸlığıyla yer verilen söyleÅŸiden muhabir Gökhan Gencay ve sorumlu müdürü İbrahim ÇeÅŸmecioÄŸlu hakkında “halkı askerlikten soÄŸutmak” iddiasıyla açılan davanın dosyası özel yetkili İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. TCK'nin 318. maddesinden açılan davada BeyoÄŸlu 2. Asliye Ceza Mahkemesi, ÇeÅŸmecioÄŸlu hakkında Basın Kanunu uyarınca takipsizlik kararı vermiÅŸ, ancak daha sonra 3713 Sayılı TMY’de 5532 Sayılı Yasa ile yapılan deÄŸiÅŸiklik nedeniyle yetkisizlik tartışması yaÅŸanmıştı. Aynı iddiayla yazı ile röportajlardan toplam 21 yıl hapsi istenen Ülkede Özgür Gündem gazetesi muhabiri Birgül Özbarış'ın davaları da Ağır Ceza'ya sürüyor. Özbarış hakkında, 24 Nisan 2006'da çıkan "KardeÅŸlerinize Silah Çekmeyin" ile 9 Nisan 2006'da çıkan "Vicdani Retçi Savda: Askere Gitmeyin" baÅŸlıklı haberlerden davalar açılmıştı. 27 Temmuz'da aynı mahkeme, haftalık Yeni Aktüel dergisinde Aralık 2005'te yayımlanan "Vicdani Ret Bir İnsan Hakkıdır" baÅŸlıklı yazısından aynı iddia ile yargılanan yazar Perihan MaÄŸden hakkında beraat kararı vermiÅŸti.

28 Kasım’da İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi, Mesut Barzani'nin iki ciltlik "Barzani ve Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi" adlı kitap nedeniyle iki ayrı davadan yargılanan Doz Yayınları eski sahibi Ahmet Zeki OkçuoÄŸlu ile Ali Rıza Vural’ın dosyalarının birleÅŸtirilmesini reddetti. Mahkeme, OkçuoÄŸlu’nun adresinin tespit edilmesini için Cumhuriyet Savcılığı’na yazı yazılmasına ve yargılamaya 28 Mart 2008 tarihinde devam edilmesine karar verdi. OkçuoÄŸlu, çevirmen Vahdettin İnce ve Can Matbaası sahibi Bedri Vatansever hakkında, yayın tarihi Åžubat 2003 olduÄŸu için “kin ve düşmanlığa tahrik” baÅŸlıklı eski TCK’nın 312/2 son maddesi ve yürürlükten kaldırılan “bölücülük propagandası”na dair TMY’nin 8/1-3 maddesinden dava açılmıştı. OkçuoÄŸlu’nun sonuçta hangi temelde yargılanacağı henüz bilinmiyor. Kitabın Mayıs 2005’te yapılan ikincisi baskısından ise Vural hakkında, 5 Ekim 2005 tarihinde bu kez, TCK’nın 301/2 maddesinden bir daha daha açıldı. "Cumhuriyeti neÅŸren tahkir ve tezyif ettiÄŸi” gerekçesiyle iki yıla kadar hapis istemiyle yargılanan Vural, 28 Kasım’da BeyoÄŸlu 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde duruÅŸmaya çıkması bekleniyordu. Ancak dosyası OkçuoÄŸlu dosyasıyla birleÅŸtirilmesi talebiyle İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildiÄŸi için yargılama gerçekleÅŸemedi. BeyoÄŸlu Cumhuriyet Savcısı Nihat Erdem'in üç yıl hapis istemiyle yargılanmmasını istediÄŸi editör Vural’ın bir daha ne zaman yargılanacağına Asliye Ceza Mahkemesi karar verecek. OkçuoÄŸlu, “Kürdistan”, “Hakkari , bir Kürt ilçesi”, “Türkiye Kürdistanı” gibi ifadelerden sanık olurken Vural’ın davası, "Kürtler peÅŸ peÅŸe isyan çıkardılar, emperyalistlere haklarını gasp eden bölge devletlerine karşı ayaklandılar. Bütün ayaklanmalar ÅŸiddetle bastırıldı Türkiye'de Mustafa Kemal, Kürtleri çok sert bir biçimde ezdi” sözlerinden açıldı.

27 Kasım’da İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Yargıtayın usul bozma kararı vermesinden sonra, daha önceki yargılamada hapisten ertelemeli 900 YTL para cezası verdiÄŸi Türkiye'de ve Avrupa'da Yazın dergisi yazarı Emin Karaca'ya TCK’nın 301. maddesinden aynı cezayı verdi. Yargıtay kararından sonra 3 Ekim’de süren davada duruÅŸma savcısı, Deniz GezmiÅŸ, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idamlarıyla ilgili orduyu eleÅŸtirdiÄŸi için Karaca'nın mahkum edilmesini istemiÅŸti. Karaca, DoÄŸan Özgüden ve Mehmet Emin Sert ile yargılandığı davada Eylül 2005'te hapisten ertelemeli 900 YTL para cezasına çarptırılmıştı. BeÅŸ yıllık davada Yargıtay, karar tutanağında zabıt katibinin imzası bulunmadığı için kararı usulden bozmuÅŸtu. İfadesi alınamadığı için Özgüden'in dosya ayrılırken Sert beraat etmiÅŸti.

Sesonline.net sitesi Yayın Yönetmeni Yalçın ErgündoÄŸan 26 Nisan 2005'te Birgün gazetesinde yayınlanan "Müritleri Haydar BaÅŸ'a baÅŸ kaldırdı" haberi nedeniyle Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel BaÅŸkanı Haydar BaÅŸ'ın açtığı tazminat davasında mahkum oldu. 23 BeyoÄŸlu 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin YalçındoÄŸan'ı bin 500 YTL tazminat ödemeye mahkum ettiÄŸi 23 Kasım’da öğrenildi. Kararı temyiz edeceÄŸini söyleyen ErgündoÄŸan mahkemeye verdiÄŸi savunmasında şöyle demiÅŸti: "Åžimdi bir partinin genel baÅŸkanı olan Haydar BaÅŸ'ın uzun süre birlikte olduÄŸu müritlerinin, tarikattan ayrılmalarını ve ayrılış gerekçelerini bir İnternet sitesinde (Haydar BaÅŸ'ın Gerçek Yüzü sitesi) yayınlamaları, haber deÄŸil midir?". 26 Aralık'ta süren ve ErgündoÄŸan'ın üç yıl hapsi istendiÄŸi BeyoÄŸlu 2. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki davaya, BaÅŸ hakkında çeÅŸitli mercilerden istenen bilgiler henüz mahkemeye ulaÅŸmadığı için 14 Mayıs 2008’e ertelendi. Aynı yazıdan İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nde açılan 15 bin YTL’2lik tazminat davası da 4 Haziran 2008'de sürecek.

"Korucular devletin bombasıyla balık avlıyor" baÅŸlıklı ve 4 Ocak 2005 tarihli bir haber nedeniyle DİHA muhabiri Rojda Kızgın, İHD eski Bingöl Åžube BaÅŸkanı Rıdvan Kızgın ile iddia sahibi DoÄŸan Adıbelli'ye, yedi kiÅŸinin ÅŸikayetiyle açılan dava dosyası Bingöl Asliye Ceza Mahkemesi’ne taşındı. 22 Kasım’da Bingöl Sulh Ceza Mahkemesi, daha önce Karlıova Sulh Ceza Mahkemesi'nin görevsizlik kararıyla gönderdiÄŸi dosyayı ÅŸimdi yine görevlizlik kararıyla Bingöl Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verdi. Bingöl Sulh Ceza Mahkemesi, TCK’nın 301/2. maddesi uyarınca üç sanığı "Türkiye Cumhuriyeti Devletini, devletin askeri ve emniyet teÅŸkilatını alenen aÅŸağılamak" iddiasıyla altı aydan iki yıla kadar hapis istemiyle yargılıyordu.Avukat Servet Özen, korucularla ilgili iddialardan 301. maddeden dava açılmasını eleÅŸtirdi.

Dicle Üniversitesi Siirt EÄŸitim Fakültesi öğretim üyesi Ergun Çelik'in ÅŸikayetiyle Siirt'te Mücadele gazetesi sahibi Cumhur KılıççıoÄŸlu hakkında açılan davada Siirt Asliye Hukuk Mahkemesi, Siirt Asliye Ceza Mahkemesi'nin verdiÄŸi ve Yargıtay Ceza Dairesi’ne taşınan dosyadan çıkacak kararı bekliyor. 12 Åžubat'ta Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 3 bin YTL tazminat cezasına çarptırılan KılıççıoÄŸlu ile ilgili kararı bozmasından sonra ard arda ertelenen yargılama 28 Ocak 2008’de sürecek. Yargıtay Hukuk Dairesi, bozmaya, ceza yargılamasının sonucunu beklemeden karar verilmesi ve hangi habere ne kadar tazminat biçildiÄŸini belirtilmemesini gerekçe olarak göstermiÅŸti. 52 yıllık gazeteci KılıççıoÄŸlu, Üniversite sorunlarını ele alan haber ve yazılarda Çelik'e hakaret ettiÄŸi gerekçesiyle 22 Kasım 2005'te hapisten ertelemeli bin 519 YTL para cezası; tazminat davası da 6 Aralık 2005'te 3 bin YTL mahkumiyetle sonuçlanmıştı. Gazeteci, her iki kararı da temyiz etmiÅŸti.

Beytüşşebap Savcılığı, DHA muhabiri Emin Bal hakkında, haberini yaptığı cenazede PKK lehine atılan sloganları 'emniyete bildirmediÄŸi' gerekçesiyle dava açtı. Gazeteci, Beytüşşebap Sulh Ceza Mahkemesi’nde 17 Ocak 2008 tarihinde yargılanmaya baÅŸlayacak. "İşlenmekte olan bir suçu adli veya idari mercilere bildirmeyen kiÅŸinin, bir yıla kadar hapis ile cezalandırılması”nı öngören 278. maddeden yargılancak olan Bal, "Hakime, gazetecilik görevimin gereÄŸini yerine getirdiÄŸimi söyledim. Yanlış bir ÅŸey yapmadığımı ifade ettim" dedi. Gazetecinin tanıklıklığa ve ihbarcılığa zorlanamayacağını vurgulayan TGC, “TCK ile ilgili eleÅŸtiri ve önerilerimizi 'uygulamayı görelim' diye geciktirmeye çalışan yetkililer, sanırız gördüklerini deÄŸerlendirmeyi düşüneceklerdir” dedi. Basın Konseyi BaÅŸkanı Oktay EkÅŸi, “Söz konusu yasa çıkarken yaptığımız eleÅŸtirileri dikkate almayanların bu tür olaylar karşısında utanacaklarını umut ediyorum” dedi.

ViranÅŸehir Asliye Ceza Mahkemesi, “Türkiye ve Kürdistan devlet kaynaklı cinsel ÅŸiddete fail sayısı olarak bakacak olursak askerler çoÄŸunluktadır; çok olmasının nedeni de Kürdistan da yaÅŸanan savaÅŸtır” dediÄŸi için insan hakları savunucusu ve hukukçu Eren Keskin’in, “kin ve düşmanlığa tahrik” iddiasıyla mahkum etti. Eski TCK’nın 312/2 maddesi uyarınca 16 Ekim’de alınan karar Keskin’e 20 Kasım’da tebliÄŸ edildi. Mahkeme “cezanın sanık üzerinde olası etkileri”ni dikkate alarak cezayı 10 ay hapse indirdi ve 647 Sayılı Yasanın 4. maddesi uyarınca da cezayı 3 bin 300 YTL’ye çevirdi. KonuÅŸmada geçen “Kürdistan” sözü cezaya dayanak oluÅŸtururken Bulanık Cumhuriyet BaÅŸsavcılığı, bu yıl 19 Temmuz'da, aynı ifadenin, “kabul edilebilir olmasa da düşünce açıklamaktan ibaret olduÄŸuna" karar vermiÅŸ ve Keskin hakkında dava açılmasına gerek görmemiÅŸti.

54'ü DTP’li, 56 belediye baÅŸkanı hakkında Danimarka BaÅŸbakanı Anders Fogh Rasmussen'e Roj TV'nin kapatılmaması için mektup gönderdikleri gerekçesiyle açılan dava 29 Ocak 2008 tarihine kaldı. 20 Kasım’da Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, müdahil avukatlarının talebi üzerine, Roj TV’nin kapatılmamasına iliÅŸkin Danimarka Medya SekreterliÄŸi'nin verdiÄŸi karara iliÅŸkin belgenin orijinal olarak Flamenkçe dilinden Türkçe’ye yapılacak resmi tercümesini dikkate almaya karar verdi. Danimarka BüyükelçiliÄŸi’ne uluslar arası iliÅŸkiler üzerinden yazı yazılacak. Belediye baÅŸkanlarının "Terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek" ile suçlandığı davada esas hakkındaki mütalaasını sunan duruÅŸma savcısı, 53 belediye baÅŸkanına 7,5 yıl ile 15 yıl arasında deÄŸiÅŸen hapis cezaları; üçü için de beraat istemiÅŸti. Sanıklar, TCK’nın 314/3 ve 220/7 maddeleri uyarınca yargılanıyorlar.

30 yıl önce öldürülen ODTÜ Öğrenci Temsilcileri Konseyi yöneticisi ErtuÄŸrul Karakaya'yı geçen yıl Salihli'deki mezarı başında anan annesi AyÅŸe Karakaya ve 19 kiÅŸi 16 Kasım’da beraat etti. Salihli 1. Sulh Ceza Mahkemesi, 73 yaşındaki AyÅŸe Karakaya ve anma törenine katılan 19 kiÅŸi hakkında TCK’nın 215. maddesiyle yöneltilen "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla ilgili, “suç unsuru yok” dedi. Mahkeme BaÅŸkanı Nuray Åžavrak da, CMK’nın 223/2 c maddesi uyarınca AyÅŸe Karakaya, Erol Karakaya, Fikret ErginbaÅŸ, Okan Esen, Hasan Gezer, Turgut Güler, Nazif Cengiz Kutlu, Süreyya Özdemir, Yasemin Erden, Edhem Sarıhan, NurÅŸen Karakaya, İsmail Fethi Eken, Metin Kocabıyık, Mehmet ÇiÄŸerci’nin beraatine karar verdi. Mahkeme, gerekçeli kararında, “Bir kiÅŸinin, bir grubun ya da bazı bilgi ve belgelerin baÅŸlı başına bir kiÅŸiyi suçlu ya da bir eylemi suç olarak belirlemesi, demokratik ve hukuk devletinde kabul edilemez” dedi. Ancak Cumhuriyet Savcısı, beraat kararını temyiz etti. Dosya Yargıtay’a taşınmış oldu.

Åžarköy Asliye Ceza Mahkemesi, AKP’li Belediye BaÅŸkanı Can Gürsoy ve iki Belediye Meclis üyesine hakaret ettiÄŸi gerekçesiyle Åžarköy'ün Sesi gazetesi yazarı Yakup Önal hakkında açılan ceza davasıyla ilgili dosyayı bilirkiÅŸiye gönderdi. Dosya, bilirkiÅŸiye İstanbul Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesi kanalıyla gidecek. Savcı Hüseyin Koçaslan’ın 10 yıl hapis cezası istediÄŸi gazeteciye ait "Büyüklere Masallar-Pinokyo ve Dokuz Cüceler" baÅŸlıklı yazıların suç teÅŸkil edip etmeyeceÄŸine bilirkiÅŸi karar verecek. Yargılamaya da 20 Åžubat 2008’de devam edilecek. 20 Temmuz 2005'te "BaÅŸkan Pinokyo ve Dokuz Cüceler" yazı dizisine baÅŸlayan gazeteci, bunlardan birinde, "Bir varmış bir yokmuÅŸ...Ülkenin birinde, deniz kenarında bulunan Åžarki adlı kasabasında Pinokyo adlı bir baÅŸkan varmış. Pinokyo'nun her kararına emme basma tulumba gibi onay veren dokuz cücesi varmış" demiÅŸti. Gürsoy’un açtığı tazminat davasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, kararı 26 Kasım’da usülen bozdu.

Emniyette fuhuÅŸ, dayak ve hakaret iddialarını gündeme getirdiÄŸi için bir hafta hapiste kalan Afyonkarahisar EmirdaÄŸ gazetesi sorumlu müdürü Mustafa Koyuncu EmirdaÄŸ Emniyet Müdürlüğü’nde görevli 44 polisin ÅŸikayetçi olması üzerine hem altı yıl hapis hem de 440 bin YTL tazminat istemiyle yargılanıyor. İddiaları gazetesinin 12 Mart 2007 tarihli sayısında "AB'ye Böyle mi Girmeliydik? Görevlerini Kötüye Kullanıyorlar" baÅŸlığıyla haberleÅŸtiren Koyuncu, "yayın yoluyla hakaret" ve "iftira" iddiasıyla 13 Mart'ta tutuklanmış, tekzip yayımlaması ÅŸartıyla bir hafta sonra tahliye edilmiÅŸti. EmirdaÄŸ Asliye Hukuk ve Asliye Ceza Mahkemeleri'nde 15 Kasım’da yargılanan gazeteci, bir daha 30 Ocak 2008’de hakim karşısına çıkacak.

Demokrat İskenderun gazetesi sahibi Ersen Korkmaz, beÅŸ yıldır 301. maddenin eski hali olan 159. maddeden yargılandığı davada 14 Kasım’da bir kez daha yargılayan İskenderun 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı. Türkiye Komünist Partisi'nin (TKP) Eylül 2002'deki bir panelini izledikten sonra "Kürtlerin Önderi Alındı FaÅŸistlere Teslim Edildi" baÅŸlığıyla haberleÅŸtirdiÄŸi için Korkmaz ve TKP yetkilisi Necmettin Salaz, "Askeri ve emniyet kuvvetlerini tahkir ve tezyif" iddiasıyla ve üç yıl hapis tehdidiyle yaşıyor. Yargılama, bir kez daha panelle ilgili yerel GüneÅŸ TV'den gönderilen CD’ye ait bant çözümlerinin beklenmesi için 14 Mart 2008 tarihine bırakıldı.

13 Kasım’da İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, Kandil Dağı'nda Kongra-Gel militanlarıyla röportaj yaptığı için “örgüt açıklamalarını yayımlamak” iddiasıyla cezalandırdığı Hürriyet gazetesi muhabiri Sebati Karakurt'ın cezasını artırdı. Mahkeme savcısı SavaÅŸ KırbaÅŸ’ın, 455 YTL ön ödemeli para cezası verilen gazetecinin “suçu”nun “Terör örgütü propagandası yapmak” olduÄŸunun aradan geçen iki ayda fark etmesi üzerine Karakurt’un cezası 20 bin YTL’ye çıktı. Gazetecileri avukat Nurcan Çalışkan temsil etti. Savcı KırbaÅŸ’ın esas hakkında mütalaasını sunması için süre tanıyan mahkeme, yargılamaya 26 Åžubat 2008 tarihinde devam edecek. 10 Ekim 2004'te çıkan "Kandil'de kadın bilinci Kürtçülüğü aÅŸtı" röportajından Karakurt ve sorumlu müdür Hasan Kılıç, 9 AÄŸustos’ta görülen duruÅŸmada, "Terör örgütü açıklamalarını yayımlamak"tan suçlu bulunmuÅŸ; diÄŸer sorumlu müdür Necdet Tatlıcan da 20 bin YTL ön ödemeli para cezasına çarptırmıştı.

İstanbul Basın Savcısı Nurten Altınok, Sabah gazetesinde 12 Haziran 2007'de yayımlanan "Bunlar imkansız mı" baÅŸlıklı yazısından gazeteci-yazar Umur Talu hakkında Genelkurmay BaÅŸkanlığı’nın yaptığı ÅŸikayette takipsizlik kararı verdi. 12 Kasım’da öğrenilen kararda, “Gazeteci mesleÄŸi ve insanlık gereÄŸi, Silahlı Kuvvetler'de bir sınıfın içinde bulunduÄŸu durumu dile getirip bunların iyileÅŸtirilmesini istediÄŸini belirtmiÅŸtir” denildi. Askerlerden aldığı mektup ve mesajlardaki talepleri dillendiren Talu, "Cenazelerine üst rütbelilerin de gittiÄŸi astsubayların, özellikle de tamamen dışlanan uzman çavuÅŸların, saÄŸ iken de üst rütbelilerce insan yerine konması ve aileleriyle en iyi koÅŸullarda(ki) orduevlerine kabulü..."nü istemiÅŸti. Talu, "Astlık- üstlük münasebetlerini zedelediÄŸi, amir veya komutanlara karşı güven hissini yok etmeye matuf olarak alenen tahkir veya tezyif edici fiil ve harekette bulunmak” ile suçlanıyordu. Talu'nun, Askeri Ceza Kanunu'nun (ACK) 95/4 maddesi uyarınca altı aydan üç yıla kadar hapsi isteniyordu.

Diyarbakır'a bağlı Sur Belediyesi'ndeki hizmetleri Türkçe dışında Kürtçe, Ermenice ve Süryanice verdiği için Danıştay 8. Dairesi kararıyla başkanlığı düşürülen Abdullah Demirbaş hakkında "görevi kötüye kullandığı" ve "devrim kanununa aykırı hareket ettiği" gerekçesiyle açılan dava başladı. İddianamede, çok dilli hizmet verme kararını alan belediye meclis üyelerinin de aralarında yer aldığı 19 kişi ve bu kararı onaylayan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi başkanı Osman Baydemir'in de TCK'nın 257. maddesi uyarınca "görevi kötüye kullanarak kamuyu zarara uğratmak" ve 222. maddesi gereğince de "Şapka ve Türk harflerine aykırı hareket etmek" iddiasıyla 1 yıl iki aydan 3 yıl 6 aya kadar hapisleri isteniyor. Diyarbakır Baro Başkanı avukat Sezgin Tanrıkulu, hukukun özellikle de Diyarbakır'da oldukça zorlandığını ifade ederek, "TCK'nin 257. maddesinde kamu zararı aranıyor. Kim ne şekilde zarar görmüş belli değil. Suçun maddi unsurlarının hangisi gerçekleşmiş, anlayamadım" diye kaydetti. Davaya 29 Şubat 2008'de devam edilecek.

Adıyaman Gerger Fırat gazetesi sahibi Hacı BoÄŸatekin, kaleme aldığı "Türkiye Yanlış Yaptı" baÅŸlıklı imzasız yazı nedeniyle 6 Kasım'da bir kez daha mahkemeye çıktı. Gerger Asliye Ceza Mahkemesi, duruÅŸma savcısı Sedat Turan’ın görüşüne uyarak, dile getirdiÄŸi iddiaların BaÅŸbakanlıktan sorulmasını talep eden gazetecinin isteÄŸini reddetti; gazeteciden delil getirmesini istedi. 10 Mart 2007'de yayımlanan yazıda "Devlet yanlış yaptı. Nerde ve Ne zaman? Dün, DoÄŸu ve GüneydoÄŸu'da. Sonra da İstanbul'da. MaraÅŸ'ta, Sivas'ta. Bugünse, Trabzon'da, İstanbul'da, Mersin'de ve GüneydoÄŸuda..." diyen gazeteci, "devleti alenen aÅŸağılamak" iddiasıyla ve iki yıl hapis tehdidiyle karşı karşıya. Yargılamaya 16 Ocak 2008'de devam edilecek. Gazeteci, “Tamamen kalkmasa dahi 301. maddenin Türkiye’nin dahil olmak istediÄŸi birliÄŸin hukuk kurallarına çekilmesi gerekiyor" dedi.

Yargıtay Cumhuriyet BaÅŸsavcısı, “Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Raporu”nda “kamu güvenliÄŸi açısından açık ve yakın tehlike olduÄŸuna iliÅŸkin somut olgu bulunmadığı"nı belirterek, Prof. Dr. İbrahim KaboÄŸlu ve Prof. Dr. Baskın Oran hakkındaki beraat kararının bozulmasına itiraz etti. 5 Kasım'da öğrenildiÄŸine göre BaÅŸsavcı, Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 12 Temmuz 2007 tarihli kararıyla iki akademisyenin “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçundan verilen beraat kararının bozulması yönünde alınan karara itiraz etti. 312/2 maddesinde tanımlanan suçun TCK’nın 1 Haziran 2005'te deÄŸiÅŸtirilmesinden sonra “soyut tehlike” suçu olmaktan çıkarılıp “somut tehlike” suçu haline getirildiÄŸine yer verilen gerekçede, “suçun oluÅŸması için kamu güvenliÄŸinin bozulması tehlikesinin somut olgulara dayalı olarak varlığı gereklidir” denildi; beraat kararının onanması istendi. İtirazı Yargıtay Ceza Genel Kurulu görüşecek.

Mardin Kızıltepe´de polislerce öldürülen Ahmet Kaymaz ve 12 yaşındaki oÄŸlu UÄŸur Kaymaz´la ilgili davada Kaymaz ailesinin avukatlığı üstlenen Tahir Elçi’yi “adil yargılamayı etkilemeye teÅŸebbüs" iddiasıyla yargılayacak tarafsız bir mahkeme kurulamadı. Cinayet davasını gören EskiÅŸehir Ağır Ceza Mahkemesi heyetiyle aynı olduÄŸu için daha önce mahkeme heyetini reddeden Elçi, Kütahya Ağır Ceza Mahkemesi kararıyla oluÅŸturulan yeni heyetin baÅŸkanlığına yine cinayet davasını ele alan mahkemenin baÅŸkanı Nuran Berk yer alınca ikinci kez itiraz etti. 30 Ekim’de Elçi’nin avukatlarının itirazı üzerine Hakim Nuran Berk de davadan çekildi. Dosya bir kez daha, mahkemeye yeni bir baÅŸkan seçmesi için Kütahya Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. Bu mahkeme ikinci kez heyet oluÅŸturulacak. “Biz tarafsız bir yargılama istiyoruz. Adaletin burada gerçekleÅŸmesini istiyoruz” dediÄŸi için yargılanan Elçi, bir daha 31 Ocak 2008’te hakim karşısına çıkacak.

Yeni Asya gazetesi sorumlu yazı işleri müdürü Faruk Çakır, "Danıştay davası genişleyecek" ve "Danıştay Soruşturması Genişletiliyor" başlıklı haberlerde "Soruşturmanın gizliliğini ihlal ettiği" gerekçesiyle yargılanacak. Bağcılar Cumhuriyet Savcısı Ali Çakır, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Danıştay 2. Dairesi üyelerine yönelik saldırıyla Ümraniye'de bir gecekonduda cephane bulunmasıyla ilgili olayla bağlantıların araştırılacağını duyuran haber nedeniyle dava açtı. 25 Temmuz'da açılan davada, haberi yazan muhabirlerin adını açıklamadığı için Çakır'ın kendisinin, TCK'nın 285/1-3 maddesinden 4,5 yıla kadar hapsi isteniyor. 23 Haziran 2007'de yayımlanan iki yazıda, "Danıştay davasıyla ilgili olarak, bu olaydan dolayı şüpheli ve tutuklu bulunan ve haklarında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma evrakındaki bazı ifade örneklerine yer verilerek" soruşturmanın gizliliğinin ihlal edildiği savunuluyor.

24 Ekim'de Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi, haftalık Nokta dergisine, güvenlik uzmanı Lale Sarıibrahimoğlu'yla yapılan "Asker iç güvenlikten elini çekmeli" başlıklı röportaj nedeniyle "devletin askeri kuvvetlerini alenen aşağılamak" suçlamasıyla açılan davayı ele almaya başladı. 8 Şubat'ta çıkan röportajı gerçekleştiren muhabir Ahmet Şık ve sözleri nedeniyle suçlanan Sarıibrahimoğlu TCK'nın 301. maddesi uyarınca 2'şer yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyorlar. Mahkeme, şehir dışında görevli olduğu için Şık'a davetiye çıkarılmasına ve Sarıibrahimoğlu'nun avukatı Ümit Kardaş'ın görevsizlik kararı verilmesi yönünde ilettiği talebin reddine karar verdi. Şık'ı hukukçu Fikret İlkiz'in temsil ettiği duruşmada savunmasını yapan Sarıibrahimoğlu, röportajda bazı bölümleri iki gazetecinin sohbeti babında söylediğini, böyle olsa bile röportajın devlet kurumlarının daha iyi bir şekilde işlemesi için eleştiri olarak kabul edilmesi gerektiğini ifade etti. Dava 3 Nisan 2008'e kaldı. Gazeteciler, "Polis-Jandarma Çekişmesi Neyi Gösteriyor?" başlıklı röportaj ve devamındaki "Asker iç güvenlikten elini çekmeli" haberi nedeniyle Jandarma Genel Komutanlığı'nın şikayetiyle yargılanmaya başlamıştı.

18 Ekim'de İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, bir yazıda 1972 yılında Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamını engellemek için gerçekleştirilen Kızıldere eylemini "destansı bir tarih" olarak nitelendirdiği için Tek Yol Devrim Hareket dergisi yazı işleri müdürü Kemal Bozkurt'u mahkum etti. Derginin Mart 2004 tarihli sayısında yer alan "Bir Gün Mutlaka" başlıklı yazıda "suç sayılan fiili övdüğü" gerekçesiyle mahkeme, savcının mütalaası doğrultusunda Bozkurt'u TCK'nın 215. maddesinden bir ay hapisle cezalandırdı; 218. madde uyarınca cezayı bir buçuk ay hapse çıkardıktan sonra da 900 YTL paraya çevirdi. Bozkurt'un avukatı Erdal Doğan, AİHM'in Observer-Guardian/ Birleşik Krallık ve Handyside/ Birleşik Krallık Danimarka kararlarını örnek gösterdiyse de mahkemeyi ikna edemedi. Yazıda, "Deniz, Hüseyin ve Yusuf'un idam edilmesini engellemek için giriştikleri bir eylemle katledildiler. 1972 yılının Kızıldere'si devrimcilerin bilincine kazınmış destansı bir tarihtir (...) Üzerlerine yağan kurşunlara göğüs gerdiler, inançlarının asla yok edilemeyeceğini, teslim alınmayacağını egemenlere destansı bir direnişle gösterdiler. Birlikte mücadele etmenin de tarihi Kızıldere'de yazılmıştır" deniyordu.

Yargıtay Cumhuriyet BaÅŸsavcılığı’nın, “İş Bilenin, Kılıç KuÅŸananın” baÅŸlıklı yazıda “devletin askeri kuvvetlerini tahkir ve tezyif ettiÄŸi” iddiasıyla yargılanan sansursuz.com sitesi yazarı Rahmi Yıldırım hakkındaki beraat kararın onanmasını istediÄŸi 14 Ekim’de öğrenildi. Yargıtay BaÅŸsavcılığı, Genelkurmay BaÅŸkanlığı'nın ÅŸikayetiyle TCK’nın 301. maddesinden Ankara 12. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Yıldırım’ın kullandığı “PaÅŸalar sermaye düzeninin koruyucusu, neferi, aktörü, figüranları” ifadelerinin sert, sarsıcı ve incitici olduÄŸunu, ancak, ifade özgürlüğü kapsamında deÄŸerlendirilmesi gerektiÄŸini vurguladı.Yargıtay'ın berat kararını bozması durumunda Yıldırım yeniden yargılanacak.

11 Ekim'de ÅžiÅŸli 2. Asliye Ceza Mahkemesi, “Türklüğü aÅŸağıladıkları” gerekçesiyle yargıladığı Agos gazetesi Yazı İşleri Müdürü Arat Dink ve İmtiyaz Sahibi Serkis Seropyan'ı TCK’nın 301/1 maddesi uyarınca birer yıl hapis cezasına çarptırdı. Dink ve Seropyan'ın cezası sabıkaları olmadığı göz önüne alınarak ertelendi. Gazetecilerin avukatı Fethiye Çetin verilen cezayı haksız bulduklarını ve temyiz edeceklerini açıkladı. Dava, Hrant Dink'in Reuters Haber Ajansı'na verdiÄŸi bir demecin saÄŸcı-milliyetçi avukatların kurduÄŸu Büyük Hukukçular BirliÄŸi'nden Recep AkkuÅŸ'un ÅžiÅŸli Savcılığı'na ÅŸikayeti üzerine açılmıştı. Hrant Dink Reuters'e verdiÄŸi demeçte 1915 olaylarını "soykırım" olarak nitelemiÅŸ ve "Dört bin yıldır bu topraklarda yaÅŸayan halkın bu olanlarla birlikte artık ortadan yok olduÄŸunu görüyoruz" demiÅŸti. Dink'in bu sözleri dolayısıyla açılan soruÅŸturma haberi ve Reuters'e verdiÄŸi demeç 21 Temmuz 2006'da "301'e Karşı Bir Oy" baÅŸlığıyla Agos'ta duyuruldu. ÅžiÅŸli Cumhuriyet Savcılığı Hrant Dink, Arat Dink ve Seropyan hakkında dava açmış, ancak Hrant Dink'in 19 Ocak 2007'de öldürülmesi üzerine hakkındaki dava düşmüştü. Mahkeme, daha sonra yayımladığı 20 sayfalık gerekçeli kararında, "Türklere yapılan isnadın tarihsel bir gerçek olarak kabul edilmesi halinde sanıkların eylemi hukuka uygun sayılacağından bu konuyla ilgili tarihi belgelere baÅŸvurma zorunluluÄŸu duyulmuÅŸtur" diyerek tarih kitaplarına referans yaparak kendi tezini oluÅŸturdu.

5 Ekim'de Tunceli Asliye Ceza Mahkemesi, geçen yıl Şırnak ve Silopi’deki çatışmalar sonrası yaptığı konuÅŸmadan Emek Partisi (EMEP) İl BaÅŸkanı Hüseyin Tunç’ı “suçu ve suçluyu övdüğü” gerekçesiyle hapisten para cezasına mahkum etti. Avukat Barış Yıldırım, Tunç’un 5 Ekim’de mahkum olduÄŸu bin 500 YTL’lik para cezasına temyiz yolu kapalı olduÄŸu için ve “siyasi vasfa sahip kiÅŸi olarak Tunç’un daha geniÅŸ olması gereken ifade özgürlüğü hakkının kısıtlandığı" gerekçesiyle 17 Ekim'de AİHM'e baÅŸvurdu. TCK'nın 215/1 maddesinden cezalandırılan Tunç, Tunceli’de 2 Eylül 2006 tarihinde yaptığı konuÅŸmada “Şırnak ve Silopi’de çatışmalar var ve orada askerler öldü. İnanın ki yüreÄŸimiz sızlıyor, onların ailelerini düşündükçe. Aynı ÅŸekilde Kürtlerin Åžehitleri olacaklar için de yüreÄŸimiz sızlıyor, yüreÄŸimiz parçalanıyor” demiÅŸti. Tunç, “..barıştan söz edenlerin kafasına cop iniyor, barıştan bahsedenler hücre cezasına çarptırılıyor…ülke içerisinde barıştan bahsedenleri linç ediyorlar..bu ikiyüzlülüğü nefretle kınıyoruz….EÄŸer ki Türkiye Cumhuriyeti devleti ve onun hükümeti ve onun muhalefeti Kürtleri kendilerine muhatap kabul etmiyorlar ise bunlar yalancıdır, bunlar ikiyüzlüdür, bunlar halk düşmanıdır, bunlar vatan hainidir” sözlerinden 301. madde uyarınca açılan davada beraat etti.

4 Ekim'de Batman Ağır Ceza Mahkemesi, iki yıl önce Hasan İş´in öldürülmesiyle ilgili 16 Haziran 2005 tarihinde yaptığı basın aÃ