Kim Demiş Ki Ben Yapamam?

Türkiye'de ilkleri gerçekleştiren 41 kadının portrelerinin yer aldığı, Köstebek'ten çıkan "Kim demiş ki ben yapamam?" kitabının yazarlarına yazdıkları kadınları sorduk.

Geçtiğimiz günlerde Köstebek Yayınevi’nden pek çok kadın yazarın imzasıyla yayımlanan “Kim Demiş ki Ben Yapamam” isimli kitap, Türkiye tarihinin kadın kimliğiyle ilklerini başaran, bu kimlik ile var olan ve erkek egemen kültüre ve zihinsel sürecine başkaldıran kadınların hayatlarına odaklanıyor.

Çağla Üren’in yayıma hazırladığı kitabın yazarlarından Özlem Özdemir, Elif Çongur, Pelin Buzluk, Banu Bozdemir, Selda Salman ve Çağla Üren’e tek bir soru sorduk:

Yazmak istediğiniz kişiyi seçerken önceliğiniz ne oldu? Bir yazar olarak, tarihe mal olmuş bir kişinin yaşamını öyküleştirirken okuyucuda uyandırmak istediğiniz his neydi?

Özlem Özdemir’den Muazzez İlmiye Çığ ve Safiye Ali

Ben iki önemli kadının hayatını yazdım: Muazzez İlmiye Çığ ve Safiye Ali. Onları seçme nedenlerim ikiye ayrılıyor. Çünkü biri yaşıyor, biri ne yazık ki hayatta değil. Yaşayan ve bugün aramızda olmayan iki kadının ortak noktalarını göstererek çocuklara inandırıcı örnekler sunmak istedim. Muazzez Hanım, ayrıca şahsen tanıdığım ve inanılmaz sevgi, saygı duyduğum bir kadın. Türkiye’nin ve dünyanın sayılı Sümerologlarından biri. Hem onu çocuklar da tanısın istedim hem de yaşamı ve yaptıkları çok değerli. Değerinin yeteri kadar bilinmediğini düşünüyorum. Bu sebeple onu yazmayı bir borç bildim, diyebilirim.

Safiye Ali ise ilk kadın doktorumuz. Türkiye’de tıp fakültesinin olmadığı yıllarda doktor olmak için mücadele etmiş, devlet bursu kazanarak Almanya’da eğitim almayı başarmış ve ülkesine dönerek kendi halkının sağlığı için çalışmış. Kadın olduğu için uzun zaman ciddiye alınmamış ama o vazgeçmemiş. İmkanı olmayanlardan para almamış ama kadın olduğu için daha az ücret vermek isteyenleri kabul etmemiş. O yıllarda kadın erkek eşitliğini savunmuş. Onun açtığı yolda kadınlar doktor olabildiler. Bu çok önemli. Özetle, bu kadınların hayatlarını okuyanlara örnek olmasını ve kızların diledikleri mesleği yapmakta ısrar ederlerse başarılı olabileceklerini görmelerine vesile olmasını isterim.

Elif Çongur’dan Türkan Şoray

Ben kitaba iki öncü kadınımızın hikayesini yazdım; biri Türkan Şoray, diğeri Paralimpik Oyunlar'a katılan ilk kadın tenisçimiz Büşra Ün. Türkan Şoray, benim gibi kendisine derinden hayran herkesin iki satır bile olsa kalem oynatmak için can atacağı bir isimdir. Dolayısıyla seçtim demek hadsizlik olur, sevdim ve yazdım, diyebilirim. Büşra Ün'ü ise ülkemizde çok zor şartlar altında çalışan ve başaran kadın sporcularımızın bir simgesi olarak yazmak istedim. Türkan Şoray'ı çocuklara anlatırken onu sadece beyaz perdeye yansıyan güzelliği ve yeteneğiyle değil, sinemaya verdiği emekle tanısınlar istedim. Sahip olduğu yere gelmek için nasıl çalıştığını, sinemayı nasıl sevdiğini bilsinler istedim. Büşra Ün'ü yazarken de fiziksel olarak sahip olduğu engele rağmen hayata nasıl tutunduğunu, çok emek vererek çok şeyin üstesinden gelinebileceğini, büyük başarıların altında aşk ve emeğin olduğunu anlatmayı odağa aldım.

Pelin Buzluk’tan Adile Naşit, Canan Dağdeviren ve Halet Çamlıbel

Yazmak istediğim kişileri, en çok hayranlık ve/veya sevgi duyduğum isimler arasından seçmeye çalıştım. Böylece Adile Naşit, Canan Dağdeviren ve Halet Çambel'İn hikayelerini yazdım. Seçmek pek de kolay olmadı. Okuyucuda umut, zorluklara karşı mücadeleyi sürdürme ve hayallerinin peşinden koşma isteği uyandırmak istedim.

Banu Bozdemir’den Azra Erhat

Önceliğim olamadı ama kitaptaki isimlerin hepsi zaten birbirinden değerli, kadın dünyasına öncülük edebilecek isimlerdi. Azra Erhat'ı yazmaktan çok memnunum. Kendisi fikirlerini, çevirilerini her daim takip etmekten çok mutlu olduğum öncü isimlerden biriydi. Bu anlamda amacım onu yeni nesillerle tanıştırmak, azim ve kararlılığının yeni kuşaklar için bir yol oluşturmasına vesile olmaktı. Hayatında yapmak istediği her şeyin arkasında duran bir isim her zaman örnek olunacak bir çerçeve çizer ve sizi de onun içine alabilir. Azra Erhat, benim için öyle bir isimdi.

Selda Salman’dan Jale İnan

Ben Türkiye'nin ilk kadın arkeologlarından Jale İnan'ın hikayesini anlattım. Yıllardır gerek eğitim sistemimiz gerekse aldığımız kültür gereği soru sormak, merak etmek bizim için çok uzak noktalar oldu. Çok küçük yaşlardan itibaren bir şeyleri merak etmek, araştırmak veya sorgulamak -aslında yaşamın gereğiyken- bizim için belki de şu an normalin dışında bir yerde. Fakat Jale İnan öyle değildi. Araştırmak, sorgulamak, bunlarda inat etmek onun en belirgin karakteriydi. Jale İnan, bizim kaybettiğimiz bu değerlerin temsilcisidir. Merak etmekten, araştırmaktan bıkmayan inatçı bir kadındır. Bu sistemde merak etmeye, araştırmaya inat edecek çocuklarımız için Jale İnan. Sorgulamaktan vazgeçmeyen çocuklarımız için...

Çağla Üren’den Dilhan Eryurt

Ben, projeye biraz erken dahil oldum ve böylece kitapta yer alması planlanan isimlerden seçim yapma şansını elde edebildim. Türkiye'nin ilk kadın astrofizikçisi olan ve yıldızların evrimi üzerine çalışarak Güneş hakkında çok önemli şeyler keşfeden, ayrıca insanlığın Ay'a ilk adımı atmasında da büyük katkısı olan Dilhan Eryurt'un öyküsünü yazmak istedim. Çocukluğumda astronot olmak, yıldızlarla ilgili araştırmalar yapmak istiyordum. Edebiyat okudum ve bundan memnunum ama hala, “Fırsatım olsaydı bir astrofizikçi olurdum,” diye düşünüyorum.

Doğa bilimleriyle uğraşan insanlar, hem batıl inançlar hem de cinsiyetçi ayrımlar yüzünden çeşitli zorluklarla karşılaşıyorlar. Ben öyküyü yazarken bir kadının doğa bilimlerinde çok büyük başarılar elde edebileceğini ve de kutsal sayılan ve korkarak bakılan gökyüzünü keşfedebileceğini vurgulamak istedim. Öyküyü okuyanlar ne hissediyor bilemiyorum. Ama umarım, “Kızlar astronot olabiliyor mu?” diye düşünmeden ya da korkmadan gökyüzüne bakabilmeleri için okurları cesaretlendiren bir öykü olmuştur.

Kim demiş ki ben yapamam? Köstebek’ten çıktı. Türkiye’de ilkleri gerçekleştiren kadınların portrelerinin yer aldığı kitap Çağla Üren tarafından yayına hazırlandı, Can Tuğrul, Eda Çağıl Çağlarırmak, Elif Uludağ, Umut Can Yıldız, Zeynep Özatalay çizimlerini yaptı.

Kırk bir öncü kadının hikayesinin anlatıldığı kitaba konu edinen isimler şunlar:

Adile Naşit, Afet İnan, Afife Jale, Aysel Gürel, Azra Erhat, Behice Boran, Bilge Olgaç, Büşra Ün, Canan Dağdeviren, Dilhan Eryurt, Duygu Asena, Fatma Aliye Topuz, Füreya Koral, Füruzan, Füsun Akatlı, Gülten Akın, Halet Çambel, Halide Edip Adıvar, İdil Biret, Jale İnan, Lale Orta, Latife Uşşaki, Leyla Erbil, Leyla Gencer, Mihri Müşfik, Muazzez İlmiye Çığ, Fatma Refet Angın, Remziye Hisar, Sabire Aydemir, Safiye Ali, Samiye Cahid Morkaya, Selma Rıza Feraceli, Sevgi Soysal, Süreyya Ağaoğlu, Şebnem Ferah ve Volvox, Şirin Tekeli, Türkan Saylan, Türkan Şoray, Yasemin Dalkılıç, Yıldız Kenter ve Zeynep Hanım.

(SS/EA)

 


İstanbul - BİA Haber Merkezi

21 Nisan 2018, Cumartesi

Soner Sert