Bir Kadın Manifestosu: Haksız Tahrik

Bora, Beykal, Şenol, Akşit, Çağlayan, Eviner, Butler, Erdok, Yalter, Koçak, Selek, Moral ve Atagök... Ayegül Sönmez'in editörlüğünde Haksız Tahrik'de buluşan 13 kadın sanatı, eylemi, Kürt kadınları, aydın kadınları, aklı, vajinaları, dünyayı, erkekliği konuşuyorlar.

İstanbul - BİA Haber Merkezi
10 Ekim 2009, Cumartesi

Haksız Tahrik Sergisinden Ayşegül Sönmez'in editörlüğünde "Haksız Tahrik-Bir Sergi Kitabı" Amargi Kadın Dayanışma Kooperatifinden çıktı.Kitapta  akademi ve sanat çevresinden söyleşilen kadınlar şöyle:

Aksu Bora, Canan Beykal, Canan Şenol, Elif Ekin Akşit, Handan Çağlayan, İnci Eviner, Judith Butler, Neşe Erdok, Nil Yalter, Nur Koçak, Pınar Selek, Şükran Moral, Tomur Atagök.

Haksız Tahrik ismini, Türk Ceza Kanunu'nun "ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler" başlığı altında düzenlenen 5237 sayılı "haksız tahrik indirimi" maddesinden alıyor. Bu madde, töre, namus, ırz cinayetlerini besleyen, kadına uygulanan şiddeti adeta imrendiren bir madde olarak varlığını uzun bir süredir devam ettiriyor.

Haksız Tahrik'i "manifesto" diye niteleyen editör Sönmez "önsöz"de şöyle diyor:

"Feminist sanatçılar tanım gereği feminist sanat mı yaparlar? Feminist  olduğunu  inkâr  eden  ya  da  bu  konuda  suskun kalan bir kadının sanatı,  feminist sanat sayılabilir mi? Peki erkek sanatçılar feminist sanat üretebilirler mi? Psikanalitik anlamıyla cinsel farklılığın işleyişini araştıran sanat, feminist sanata girer mi? Kadınlar tarafından yapılan sanat ile cinsiyet olguları arasında mutlaka bir ilişki var mıdır? Tıpkı  kendini  eylem/sergi olarak  tanımlayan Haksız Tahrik sergisinin  bu  sorular  üzerine  düşünmemizi  sağladığı  gibi kitap  da  bu  ve  bu  soruların  içinden  çıkan  başka  sorulara yanıtlar aramamızı sağlıyor.

"Bu söyleşilerden karşımıza çıkan manzara bir tane değil. Bu manzaraların  her  biri,  ataerkil  bir  kültürde  kadın  olmanın anlamına  ilişkin  samimi  ve  sahici  cümleler  içeriyor.  Bu cümleler, kadın olma koşulları ve deneyimini vurguladıkları kadar cinsiyetin aynı zamanda toplumsal bir inşadan ibaret olduğunu  deşifre  ediyor.  Kadının  temsildeki  görünümünü belirleyen yanılsama ilişkilerini ortaya döktükleri gibi cinsel farklılığın psikososyal profilini çiziyor."

Peki kadınlar ne diyorlar?

Mesela Bora'nın verdiği söyleşiden bir alıntıysa şöyle:

"...kişisel hayatın politikasını yapmak gerçekten zor bir iş, hele bunu el yordamıyla öğrenmeye çalışıyorsunuz, feci kazalar çıkabiliyor. Ama ne olur, kişsel hayatın politikasını yapmaya çalışmanın şimdilerde çok karşılaştığım bir tür ahlakçılıkla alakası olmadığını söylememe izin verin."

Haksız Tahrik sergisinin küratörü Şenol'un dikkat çektiği yer de önemli:

"Bir sanatçı olarak feminist bir serginin özlemi içersindeydim ve sürekli eleştirir pozisyonunda olmaktan sıkılmaya başlamıştım. Sanat çevresinden herhangi bir küratörün bu tür bir sergi yapmaya ön ayak olmayacağını hissettiğimdeyse elimi taşın altına koymaya karar verdim."

Juan Vicente Aliaga'nın söyleştiği  Butler "Toplumsal cinsiyet önceden belirlenmiş bir şey değildir, radikal bir şekilde seçimlerle oluşan bir şey de değildir. Bu müphemliği anlamak açısından önemli olabilir. Failliğin en önemli sözcük olduğuna inanmıyorum" diyor.

"Keşke ikincisini, üçüncüsünü yapabilsem" dediği kitabın yazarları olan kadınları kendi hikayeleriyle de "kahraman" diye niteleyen editör Sönmez şöyle diyor:

"Söyleşiler kendi içlerinde de çok katmanlı belgelere dönüşüyor. Deneysel bir kitap. Sanat ve akademiden kadınların yan yana gelip feminizm ışığında soruları yanıtlamalarından öte kendi kişisel hayat öyküleriyle de kadınlığa dair çok şeyler anlatıyorlar.

"Her şeye erkekler karar veriyor hem de her konuda" diyen Neşe Erdok'un, "Çağdaş sanat darbe sonrası başladı, tepki olarak herhalde. Ve kadın sanatçılar en güçlüleri" diyen Nil Yalter'in "Atölye hocalarının karşısında tir tir titrerdik" diyen Nur Koçak'ın, Pınar Selek'in, "Gerek sanatçı gerek kadın olarak feminist olmaktan korkmuyorum, iftihar ediyorum" diyen Şükran Moral'ın, Tomur Atagök'ün söyleşilerini okumak için Haksız Tahrik kitabını Amargi'den temin edebilirsiniz. (EZÖ)

 

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN