"KESK'te Yaşananlar İlk Değil, Çözüm Kadın Dayanışmasında"

Petrol-İş Kadın Dergisi'nden Akgökçe, "Cinsel taciz, bir erkeklik suçudur; kadının beyanı esastır. Yaşananların erkeklerin seçim hesaplarına kurban gitmemesi için konfederasyon içindeki tüm kurulların işletilmesi gerekir" dedi. "Bu da kadınların birlikte hareket etmesiyle mümkün."

İstanbul - BİA Haber Merkezi
30 Kasım 2010, Salı

"Erkeklerin iktidarda olduğu bir yerde, kadınlara dayatılan davranış pratikleri var; erkeklerse yaptıklarının yanlarına kalacağına inanıyor. Bu iktidarı kırmanın tek yolu, kadınların birbirlerine sahip çıkması. Kadınlara yönelik suçlar karşısında tüm kimlik siyasetlerini bir yana bırakıp birlikte hareket edebilmemiz gerekiyor."

Petrol-İş Kadın Dergisi'nden Necla Akgökçe, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Genel Sekreteri Emirali Şimşek'in bir kadına tacizde bulunduğu, Yönetim Kurulu'nun ise yaşananlar karşısında sessiz kaldığı iddialarını böyle değerlendiriyor.

"Kadınlara karşı suçlarda, kadının beyanı esastır"

KESK Genel Başkanı Sami Evren ve Yönetim Kurulu Üyesi Adnan Gölpunar, "KESK Yönetim Kurulu'nun iddiaların araştırılması ve sorunun çözüme kavuşturulması konusunda gösterdiği direnç" nedeniyle dün istifa etmişti.

İstifaların ardından yönetim kurulu toplanmış, kurul adına açıklamayı KESK Kadın Sekreterliği yapmıştı. "İddialar kurumu yıpratmaya dönük" diyen Sekreterlik, "Ne kimseyi koruduk ne tacize uğrayan kadının beyanını esas aldık" demişti.

Akgökçe ise, "Cinsel taciz, kadına yönelik bir erkeklik suçudur ve bu tür suçlarda kadının beyanı esas alınır" diyor.

"Tacize, tecavüze uğramış kadınların bunu dile getirmesi çok zordur. Kadınların çok azı, böyle bir şey olmadan olmuş gibi davranırlar."

"Kadın Sekreterleri, kadınların oylarıyla seçilmeli"

Akgökçe'ye göre, KESK'teki taciz iddiaları iki sorun alanını gündeme getiriyor.

İlki, KESK içinde kendilerini farklı bir üst kimlikle tanımlayan kadınların, feministliği bir alt kimlik olarak konumlandırması. İkincisi ise, kadın sekreterlerinin kurultaylar sırasında kadınların oylarıyla seçilmemesi, bunun yerine kazanan liste içinden, grubun başındaki erkek tarafından belirlenmesi.

"Konfederasyonlar bünyesinde genel kurulu kazanan liste içinden bir kadın grubun başındaki erkek tarafından 'kadın sekreteri' olarak atanıyor. Bu nedenle kendi grubuna hissettiği sorumluluk kadınlara karşı duyduğu sorumluluğun önüne geçiyor."

"Sami Evren'in istifası yetmez, tüm kurullar işletilmeli"

Taciz iddialarının hazirandan bu yana gündemde olduğunu, daha önce Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Muğla Şubesi'nde yaşanan bir tecavüz olayının da örtbas edildiğini hatırlatan Akgökçe, "Sami Evren'in istifası çok önemli değil" diyor.

"Biz sendikalarda ve demokratik kitle örgütlerinde ayrımcı uygulamaların, cinsiyetçiliğin, tacizin, tüzük ve programlara geçmesi için mücadele ediyoruz. Ama KESK gibi temel metinlerine cinsiyetçiliğe karşı mücadele edeceğine dair madde koymuş bir konfederasyonda bunların yaşanması, temel metinlerde düzenleme yapmanın yetmeyeceğini gösteriyor."

Akgökçe'ye göre, yaşananların erkeklerin seçim hesaplarına kurban gitmemesi için konfederasyon içindeki tüm kurulların işletilmesi gerekiyor.

Bu da ancak dışarıda ve içerideki kadınların tüm kimlik siyasetlerini bir yana bırakıp birlikte hareket etmesi ve sendika içi mekanizmaların harekete geçirmesiyle mümkün. (BB)

* Eğitim-Sen'den açıklama: Eğitim - Sen Merkez Kadın Sekreteri Gülçin İsbert'in "Muğla'daki tecavüz olayı"na ilişkin 13 Aralık 2010 tarihli açıklaması şöyle:

"İlgili olay Haziran 2007'de olmuş, yerel mahkeme kararlarından sonra bize iletilmiştir. Söz konusu olay önce Muğla Şube Disiplin Kurulu'nun gündemine gelmiş ve bir süre Şube Disiplin Kurulu bünyesinde kaldıktan sonra Genel Merkezimize iletilmiştir.

Merkez Kadın Sekreteri olarak olaydan 27 Mayıs 2009'da haberdar olduktan sonra son derece hassasiyet göstererek olayın üzerine gidilmiştir. Sorun, zaman kaybetmeden merkez disiplin kurulunun gündemine alınmıştır. Sorunun merkez disiplin kurulunun gündemine gelmesi ile eş zamanlı olarak tecavüz ile itham edilen Eğitim-Sen Şube üyesi üyelikten istifa etmiştir.

Kişinin üyelikten istifa etmesi ile sendikamızla hukuksal bağının sona ermesi dolayısıyla bu konuda yapabileceğimiz bir şey kalmamıştır."

 

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN